Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1346 E. 2025/5695 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1346
- Karar No
- 2025/5695
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/61 E., 2022/20 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar Hazine, ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Dava konusu taşınmazların bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde 1954 yılında Toprak Tevzii Komisyonunca 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümlerine göre toprak tevzinin yapıldığı, 05.08.1969 tarihli belirtme tutanağı ile 51 numaralı Toprak Tevzii Komisyonu tarafından tekrar dağıtıma tabi tutulduğu, 2006 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan kadastro çalışmasında 1 24... parsel sayılı taşınmaza 1954 tarihli tapu kaydı ve toprak tevzii komisyonunun 30-L paftasında 63 numaralı parsel krokisi uygulanarak taşınmazın davacı ... adına tespit edildiği, 1 24... parsel sayılı taşınmaza 1987 tarihli tapu kaydı ve toprak tevzii komisyonunun 30-L paftasında 60 numaralı parsel krokisi uygulanarak taşınmazın birleşen davanın davalısı ... adına tespit edildiği, 1 24... parsel sayılı taşınmazın 2001 tarihli tapu kaydı ve 30-L paftasında 62 numaralı parsel krokisi uygulanarak birleşen davanın davacısı ... adına, dava konusu taşınmazlara komşu 1 24... parsel sayılı taşınmazın ise mera vasfıyla sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 24... parsel numaralı taşınmazının tapudaki kaydının 30 dekar olduğunu, kadastro çalışmalarında 24.749,61 m² olarak tespit edildiğini, mevcut halinden 6 dekar eksik hesaplandığını, yüzey ölçüsüyle tapudaki kayıtlarda geçen ölçünün farklı olduğunu belirterek, komşu 1 24... parsel malikine yönelik açtığı davada, kadastro tespitinin iptali ile gerçek duruma göre davaya konu taşınmazın gerçek yüzölçümü üzerinden davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 1 24... parsel numaralı taşınmazının kadastro çalışmaları esnasında yüzölçümünün gerçekte olduğundan 5.000 m² daha eksik tespit edildiğini, tapunun 86... sayfasında 77 sıra numarası ile 35.000 m² olduğunu, kadastro tespitinde ise 29.499,54 m² olarak ölçüldüğünü, bu eksikliğin ise komşu 1 24... , 9 ve 11 parsellere yazılmış olduğunu, (yargılama aşamasında 1 24... parselin, 1 24... parsel olduğu belirlenmiştir) kendisine ait 1 24... parsel numaralı taşınmazının belirlenecek sınırları ve gerçek yüzölçümü ile adına, diğer komşu parsellerin de belirlenecek olan yüzölçümlerine göre malikleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2017 tarihli ve 2013/143 Esas, 2017/18 Karar sayılı kararıyla özetle; asıl dava yönünden, davaya konu 1 24... parsel sayılı taşınmazın dayanak kaydının 05.08.1969 tarihli belirtme tutanağı ile 51 numaralı Toprak Komisyonu tarafından tekrar dağıtıma tabi tutulduğu, böylece davacı vekili tarafından ibraz olunan 05.10.1954 tarih cilt 36, sahife 50... sıra numaralı 35.000 m²lik dayanak tapu kaydının hukuki hükmünü yitirdiği, davaya konu 1 24... parsel sayılı taşınmazın (komisyon 63 parsel) =124/9E (12.079,78 m²) + 124/G (106,49 m²) + 124/10H (8.914,70 m²) + 124/15 I (3.644,90 m²) = 24.745,87 m² olması gerektiği, dava dilekçesinde ise davacının taşınmazının gerçekte 30.000 m² olması gerektiğini belirttiği, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesindeki koşulların mevcut bulunmadığı, 1 24... parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davaya ilişkin olarak; gerçekte dava konusu yapılmayan 1 24... parsel sayılı taşınmaz hakkında usulen açılmış bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına ve 1 24... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanak aslının, kadastro tutanağının olağan usule göre kesinleştirilmesi için ... Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, birleşen dava yönünden, 08.09.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporunda (F) harfiyle gösterilen ve "yol" niteliğiyle tespit harici bırakılan 472,35 m²lik yere ilişkin olarak; taşınmazla ilgili kadastro tutanağı düzenlenmediğinden uyuşmazlığın çözümünün kadastro mahkemesinin görevi dışında kaldığından, bu arazi parçasına ilişkin olarak davacı tarafından açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve Mahkemenin görevsizliğine, davacı ...'ın dava dilekçesinde belirttiği 1 24... parselin yerine 1 24... parsel numaralı mera niteliğiyle orta malı olan taşınmazı dava ettiği, bu nedenle dava konusu yapılmayan 1 24... parsel sayılı taşınmaz hakkında usulen açılmış bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, taşınmazın kadastro tespit tutanak aslının kadastro tutanağının olağan usule göre kesinleştirilmesi için ... Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, davacı ... tarafından Orman İdaresi aleyhine açılan davaya ilişkin olarak; tesis kadastrosuyla oluşturulan tapu sicilinde Orman İdaresinin hak sahibi ve taraf olma ehliyeti bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı ... tarafından dava konusu edilen 1 24... , 10, 11... parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davaya ilişkin olarak; taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 08.09.2009 tarihli teknik bilirkişi raporu ekindeki 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (A) harfiyle gösterilen 21.688,69 m²lik yerin 1 24... parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak, 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (E) harfiyle gösterilen 887,77 m²lik yerin 1 24... parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak, 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (B) harfiyle gösterilen 4.298,34 m²lik yerin 1 24... parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak, 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (C) harfiyle gösterilen 3.201,05 m²lik yerin 1 24... parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak, toplam 30.075,85 m² olacak şekilde birleştirilmek suretiyle 1 24... parsel numarasıyla ve kadastro tespit tutanağındaki gibi tarla niteliğiyle davacı ... adına tapuya tesciline, 1 24... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde (L) harfiyle gösterilen 23.861,84 m²lik yerin 1 24... parsel numarasıyla ve kadastro tespit tutanağındaki tarla niteliğiyle tespit gibi tesciline, 1 24... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde (K) harfiyle gösterilen 30.951,11 m²lik yerin 1 24... parsel numarasıyla ve kadastro tespit tutanağındaki gibi tarla niteliğiyle tespit gibi tesciline, 1 24... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde (P) harfiyle gösterilen 836.330,15 m²lik yerin 1 24... parsel numarasıyla ve kadastro tespit tutanağındaki gibi mera niteliğiyle sınırlandırılarak 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi uyarınca özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş; hükmün, davalılar Hazine, ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarihli ve 2017/5379 Esas, 2021/3427 Karar sayılı ilamı ile; İlk Derece Mahkemesince, davacıya ait 1 24... parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen bölümü yönünden hüküm kurulmadığı ve 1 24... parsel sayılı taşınmazın (E) harfi ile gösterilen bölümü ile 1 24... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü arasında (F) harfi ile gösterilen yol bulunduğu halde, infazı mümkün olmayacak şekilde (E) bölümünün (A), (B) ve (C) harfleriyle gösterilen bölümlerle birleştirilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince, infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulmuş olmasının isabetsiz olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulurak yapılan yargılama sonunda; 15.03.2022 tarihli ve 2021/61 Esas, 2022/20 Karar sayılı hükmünde; davacı ... vekili tarafından açılan davanın reddine, davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 1 24... , 10, 11... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile teknik bilirkişilerin 08.09.2009 tarihli bilirkişi raporu ekindeki ölçü krokisi esas alınmak suretiyle; 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (A) harfiyle gösterilen 21.688,69 m²lik yerin 1 24... parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak; 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (B) harfiyle gösterilen 4.298,34 m²lik yerin 1 24... parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak; 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (C) harfiyle gösterilen 3.201,05 m²lik yerin 1 24... parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak, toplam 29.188,08 m² olacak şekilde birleştirilerek aynı adanın en son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla ... adına tapuya tesciline, 1 24... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (E) harfiyle gösterilen 887,77 m²lik yerin 1 24... parsel sayılı taşınmazdan ifraz olunarak, aynı adanın en son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla ... adına tapuya tesciline, 1 24... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve (D) harfiyle gösterilen 7.810,85 m²lik yerin 1 24... parsel numarasıyla tarla niteliğiyle tespit gibi tesciline, 1 24... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve (L) harfiyle gösterilen 23.861,84 m²lik yerin 1 24... parsel numarasıyla tarla niteliğiyle tespit gibi tesciline, 1 24... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve (K) harfiyle gösterilen 30.951,11 m² lik yerin 1 24... parsel numarasıyla tarla niteliğiyle tespit gibi tesciline, 1 24... parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve (P) harfiyle gösterilen 836.330,15 m²lik yerin 1 24... parsel numarasıyla tespit gibi mera niteliğiyle sınırlandırılarak 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi uyarınca özel siciline kaydedilmesine, davacı ... tarafından davaya konu edilen ve teknik bilirkişiler tarafından tanzim olunan 08.09.2009 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (F) harfiyle gösterilen ve "yol" niteliğiyle tespit harici bırakılan 472,35 m²lik yere ilişkin olarak; davanın 6100 sayılı Kanun'un 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddiyle mahkemenin görevsizliğine, 1 24... parsel sayılı taşınmaz hakkında usulen açılmış bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 1 24... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak aslının olağan usule göre kesinleştirilmesi için ... Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, Orman İdaresinin işbu dava yönünden davalı sıfatıyla taraf olma ehliyeti bulunmadığından davanın 6100 sayılı Kanun'un 115/2.madde ve fıkrası uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davalılar Hazine vekili; taşınmazın mera olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını, davanın reddi gerektiği iddiasıyla; ... Belediyesi Başkanlığı vekili, taşınmazın evvelinden beri kullanılmayan Hazineye ait yer olduğunu, zilyetlik koşullarının oluşmadığını, taşınmazın mera vasfında olduğu iddiasıyla; ... Büyükşehir Belediyesi vekili, kanuni hasım olan idare aleyhine yargılama gideri ve harca hükmedilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaz üzerinde idarenin fiili tasarrufu bulunmadığından belediye yönünden davanın reddi gerektiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmişlerdir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyiz edenin sıfatına göre temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine, ... ve ... vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.