Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2019 E. 2025/7162 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2019
Karar No
2025/7162
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/485 E., 2016/1293 K. KARAR : Bilirkişi raporlarında (C) harfi ile gösterilen alandaki 20-25 yaşlarındaki 365 adet zeytin ağacının mülkiyetinin davalılara ait olduğunun tespitine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın bilirkişi raporlarında (C) harfi ile gösterilen alandaki 20-25 yaşlarındaki 365 adet zeytin ağacının mülkiyetinin davalılara ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararın davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava konusu Muğla ili .... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 1 15... parsel sayılı taşınmaz, yörede 2001 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda, 28.04.1954 tarihli ve 262 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle 60.390,10 m² yüzölçümlü olarak ve zeytinlik vasfıyla...,.... ve ... adlarına tespit edilmiş ve tescil edilmiştir. Taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde "3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı"na dair şerh bulunmaktadır. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Milas Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.04.1954 tarihli ve 1954/160 Esas, 1954/267 Karar sayılı tescil ilâmı sonucunda oluşan tespite esas tapu kaydının 25.340 m² miktar ve değişir sınırlı olduğunu, miktar fazlasının 3573 sayılı Kanun gereği oluşan ve hiç kimseye tahsis edilmemiş bulunan 66 numaralı zeytincilik parseli içinde, bir kısmının da taşlık, çalılık alanda kaldığını ileri sürerek, tapu kayıt miktar fazlasının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.04.2009 tarihli ve 2009/4460 Esas, 2009/ 6002 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşen orman kadastro sınırları dışında ve dayanılan tapu kapsamında kaldığı gerekçesi ile hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, dosya kapsamından, özellikle fen bilirkişi ...’ye ait 03.07.2003 tarihli rapor eki kroki ile tarım uzmanı bilirkişi ...’a ait 31.07.2003 tarihli rapor ve krokiden dava konusu parselin (A) harfi ile gösterilen 17.640,00 m²lik bölümünün 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun (3573 sayılı Kanun) gereğince parselajı yapılıp 66 numaralı zeytincilik parseli olarak belirlenen ve bugüne kadar hiç kimseye tevzi ve tahsis edilmeyen yerlerden olduğu; yine (B) harfi ile gösterilen 1.105,00 m²lik bölümünün aynı nitelikteki 65 numaralı zeytincilik parseli kapsamında kaldığı, bu yere orman kadastro tutanaklarında, yörede zeytincilik parsellerinin bulunduğundan bahisle “3573 sayılı Zeytinciliği Teşvik ve Islah Kanunu uyarınca ormandan tefrik edilmiş orman sayılmayan zeytinlikler olduğuna, bu sahalar içinde kalan mülk ve topraklar hakkında komisyonumuzca bilahare verilecek kararlar ile mülkiyet ihtilafi Mahkemeye intikal etmiş yerler hakkında Mahkemesince verilecek kararlar saklı kalmak kaydıyla” denilerek bir bölüm yerler bu şekilde şartlı olarak orman sınırları dışında bırakıldıkları, 1970, 1974, 1984, 19 86... tarihli Orman Kadastro Yönetmeliklerinin tümünde “3573 sayılı Kanun ile bu Kanun'u değiştiren 6777 sayılı Kanun'a göre Devlet ormanlarından tefrik edilmiş, zeytinlik, sakızlık ve harnupluk sahalar için tevzi işlemleri yapılmamış ise Devlet ormanı olarak sınırlandırılır.” hükmü bulunduğu, yine 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 7 nci maddesinde evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle, orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosunun orman kadastro komisyonunca yapılacağının belirtildiği, dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerinin gerçek kişiler adına tescil edilemeyeceği, geriye kalan bölümün ise 41.645 m² olup, Hazinenin taraf olmadığı tescil ilâmı sonucunda oluşmuş bulunan tapu kaydı miktarı ise 25.340 m² olup “dere” ve “yol” hudutları itibarıyla değişir sınırlı olduğunu, bu durumda 16.305,l0 m² yüzölçümündeki yerin miktar fazlası olarak kişiler adına kayıtlı olduğu, Hazine kayıt miktar fazlasının Devletin hüküm tasarrufu altındaki ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açtığına göre, tapunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C, 21... /3 üncü maddeleri gereğince miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmesi, miktar fazlasının 19 80... yıllarında tarım alanı olarak kullanılıp kullanılmadığının da kesin olarak saptanması gerektiği, bu nedenlerle; İlk Derece Mahkemesince, yeniden yapılacak keşif ile eksik olan yazılı hususların araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, Milas ilçesi .... köyü 1 15... parsel sayılı taşımazın 20.02.1013 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 17.141,36 m² ile (C) harfi ile gösterilen 17.908,74 m²lik toplam 35.050,10 m²lik alanın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, aynı Dairenin 12.03.2015 tarihli ve 2014/7854 Esas, 2015/1489 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmının 66 numaralı Hazine adına kayıtlı zeytincilik parseli içerinde kaldığı, (C) harfi ile gösterilen kısmının dayanak tapu kaydının miktar fazlası olduğu ve davalı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı belirlendiğine göre, davalılar vekilinin taşınmazın (C) harfi ile gösterilen kısmın mülkiyetine yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak, 21.02.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda tapu kaydının iptaline karar verilen (C) harfli kısımın üzerinde zeytin ağaçları bulunduğu bildirildiğine göre, İlk Derece Mahkemesince, ağaçların sayı ve yaşları belirlenerek bu ağaçların davalılara ait olduğunun 3402 sayılı Kanun'un 19/2 nci maddesi gereğince tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesine hükmedilmesi gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince, bu hususta karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; Muğla ili .... ilçesi ... Mahallesi 3 94... parsel (eski 1 15... parsel) sayılı taşınmazın 21.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ve 20.05.2016 tarihli bilirkişi raporlarında (C) harfi ile gösterilen alandaki 20-25 yaşlarındaki 365 adet zeytin ağacının mülkiyetinin davalılara ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu parselin bulunduğu yörede 1985 yılında 6831 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 2/B madde uygulamaları birlikte yapılmış ve dava tarihinden önce kesinleşmiştir. T.C. Anayasası'nın 141 inci maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 nci maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun'un 298/2 nci maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesi hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada kanuna uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince verilen kısa kararda; “Muğla ili .... ilçesi ... Mahallesi 3 94... parsel (eski 1 15... parsel) sayılı taşınmazın 21.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ve 20.05.2016 tarihli bilirkişi raporlarında (C) harfi ile gösterilen alandaki 20-25 yaşlarındaki 365 adet zeytin ağacının mülkiyetinin davalılara ait olduğunun tespitine, 3402 sayılı Kanun'un 19/2 nci maddesi gereği söz konusu muhdesatların davalılara ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesine, bu konuda Tapu Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,” karar verilmiş ve bu şekilde kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur.

Hüküm, bu nedenle Kanun'a, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na aykırı olarak tesis edildiğinden bozulması gerekmiştir. Kabule göre de hüküm fıkrasında davanın kabul edilip edilmediğinin yazılmamış olması ve dava konusu taşınmazın (B) ve (C) harfli kısımları için tescil hükmü kurulmamış olması da doğru değildir. SONUÇ: Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2019, K. 2025/7162, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-2019-e-2025-7162-k-83276936d9f6