Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6278 E. 2024/6075 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6278
- Karar No
- 2024/6075
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/887 E., 2022/654 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/253 E., 2021/55 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili ... ilçesi ... Köyünde 5831 Sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (5831 Sayılı Kanun) 8 inci maddesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) Eklenen 4 üncü maddesine göre yapılan Orman Kadastro Komisyonlarınca 2/B ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin fiili kullanım kadastrosu çalışması yapılıp tamamlandığını, davacıların 441 ada 16 parselin içerisinde yıllardır beyannamesini verip ödediklerini, elektrik ve suyu bulunan evlerinin olduğunu, yıllardır malik sıfatıyla kullandıkları yerin çalılık olarak Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın kullanıcısı olduklarının belirtilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davada Hazineye husumet yöneltilemeyeceğinden husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, orman dışına çıkartılan alanların olağanüstü zamanaşımı yolu ile kazanılmasının engellendiğini, çalıların da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, dava konusu taşınmazın zilyetlikle ya da başka suretle iktisap edilebilecek yerlerden olmadığını, davacıların malik sıfatının olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Feri Müdahil ... vekilinin dilekçesi ile; davaya konu ... Köyü 441 ada 16 parsel nolu taşınmazda davacıların muhdesatının ve fiili kullanımının bulunmadığını, ...'ın dava konusu parseli müvekkilini verdiğini, müvekkilinin kayalarını kırdırdığını, çalılarını temizlettiğini, davacıların bu parselle ilgilerinin bulunmadığını ileri sürerek davalı taraf yanında davaya katılmasının sağlanarak davacıların davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu ... köyü 441 ada 16 parsel sayılı taşınmazın 22.06.1998 tarihinde niteliğini yitirdiği gerekçesiyle yapılan kadastro tespitinde edinme sebebi sütununda "tarla" niteliği ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı anlaşılmakla ve kadastro tutanaklarının incelenmesinden söz konusu kadastro tespitinin 26.03.1999 yılında kesinleştiği görülmektedir. Kesinleşen tespitte 'kullanıcısı yoktur' şerhinin bulunduğu, davacı tarafça dava konusu taşınmazda kullanıcı olduklarının şerh edilmesinin talep edildiği, ancak eldeki davanın kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak açıldığı, kadastro tespitinin kesinleştiği 26.03.1999 tarihinin üzerinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesi hükmü kamu düzeninden olup, mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmasının gerektiği ve hak düşürücü süre niteliğinde olduğu, yasada belli bir amacı olan ve kadastral çalışlamaları düzenleyen yasal ve hak düşürücü nitelikteki bu süreyi bertaraf edici hiçbir hukuki nedenin olmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.