Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6658 E. 2024/6695 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6658
Karar No
2024/6695
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/133 E., 2021/137 K. DAVA TARİHİ : 04.06.2015 KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki orman iddiasına dayalı tapu iptal tescile yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Düzce ili Merkez ilçesi ... mahallesi 165 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; ... köyünde 2007 yılında kesinleşmiş 5304 sayılı kadastro uygulamasının bulunduğunu, ... köyünde ise 1744 sayılı orman kadastro çalışması ve 5304 sayılı kadastro uygulaması bulunduğunu, ... köyü kadastrosu üzerine, ... köyü 1744 orman kadastro çalışması atıldığında ... köyünde bulunan 165 ada 2 parselin tamamının ... köyü 1744 sayılı orman kadastro çalışmalarına göre orman sayılan alan içinde kaldığının görüldüğünü, halen veya öncesi orman olan taşınmazın özel mülke konu olmasının mümkün olmadığını belirterek taşınmazın tamamının tapusunun iptali ile orman olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.10.2019 tarihli ve 2018/3632 Esas, 2019/5699 Karar sayılı ilamı ile; öncelikle taşınmazın eskiden bağlı olduğu Kabalak köyünde orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ise orman tahdidine ilişkin tüm belgelerin getirtilmesi, ayrıca taşınmazın öncesi itibariyle orman olduğu iddiasına da dayandığından taşınmazın ve öncesinin memleket haritası ve hava fotoğraflarında ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanarak öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınarak karar verilmesi hususunda, eksik araştırma ve inceleme sebebiyle bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; davaya konu ... mahallesi, 165 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1944 tarihli hava fotoğrafında tamamının ormanlık alanda kaldığı, 1966 tarihli hava fotoğrafında tamamının orman örtüsünden temizlenmiş açıklık alana dönüştüğü, 1976 tarihli hava fotoğrafında orman sayılmayan alanda kaldığı, 1984 tarihli hava fotoğrafında tamamının fındıklık alanda kaldığı, 1959 tarihli memleket haritasında orman vasfında olduğu, çok az bir kısmının açık renkli orman sayılmayan alanda kaldığı, 1982 tarihli memleket haritasında beyaz renkli açıklık alanda kaldığı, ... köyü tapulama çalışmaları sırasında, ... köyü idari sınırında bulunan ancak ... köyü 1744 sayılı Kanunla değişik Orman Kadastro çalışmaları kesinleştiği ve Kapanca Devlet Ormanı olarak sınırlardırılan alan içerisinde bulunduğu ve taşınmazın orman olduğu sonuç ve kanaatine varılarak açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davalı tarafından; taşınmazın fındık bahçesi olarak kullanıldığı, 1960 yılından bu yana fındık tarımı yapıldığı, taşınmazın orman vasfını yitirdiği, 2007 yılında yapılan kadastro tespitinde orman vasfı bulunmayan taşınmazların zilyetleri adına tespit görerek tapulandığı halde Mahkemece işbu davanın kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği iddiasıyla temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6658, K. 2024/6695, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-6658-e-2024-6695-k-9f63760eb41c