Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7216 E. 2025/6562 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7216
Karar No
2025/6562
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/11 E., 2018/7 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ... mirasçıları vekili, davacı ... vekili, davalılar Orman İdaresi vekili, ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... vekili tarafından Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/264 Esas sayılı dosyasına verilen 23.09.1958 tarihli dava dilekçesinde özetle; dilekçede hudutlarını belirttiği beş parça taşınmazın 1951 yılından beri çiftlik vasfında olduğunu, vekil edeninin murislerinden intikal ederek vekil edeninin mülkiyetine geçtiğini, ancak davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından haksız olarak taşınmazlara müdahale edildiğini açıklayarak, davalının dava konusu taşınmazlara müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacı ... vekili tarafından Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/161 Esas sayılı dosyasına verilen 14.07.1960 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalılar ... ve arkadaşlarının, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve dava dilekçesinde hudutları belirtilen taşınmazlara müdahale ettiğini, hatta ... tarafından, taşınmazların adına tescilini sağlayabilmek için Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/264 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını açıklayarak, davalıların dava konusu taşınmazlara müdahalesinin önlenmesi ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, akabinde Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesinin 1961/172 Esas sayılı dosyası ile ...’den taşınmaz satın aldığı iddia edilen 173 kişi aleyhine aynı taleplere dayalı olarak dava açmıştır. Yargılamalar devam ederken yörede 1961 yılında başlayan tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazların davalı olması nedeniyle halihazırda kimlerin zilyetliğinde olduğu belirtilmek suretiyle malik haneleri boş bırakılmıştır. Yörede tapulama çalışmalarının yapılmış olması nedeniyle az yukarıda bahsi geçen davalarda, Tapulama Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve dosyalar Tefenni Tapulama Mahkemesinin 1986/2 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. Tapu Müdürlüğü tarafından, başlangıçta, ... köyünde bulunan 2323 adet taşınmazın davalı olduğu gerekçesiyle tutanakları İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş, Tefenni Tapulama Mahkemesinin 1986/2 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazların tespiti/kapsam tayini açısından yapılan 29.04.1986 tarihli keşifte, 5 91... parseller, 10 48... parseller, 1222 parsel, 12 49... parseller, 1381 parsel, 17 67... parseller, 18 24... parseller, 19 53... parseller, 19 58... parseller, 23 83... parseller olmak üzere 527 adet parselin dava kapsamında olduğu tespit edilmiş, dava kapsamında bulunmadığı halde tutanakları İlk Derece Mahkemesine gönderilen diğer parsellere ilişkin dava işbu davadan tefrik edilerek Tefenni Kadastro Mahkemesinin 1986/42 Esas sayılı dosyasına kaydedilmiş ve bu dosya üzerinden, tutanakların olağan yollardan kesinleştirilmesi için Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, Tefenni Kadastro Mahkemesinin 1986/2 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada, 527 adet taşınmazın davalı olması nedeniyle, keşifleri tamamlanan taşınmazlara ilişkin davaların tefrikine karar verilmiş, (Tefenni Kadastro Mahkemesinin 2012/1, 2, 3, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13... Esas sayılı dosyaları ile 2014/4 Esas sayılı dosyası) tefrik edilen dosyalardan verilen kararların davacı ... vekili ile davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, tüm kararlar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamlarında; “Ana dosyada, 527 adet taşınmazın davalı olduğu ve bu parsellere ilişkin davaların tefrik edilerek işbu kararların verildiği, ancak İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için davaların birleştirilerek inceleme yapılması ve oluşacak sonuca göre hüküm tesis edilmesi gerektiği” gereğine değinilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamlarında ise; “Dava konusu taşınmazların sınırında orman bulunmasına ve davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin ise taşınmazların mera olduğu iddiası ile davaya katılmasına rağmen, yöntemince orman ve mera araştırması yapılmadığı gibi, davacı ... tarafından sunulan tapu kayıtlarının da usulünce araştırılmadığı” belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamlarına uyulmak suretiyle, tüm dava dosyaları birleştirildikten sonra yapılan yargılama neticesinde; “Taraflarca dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu edilen yerlere uymadığı, bu nedenle zilyetlik araştırması yapıldığı, taşınmazların orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve orman vasfında olmadığı, 6 15... parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olduğu, 6 15... parseller dışındaki taşınmazlar açısından, taşınmazların tutanaklarının edinme sütununda zilyet olarak belirtilen kişiler lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu” gerekçesiyle 6 15... parsel sayılı taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına, diğer 525 adet taşınmazın, taşınmazların tutanaklarının edinme sütununda zilyet olarak belirtilen kişiler adına tapuya tesciline, müdahillerin talepleri ile ilgili olarak ise Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... mirasçıları vekili, Hazine vekili, davalılar Orman İdaresi vekili, ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava kadastro tespitine itiraz isteğine ilişkindir. A. Davacılar ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılardan ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B. Davalılar ... (...), ... ve ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde; Her ne kadar ... (...), ... ve ... tarafından, “İlk Derece Mahkemesince, tapular verilecek şekilde hüküm kurulması” talebini içeren dilekçeler dosyaya sunularak temyiz harçları yatırılmış ise de, İlk Derece Mahkemesince, ... (...), ... ve ... murisleri adına tescil hükümleri kurulmuş olmakla, ... (...), ... ve ...’in İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmekte hukuki yararları bulunmadığından temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. C. Davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1834, 19 16... parsel sayılı taşınmazların, ...'ın mirası 4 pay kabul edilmekle; 1 payının kızı ...'ün kızı 1971 doğumlu ... adına, 1 payının kızı ...'ün oğlu 1975 doğumlu ... adına, 2 payının oğlu 1958 doğumlu ... adına tesciline karar verilmiş, ... tarafından, ...’ın mirasçılarının, eşi ... ve kendisi olduğu, ...’ın da taşınmazlardaki payını kendisine devrettiği, bu durumda taşınmazların tamamının kendi adına tescili gerektiği gerekçesiyle karar temyiz edilmiştir. Dosya arasında bulunan, ...’a ait nüfus kaydı ile yine ...’a ait Tefenni Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 1976/230 Esas ve 1976/373 Karar sayılı veraset ilamının incelenmesinde; nüfus kaydına göre, ...’ın eşi ...’ın ...’dan sonra 1977 yılında öldüğü, kendisinden önce 1957 yılında ölen 1937 doğumlu oğlu ...’ın, sağ olan 1940 doğumlu kızı ...’ın ve sağ olan 1958 doğumlu ...’ın bulunduğu, Tefenni Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 1976/230 Esas ve 1976/373 Karar sayılı veraset ilamına göre ise, ... mirasçıları olarak sadece eşi ... ile 1958 doğumlu oğlu ...’ın bulunduğu anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince nüfus kaydı ile veraset ilamı arasındaki çelişki giderilmeden, ...’ın mirasçılarının kim oldukları, mirasçılar arasında taksim, bağış, devir işlemi bulunup bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazlarda gerçek hak sahibinin kim olduğu belirlenmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, 1834, 19 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. D. Davalı ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1071, 1101, 1105, 1296, 13 00... parsel sayılı taşınmazların, ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, ... tarafından, kararda bir kısım mirasçıların gösterilmediği, ayrıca ...’ın mirasçısı olmanın yanında, çocuksuz ölen teyzeleri ...’in de mirasçıları oldukları, bu husus dikkate alınmadığından payların yanlış dağıtıldığı açıklanarak kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, dava konusu 1071, 1101, 1105, 1296, 13 00... parsel sayılı taşınmazların, 1915 doğumlu ... adına tesciline karar verilmiş olup, muris ...’ın mirasçılarından ..., teyzesi ...’in çocuksuz ölümü ile de hak sahibi olduklarını iddia etmiştir. Dava konusu taşınmazların tutanaklarının edinme sütununda zilyet olarak gösterilen ...’ın doğum tarihi ve baba adı yazılı olmadığı gibi, keşif mahallinde dinlenilen mahalli bilirkişiler de zilyedin ... olduğunu söylemekle yetinmiş, zilyet ...’ın baba adı ve doğum tarihi konusunda bir açıklamada bulunmamışlardır. Bu durumda mirasçılarından ..., teyzesi ...’in çocuksuz ölümü ile de hak sahibi olduklarını iddia ettiğine göre, taşınmazın zilyedinin adına tescil hükmü kurulan 1915 doğumlu ... yoksa daha uzak muris olabilecek ... mı olduğu hususu araştırılmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kabule göre ise 1071 parsel sayılı taşınmaz açısından muris ...’ın toplam payı 105 pay kabul edilmiş ancak adına tescil hükmü kurulan mirasçılara 90 pay dağıtılmış olup, pay payda miktarının eşit olmaması da doğru olmamıştır. E. Davacı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2) Davacı ... vekilinin temyiz itirazları açısından; a) İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1048 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir. Dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın uzun yıllardır şahıslarca işlendiği kanaatinin oluştuğu belirtilmiş ise de, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgu Uygulamasından yapılan sorgulamada, dava konusu taşınmazda herhangi bir tarımsal faaliyetin bulunmadığı, taşınmazın batısında mezarlık bulunduğu anlaşılmış, bu durumda ziraat bilirkişi raporunda yapılan tespitler konusunda duraksama oluşmuştur. Hal böyle olunca, mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle, dava konusu taşınmazın imar-ihya edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyasının ne zaman tamamlandığı, zilyetliğin terk edilip edilmediği, dolayısıyla dava konusu taşınmazda davalı ... mirasçıları lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. b) İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 2384 parsel sayılı taşınmazın, ..., ..., ... ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ise de; yargılama sırasında keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazın evvelinden beri meranın parçası olduğunu, hayvanların otlatıldığını ve sulak olarak kullanıldığını, sürüldüğünü hiç görmediklerini, ilk sürülmesinin tespit tarihi olan 1964 yılında olduğunu ancak sürüldükten sonra dahi otlak ve sulak olarak kullanıldığını, tarıma elverişli olmadığını beyan etmişler, dosyaya sunulan jeoloji bilirkişi raporunda ise taşınmazın bulunduğu sahanın mera özelliği gösterdiği belirtilmiştir. Bu durumda dava konusu 2384 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle ..., ..., ... ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre ise; dava konusu taşınmazın tutanağının edinme sütununda, taşınmazın ..., ..., ... ve ... zilyetliğinde olduğu belirtildiğine ve zilyetler açısından pay oranı belirtilmediğine göre, zilyetlerin eşit oranda (1/4) pay sahibi olduğu kabul edilip, herbirinin 1/4 pay oranı gözönünde bulundurulmak suretiyle mirasçılar adına tescil hükmü kurulması gerekirken, her bir murisin payı tam pay kabul edilerek murislerin kendi mirasçıları adına ayrı ayrı tam paya karşılık gelecek şekilde hüküm kurulması da doğru değildir. c) İlk Derece Mahkemesince her ne kadar dava konusu 1767, 1781, 1782, 1795, 1796, 1828 parsel sayılı taşınmazların sırasıyla, ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları, ..., ... mirasçıları, ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ise de, dosyaya ibraz edilen fen bilirkişi raporlarında taşınmazların kısmen karayolu kamulaştırma sahasında kaldığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca; ... Genel Müdürlüğü davaya dahil edilerek, herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılması, oluşacak sonuca göre taşınmaz maliki belirlenerek hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre ise, 1796 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak, ... mirasçıları adına hüküm tesis edilirken, muris ...’in toplam mirasının “0 (sıfır)” pay kabul edilmesi, ayrıca mirasçılardan ...’e pay verilmemesi de doğru değildir. 3) Davacı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları açısından; İlk Derece Mahkemesince, 2385 parsel (106/1 parsel) sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; davaya konu 2385 parsel (106/1 parsel) sayılı taşınmaz, komşu 1 06... ve 3 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte 1 03... sayılı orman parseli içinde kalmaktadır. Yargılama sırasında taşınmaz başında yapılan keşif sırasında 23.04.1948 tarihli ve 16 numaralı tapu kaydı mahalli bilirkişilere sorulmuş ve her ne kadar mahalli bilirkişiler tarafından tapu kaydının taşınmaza uyduğu belirtilmiş ise de, tapu kaydının mevki ve hudutları açısından bir açıklama ya da tespit yapılmamış, genel bir ifade ile tapu kaydının taşınmaza uyduğu belirtilmiş, keşif sonrasında dosyaya sunulan fen bilirkişi raporunda ise tapu kaydının taşınmaza uymadığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, orman mühendisi, ziraat mühendisi, jeodezi mühendisi bilirkişiler ile fen bilirkişisinden oluşacak heyet ile mahallinde yeniden keşif yapılması, davalılar tarafından dayanılan tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek, mevki ve hudutlarının mahalli bilirkişi ve tanıklara sorulması, tapu kaydında malik olarak görünen kişiler ile davalıların irs veya akdi ilişkilerinin olup olmadığının araştırılması, tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediğinin tespit edilmesi, dava konusu taşınmaza komşu 1 06... ve 3 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak açılmış bir dava olup olmadığının araştırılması, var ise davaların birleştirilerek çözüme kavuşturulması husususun düşünülmesi, toplanacak deliller sonucunda taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığının değerlendirilmesi, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. F. Kamu düzeni kapsamında yapılan temyiz incelemesinde; 1) İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1095, 10 99... parsel sayılı taşınmazların ... (...) adına, 2052 parsel sayılı taşınmazın ise ...adına tesciline karar verilmiş ancak kararın hüküm yerinde, ...’in ve ...’ın kimlik bilgilerine ulaşılamadığı açıklanmıştır. Bilindiği üzere taraf teşkili kamu düzeninden olup, taraf teşkili sağlanmadan uyuşmazlığın esası incelemez. Eldeki uyuşmazlıkta ...’in ve ...’ın nüfus kayıtlarına ve kendilerine ulaşılamadığına göre, ... (...) ve ...için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/1. maddesi gereğince kayyım atanması gerektiğinin gözönünde bulundurulması, bundan sonra işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Kabule göre ise, 1270 parsel sayılı taşınmazın parsel numarasının hüküm yerinde 11270 olarak yazılması da doğru olmamıştır. 2) İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 597 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1063 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1113 parsel sayılı taşınmazın, ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1117 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1263 parsel sayılı taşınmazın, ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1291 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1932 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1959 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1969 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 1991 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 2018 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 2031 parsel sayılı taşımazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına, 2106 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazların tutanaklarının edinme sütununda, taşınmazların adlarına tescil hükmü kurulan murislerin zilyetliğinde olduğu belirtilmiş ancak zilyetler açısından herhangi bir pay oranı belirtilmemiştir. Bu durumda zilyetlerin eşit oranda (1/2) pay sahibi olduğu kabul edilip, herbirinin 1/2 pay oranı gözönünde bulundurulmak suretiyle mirasçılar adına tescil hükmü kurulması gerekirken, her bir murisin payı tam pay kabul edilerek murislerin kendi mirasçıları adına ayrı ayrı tam paya karşılık gelecek şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. 3) İlk Derece Mahkemesince, 609 parsel sayılı taşınmazın, ... mirası 12 pay kabul edilmekle; 3 payının kızı ..., 3 payının kızı ..., 1 payının oğlu ...'in kızı ..., 1 payının oğlu ...'in oğlu ..., 1 payının oğlu ...'in oğlu ... adına tesciline karar verilmiştir. Muris ...’in miras meselesinde toplam pay miktarı 9 olmasına rağmen, kararda pay toplamının 12 olarak gösterilmesi ve akabinde mirasçılara 9 pay dağıtılması doğru olmamış ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. 4) İlk Derece Mahkemesince, 1083 parsel sayılı taşınmazın ... mirası “0” pay kabul edilmekle; 3 payının kızı ..., 3 payının kızı ..., 1 payının oğlu ...'in kızı ..., 1 payının oğlu ...'in oğlu ..., 1 payının oğlu ...'in oğlu ... adına tesciline karar verilmiştir. Muris ...’in miras meselesinde toplam pay miktarı 9 olmasına rağmen, kararda pay toplamının “0” olarak gösterilmesi ve akabinde mirasçılara 9 pay dağıtılması doğru olmamış ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. 5) İlk Derece Mahkemesince, 1092 parsel sayılı taşınmazın ... mirası 30 pay kabul edilmekle; 2 payının oğlu ...'nın oğlu ..., 1 payının oğlu ...'nın kızı ...'ın oğlu ..., 1 payının oğlu ...'nın kızı ...'ın oğlu ..., 2 payının oğlu ...'nın kızı ..., 2 payının kızı ...'nin oğlu ..., 1 payının kızı ...'nin kızı ...'nin oğlu ..., 1 payının kızı ...'nin kızı ...'nin oğlu ..., 2 payının kızı ...'nin oğlu ..., 6 payının kızı ..., 6 payının kızı ... adına tesciline karar verilmiştir. Dosya arasında bulunan ...’a ait nüfus kayıtlarına göre murisin, adına tescil hükmü kuralan mirasçıları dışında mirasçısı olarak kızı ... da bulunmakta olup, ... adına tescil hükmü kurulmaması ve 30 paydan 24 payın dağıtılarak pay payda eşitsizliği yaratılması doğru olmamış ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. 6) İlk Derece Mahkemesince, 1841 parsel sayılı taşınmazın ... mirası 24 pay kabul edilmekle; 4 payının kızı ..., 4 payının oğlu ..., 1 payının oğlu ...'un oğlu ..., 1 payının oğlu ...'un oğlu ..., 1 payının oğlu ...'un oğlu ..., 1 payının oğlu ...'un oğlu ..., 4 payının oğlu ... adına tesciline karar verilmiştir. Muris ...’un miras meselesinde toplam pay miktarı 16 olmasına rağmen, kararda pay toplamının 24 olarak gösterilmesi ve akabinde mirasçılara 16 pay dağıtılması doğru olmamış ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. 7) İlk Derece Mahkemesince, hükmün “K” maddesinde, “Dava konusu 1281, 1282, 1283, 1284, 12 85... parsellere dair ...'nın kadastro tutanağına yaptığı itirazı subut bulmadığından reddine” şeklinde hüküm tesis edilmiş ise de; eldeki davanın başlangıcında Tapu Müdürlüğü tarafından, ... köyünde bulunan 2323 adet taşınmazın davalı olduğu gerekçesiyle tutanakları İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş, Tefenni Tapulama Mahkemesinin 1986/2 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazların tespiti/kapsam tayini açısından yapılan 29.04.1986 tarihli keşifte, 5 91... parseller, 10 48... parseller, 1222 parsel, 12 49... parseller, 1381 parsel, 17 67... parseller, 18 24... parseller, 19 53... parseller, 19 58... parseller, 23 83... parseller olmak üzere 527 adet parselin davalı konumunda olduğu tespit edilmiş, dava kapsamında bulunmadığı halde tutanakları İlk Derece Mahkemesine gönderilen diğer parsellere ilişkin dava işbu davadan tefrik edilerek Tefenni Kadastro Mahkemesinin 1986/42 Esas sayılı dosyasına kaydedilmiş ve bu dosya üzerinden, tutanakların olağan yollardan kesinleştirilmesi için Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. 1381 parsel sayılı taşınmazın tutanağı da, olağan yollardan kesinleştirilmesi için Tapu Müdürlüğüne gönderilmiş olup eldeki davanın konusu değildir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 1381 parsel sayılı taşınmazı da kapsayacak biçimde “Dava konusu 1281, 1282, 1283, 1284, 12 85... parsellere dair ...'nın kadastro tutanağına yaptığı itirazı sübut bulmadığından reddine” şeklinde karar verilmesi doğru olmamış ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. S O N U Ç : Davacılar ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, Davalılar ... (...), ... ve ...’in temyiz dilekçelerinin yukarıda (B) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, Davacı ... vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının (E.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, (F.3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 609 parsel sayılı taşınmaz açısından, hükmün 201. maddesindeki “... mirası 12 pay kabul edilmekle ....” ibarelerinin yerine “... mirası 9 pay kabul edilmekle ....” ibarelerinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, (F.4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 1083 parsel sayılı taşınmaz açısından, hükmün 159. maddesindeki “... mirası 0 pay kabul edilmekle ....” ibarelerinin yerine “... mirası 9 pay kabul edilmekle ....” ibarelerinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, (F.5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 1092 parsel sayılı taşınmaz açısından, hükmün 150. maddesindeki “....6 payının kızı 1938 doğumlu ... adına ....” ibarelerinden sonra gelmek üzere, “....6 payının kızı 1940 doğumlu ... adına ....” ibarelerinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, (F.6) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 1841 parsel sayılı taşınmaz açısından, hükmün 74. maddesindeki, “...’un mirası 24 pay kabul edilmekle ....” ibarelerinin yerine “...’un mirası 16 pay kabul edilmekle ....” ibarelerinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, (F.7) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, 1381 parsel sayılı taşınmaz açısından, hükmün “K” maddesindeki, “Dava konusu 1281, 1282, 1283, 1284, 12 85... parsellere dair ...'nın kadastro tutanağına yaptığı itirazı subut bulmadığından reddine” cümlesindeki “1381” numarasının hükümden çıkarılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, Dava konusu 5 91... parseller (5 97... parseller hariç), 10 48... parseller (1048, 1063, 1071, 1083, 1092, 1095, 1099, 1101, 1105, 1113, 1117 parseller hariç) 1222 parsel, 12 49... parseller (1263, 1270, 1291, 1296, 1300 parseller hariç), 17 67... parseller (1767, 1781, 1782, 1795, 1796 parseller hariç), 18 24... parseller (1828, 1834, 1841, 1916,1932,1939 parseller hariç) 1953, 1954, 19 55... parseller, 19 58... parseller (1959, 1969, 1991, 2018, 2031, 2041, 2106 parseller hariç), 2383 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 579,50 TL'nin temyiz eden davacılar ... mirasçılarından alınmasına, Davalı ...’ın temyiz itirazlarının (C) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle, hükmün 1834, 19 16... parsel sayılı taşınmazlar yönünden BOZULMASINA, Davalı ...’ın temyiz itirazlarının (D) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle, hükmün 1071, 1101, 1105, 1296, 13 00... parsel sayılı taşınmazlar yönünden BOZULMASINA, Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının (E.2.a), (E.2.b), (E.2.c) numaralı bentlerde sayılan nedenlerle kabulüyle, hükmün 1048, 2384, 1767, 1781, 1782, 1795, 17 96... parsel sayılı taşınmazlar yönünden BOZULMASINA, Davacı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının (E.3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle, hükmün 2385 parsel (106/1 parsel) sayılı taşınmaz yönünden BOZULMASINA, Kamu düzeni kapsamında yapılan temyiz incelemesinde; (F.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün 1095, 10 99... parsel sayılı taşınmazlar yönünden BOZULMASINA, (F.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün 597, 1063, 1113, 1117, 1263, 1291, 1932, 1959, 1969, 1991, 2018, 20 31... parsel sayılı taşınmazlar yönünden BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenler davalılar ..., ... (...), ..., ... ve ...'a ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7216, K. 2025/6562, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-7216-e-2025-6562-k-22b592b269fe