Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2575 E. 2025/7551 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2575
Karar No
2025/7551
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/298 E., 2022/2608 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/18 E., 2020/258 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmişse de 17.11.2025 tarihli dilekçeleri ile duruşma isteminden vazgeçtiklerini belirttiklerinden temyiz incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul ili ..... ilçesi .... köyü 134, 1034, 135, 10 30... parsellerle etrafı çevrili tapulama harici yaklaşık 40 dönümlük çalılık alanı 30 yıla yakın bir süredir imar ihya etmek suretiyle kullandığını, müvekkilinin çalılık ve tarıma müsait olmayan bu alanı 1980 yılından bu yana imar ve ihya etmek suretiyle tarıma uygun hale getirdiğini, söz konusu çalılık alanı önce temizlediğini, sonra belli kesimlerine meyve ağaçları diktiğini, bazı kesimlerini ise tarla haline getirdiğini belirterek, tapulama harici çalılık alanının tamamının müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir. Asli müdahil ... vekili davaya müdahale dilekçesinde özetle; davacının davasında haklı olduğunu, davacının dava ettiği tapulama harici çalılık alanın bir kısmını (14.000 m²) 15.03.2003 tarihinde davacıdan müvekkilinin satın aldığını, buna ilişkin sözleşmenin ekte sunulduğunu belirterek, tapulama harici çalılık alanın 14.000 m²sinin müvekkili adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddeleri gereğince olağanüstü zamanaşımı nedenine dayalı tescil davası olduğu, her ne kadar davacı tarafın taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmını, asli müdahil ...'da (B) harfleriyle gösterilen kısmını uzun yıllardan bu yana kullandıklarını belirterek, taşınmazda belirtilen kısımların adlarına tapuda tescili talebinde bulunmuş iseler de; yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 766 sayılı Tapulama Kanunu gereğince kadastro çalışmalarının 1977 yılında yapıldığı, 2560 sayılı İSKİ Kanunu'nun verdiği yetkiye dayalı olarak 13.03.1984 yılında içme ve kullanma suyu temin edilen ve edilecek olan yüzeysel su kaynaklarının kirlenmeye karşı korunması hakkındaki yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 1988 yılından bu yana .... Baraj gölünün korunması gereken havzalar arasına alındığı, dava konusu taşınmazın ... Baraj gölünün uzun mesafeli koruma alanında kaldığı, koruma alanı kapsamında olan bu tür yerler üzerinde koruma alanı kapsamına alındığı tarihten sonraki zilyetliğin hukuki kıymet taşımadığı, kadastro tespitinin yapıldığı tarih ile taşınmazın baraj havza koruma kapsamı alanına alındığı tarihler arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımının geçmediği, davacı ve asli müdahil yararına zilyetliğe dayalı kazanım koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; "tüm dosya kapsamından, taşınmazın bilirkişi heyeti raporunda ziraat amaçlı kullanımın (imar, ihyanın tamamlanması) 1990 yılından sonra başladığı beyan edildiğine, tescil harici bırakılan uyuşmazlık konusu yeri de kapsayan 29.07.1980 onay tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul .... Alan Nazım İmar Planı bulunduğuna, bu halde 3402 sayılı Kanun'un 17/son maddesi gereğince olağanüstü zilyetlikle kazanım için süre koşulu da gerçekleşmediğine göre, İlk Derece Mahkemesince davacı ve asli müdahil lehine zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığından yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediği" belirtilerek, davacı ve asli müdahil vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile asli müdahil vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacı ... ile asli müdahil ...'dan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2575, K. 2025/7551, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-2575-e-2025-7551-k-43dd60fe789b