Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2046 E. 2025/2880 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2046
- Karar No
- 2025/2880
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2136 E., 2023/134 K. DAVA TARİHİ : 16.12.2014 KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/565 E., 2016/515 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi ve şerhin terkini istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili ile asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ...Mahallesi 40086 ada 3 parsel sayılı 1.492 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın arsa niteliğiyle davalı ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, tapu malikinin kimlik bilgilerinin tespit edilememesi nedeniyle ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/139 Esas, 2014/1296 Karar sayılı kararıyla; ... Defterdarının kayyım olarak atandığını, taşınmazın 11.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosuna göre kısmen orman sınırları içinde bulunduğunu belirterek, taşınmazın orman sınırları içinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, davalının müdahalesinin men'ine ve beyanlar hanesinde davalı ... lehine yer alan haciz şerhinin terkinine karar verilmesi istemiyle dava açmış, yargılama sırasında asli müdahil Hazine, taşınmazın tamamının, öncesi ve eylemli hali itibarıyla orman olduğu savıyla davaya katılarak, taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla adına tescilini ve davalıların müdahalesinin men’ini istemiştir. Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Bilirkişiler raporu doğrultusunda krokide (A) ile gösterilen kısmın 1987 yılında yapılarak 1989 yılında sınırları kesinleşen ilk orman kadastrosunda Kançeşme Devlet Ormanı sınırları içerisinde kaldığı, davalı parselin 1.361,35 m²lik bilirkişilerin krokisinde (C) harfi ile gösterdikleri kısmın ise kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığı, ancak eylemli kullanım durumları itibari ile hiçbir tarım faaliyeti yapılmayan sık kapalı ve yaşlı kızılçam ağaçları ile kaplı olduğu, bu yerin de orman sayılması gerektiği, davacının davasında bu nedenle haklı olduğu, davalı ... aleyhine açılan davanın konusuz kaldığı" gerekçesiyle, davalı ... Belediyesi aleyhine açılan davada dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... oğlu ... kayyumu aleyhine açılan davanın kabulü ile davaya konu ... ili ... ilçesi ...Mahallesi 40086 ada 3 nolu parselin bilirkişilerin krokisinde (A) harfi ile göstermiş olduğu 130,65 m²'lik yer ve (C) harfi ile gösterilen 1.361,35 m²lik kısmın tapusunun iptali ile bu yerin Hazine adına orman vasfı ile tapuya tespit ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı kayyımı ... Defterdarlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Dava konusu 40086 ada 3 parselin teknik bilirkişilerce düzenlenen rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 130,65 m²lik kısmının, 1989 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit çalışmaları sonunda Kançeşme Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı; aynı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 1361,35 m²lik kısmının ise 1989 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kalmasına rağmen; bu kısım ile birlikte taşınmazın tamamının en eski tarihli (tapulama çalışmalarının yapıldığı 1967 yılı ve öncesine ait) hava fotoğrafları ve memleket haritalarında, bitişiğindeki ormanın devamı niteliğinde, orman toprak ve bitki örtüsü ile kaplı olduğu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olduğundan dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, buna karşılık; gerek Orman İdaresi vekili tarafından, gerekse asli müdahil Hazine vekili tarafından davalının, dava konusu taşınmaza haksız müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi talep edilmesine rağmen; bu talebe ilişkin olarak mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin ise isabetsiz olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 359/2. maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu, anılan yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu ve mahkemece yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerektiği, kararda taleplerin her biri hakkında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu" gerekçesiyle, davalı kayyım vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davalı ... aleyhine açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... oğlu ... aleyhine, davacı ... İdaresi ve asli müdahil Hazine tarafından açılan davanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden kabulüne, ... ili ... ilçesi ...Mahallesi 40086 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı ... İdaresi ve asli müdahil Hazine tarafından açılan davanın, müdahalenin önlenmesi talebi yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi, müdahil Hazine ve davalı kayyım ... Defterdarı vekillerince temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi neticesinde Dairemizin 04.07.2022 tarihli ve 2022/2626 Esas, 2022/6469 Karar sayılı ilamıyla; "Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine göre, davacı ... İdaresi ve müdahil Hazine vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, davalı kayyım vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede ise; 6100 sayılı Kanun'un 65. maddesinin, “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir” hükmünü ihtiva ettiği, davacı ... İdaresinin açmış olduğu davanın, 40086 ada 3 parselin 27.06.2016 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmına yönelik olduğu, davanın konusunu, anılan raporda 40086 ada 3 parselin (A) harfi ile gösterilen bölümünün oluşturduğu, yargılama sırasında davaya asli müdahalede bulunan Hazinenin, her ne kadar bu hususta kendi bağımsız hakkı olsa da, davaya müdahalesinin, yukarıdaki Kanun hükmü uyarınca ancak davacı tarafından dava konusu edilen yere ilişkin olabileceği, bu doğrultuda, bilirkişiler kurulu raporunda 40086 ada 3 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmı dışında kalan ve (C) harfi ile gösterilen kısmına yönelik olarak herhangi bir dava bulunmadığı gözetilerek, asli müdahil Hazinenin, dava konusu olmayan taşınmazın (C) ile gösterilen bölümüne yönelik talebi yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu bölüm yönünden de hüküm kurularak kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı" belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Tüm dosya kapsamına ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına göre; davacı ... İdaresi vekili tarafından, davalı ... oğlu ... aleyhine açılan ve asli müdahil Hazine vekilinin de müdahale talebinde bulunduğu kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tescil ile müdahalenin önlenmesi istemli davanın yapılan yargılaması sonunda; çekişme konusu taşınmazın bulunduğu yerde, 1948 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdidi, 11.10.1989 tarihinde kesinleşen, evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosu ve 2/B maddesi çalışmaları bulunmakta olup, genel arazi kadastrosunun 1968 yılında yapıldığı ve dava konusu 40086 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1988 yılında yapılan imar uygulaması sonucu oluştuğu ve davalı adına tapuya tescil edildiği; dava konusu 40086 ada 3 parselin, teknik bilirkişilerce düzenlenen rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 130,65 m²lik kısmının, 1948 yılında yapılan ilk orman tahdit çalışmaları sırasında orman kadastrosuna tabi tutulmadığı, orman sınırları dışında kaldığı, 1967 yılında yapılan tapulama çalışmalarında davalı adına tespit ve tescil edildiği; 1989 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu çalışmalarında ise, krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının Kançeşme Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı; aynı taşınmazın krokide (C) harfi ile gösterilen 1.361,35 m²'lik kısmının ise 1989 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı, Yargıtay bozma ilamında da vurgulandığı üzere, 6100 sayılı HMK’nin 65. maddesinin, “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir” hükmünü ihtiva ettiği, davacı ... İdaresinin açmış olduğu davanın, 40086 ada 3 parselin 27.06.2016 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmına yönelik olup, davanın konusunu, anılan raporda 40086 ada 3 parselin (A) harfi ile gösterilen bölümün oluşturduğu, yargılama sırasında davaya asli müdahalede bulunan Hazinenin, her ne kadar bu hususta kendi bağımsız hakkı olsa da, davaya müdahalesi, yukarıdaki Kanun hükmü uyarınca ancak davacı tarafından dava konusu edilen yere ilişkin olabileceği" gerekçesiyle, kamu düzeni kurallarının da dikkate alınması ile, davalı ... oğlu ... vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan yönlerden kısmen kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davacı ... İdaresi vekili ile asli müdahil Hazine vekilinin, davalı ... oğlu ...'ya yönelik davalarının kısmen kabulüne, kısmen reddine; davalı ... aleyhine açılan dava konusuz kaldığından, davalı ... aleyhine açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ... ili ... ilçesi ...Mahallesi 40086 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 27.06.2016 havale tarihli bilirkişi raporu ve eki ifraz krokisinde (A) harfi ile gösterilen 130,65 m²lik kısmının ifrazı ve tapu kaydının iptali ile, aynı adanın son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline; kalan kısmının davalı ... oğlu ... üzerinde bırakılmasına; davacı ... İdaresi ve asli müdahil Hazine tarafından açılan davanın, müdahalenin önlenmesi talebi yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ile asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi ve şerhin terkini istemlerine ilişkindir. Çekişme konusu taşınmazın bulunduğu yerde, 1948 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan orman tahdidi, 11.10.1989 tarihinde kesinleşen, evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosu ve 2/B maddesi çalışmaları bulunmakta olup, genel arazi kadastrosunun 1968 yılında yapıldığı ve dava konusu 40086 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1988 yılında yapılan imar uygulaması sonucu oluştuğu ve davalı adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un istinaf ve temyize dair hükümleri gereğince, İlk Derece Mahkemesinin dava hakkındaki kararının istinaf incelemesi ile ortadan kaldırılıp Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında yeniden karar verildiği hallerde, bu yeni kararın Yargıtay incelemesinden geçerek bozulması ve bozma ilamına Bölge Adliye Mahkemesince uyulmasına karar verilmesi durumunda, Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilâmının gerekleri doğrultusunda işlem yapılıp, sonucunda davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, Belediyeye karşı davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı tapu maliki aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiş, bu kararın davalı tapu maliki kayyımı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353. maddesi hükmü doğrultusunda İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve Belediye Başkanlığı aleyhine açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... oğlu ... aleyhine, davacı ... İdaresi ve asli müdahil Hazine tarafından açılan davanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden kabulüne, müdahalenin önlenmesi talebi yönünden ise reddine dair hüküm tesis edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz üzerine de Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesinin anılan hükmünün bozulmasına karar verilmiş, akabinde Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak temyiz incelemesine konu karar verilmiştir. Bu itibarla; Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyulmasından sonraki aşamada, bozma gereklerine uygun şekilde davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi, diğer bir ifadeyle, Yargıtay bozma ilamından sonra Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf incelemesi yapılmayıp, yeniden hüküm oluşturulması gerekirken; bozma ilamı öncesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ortadan kaldırılan 29.12.2016 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi yapılması usul ve kanuna aykırı olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmiş, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı ... İdaresi ve asli müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.