Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2805 E. 2024/7059 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2805
- Karar No
- 2024/7059
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1414 E., 2022/7 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Araklı Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/84 Esas, 2021/207 Karar Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Araklı Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın EPDK yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden reddine ilişkin kararına karşı davacı vekili ve ihbar edilen EPDK vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuş, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle esas hakkında yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili ve ihbar edilen EPDK vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını ayrı ayrı temyizi üzerine, yine davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; duruşma isteğinin miktardan reddine karar verilmekle, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli Trabzon ili Araklı ilçesi Köprüüstü Mahallesi çalışma alanında bulunan 102 ada 1 parsel sayılı 157.073,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, askı ilanlarının 23.08.2012-24.09.2012 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, Trabzon ili Araklı ilçesi Köprüüstü Mahallesi köyü hudutlarında bulunan 5, 6 dönüm miktarındaki taşınmazın davacıya ait olduğunu, 20 yıla aşkın zamandır malik sıfatı ile mülkiyet edindiği zilyet ve tasarrufunda bulunan arazisi olduğunu, kadastro çalışmalarında orman vasfıyla kuru mülkiyeti Hazineye ait olacak şekilde davalılardan Hazine ve Orman İdaresi adına tahdit ve tespit gördüğünü beyan ederek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tescilini istemiş, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak orman parselinin bir bölümü hakkında açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 102 ada 1 parsel orman vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıtlı olduğundan, davalı ...'na husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davacının dava konusu orman vasfı ile tapuya kayıtlı taşınmazda fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile rumuzlandırılan alanın kendisine ait olduğunu iddia ettiği, edinme sebebine ilişkin gerek dava dilekçesinde ve gerekse yargılamada bir açıklama getirmediği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin söz konusu yerin davacı tarafından satın alındığının ileri sürüldüğü, ancak kimden ne zaman, ne kadar fiyata alındığına ilişkin bir açıklama yapmadıkları, buna göre harici satın alma hususunun ispata kavuşamadığı, dava konusu yer ile ilgili davacı tarafından bir tasarruf belgesinin sunulamadığı, zilyetlik iddiası ile davanın açıldığı, zilyetliğin de ispata muhtaç olduğu, orman mühendisi bilirkişi raporunda yapılan tespitlere göre 1973 yılından itibaren dava konusu alanın orman ağaçları ile kaplı olduğunun hava fotoğrafından anlaşıldığının tespit edildiği, dava konusu edilen alanın ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre eğiminin çok yüksek olduğu ve bu nedenle tarımsal ve ekonomik amaçlı kullanımının çok kısıtlı olacağının belirtildiği, uzun süredir de arazi üzerinde tarım yapılmadığından, orman parseli ile bütünlük oluşturacak şekilde orman ağaçları ile kaplı olduğunun tespit edildiği, buna göre alınan teknik bilirkişi raporları doğrultusunda ve keşifte yapılan gözlemlere göre dava konusu alanın orman sayılan yerlerden olduğu ve orman vasfı ile tapuya tescil edilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve ihbar olunan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, hüküm kurmaya elverişli bulunan teknik bilirkişi raporlarına, istinaf edenin sıfatına ve tüm dosya kapsamına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazları yerinde görülmediği, her ne kadar dava dilekçesinin başlık kısmında ... davalılar arasında gösterilmiş ise de, aynı dilekçenin açıklamalar bölümünde ...'nun ihbar edilen sıfatıyla yasal zorunluluktan dolayı davalı olarak gösterildiği ve aslında davalı olmadığının belirtildiği, yine, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan cevaba cevap dilekçesinde; ...'nun davalı olmadığı, dava konusu arazinin HES projesi kapsamında ... tarafından kullanıldığı, bundan dolayı açılan davadan etkilenme ihtimalinin bulunduğu, dolayısıyla davadan haberdar edilmesinin tarafların yararına olacağı, ...'nun girişimleri ile taşınmazın şahıs malı olmaktan çıkartılarak orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiği, böylelikle kamulaştırma yapma külfetinden kurtarıldığı, bütün bunların sonucu olarak kendisine davanın ihbar edildiği, nitekim bu hususun dava dilekçesinin son bendinde de açıkça beyan edildiğinin belirtildiği, kaldı ki, ... tapu maliki olmadığı gibi, dava konusu taşınmazın tapu kaydında kendisi lehine konulmuş herhangi bir şerh veya kayıt da söz konusu olmadığı, dolayısıyla, dava dilekçesindeki açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ...'nun taraf sıfatına sahip olmadığı ve ihbar edilen konumunda bulunduğunun anlaşıldığı, ihbar olunan gerçek ve tüzel kişilerin, davada taraf sıfatını kazanamayacağı, bir davada hükmün, davanın tarafları hakkında kurulacağı, bu nedenle, hükme karşı kanun yoluna başvurma hakkının da davada taraf olan kişilere ait olduğu, kural olarak kendisine dava ihbar olunan gerçek veya tüzel kişiler davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça), yerel Mahkemece verilen kararı istinaf ve temyiz edemeyeceği, ancak, İlk Derece Mahkemesince, taraf sıfatını almayan ve ihbar olunan konumundaki kişi hakkında usul ve yasaya aykırı olarak hüküm kurulmuşsa, ihbar olunan kişi, hükmün kendisiyle ilgili bölümünü istinaf ve temyiz edebileceği, diğer yandan, gerekçeli kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun şekilde oluşturulması ve davanın taraflarının davadaki sıfatlarına uygun şekilde gerekçeli karar başlığında gösterilmesi kamu düzeniyle alakalı olup, taraflarca ileri sürülmese dahi re'sen dikkate alınması gerektiğinden ...'nun ihbar edilen konumunda olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmesi, ayrıca hakkında açılmış bir dava bulunmadığı halde hüküm fıkrasında ...'na yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi, yine maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak ... hariç tutulmaksızın tüm davalılara ödenmesine şeklinde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, ne var ki, bu hataların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve ihbar edilen ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve ihbar edilen ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler ayrı ayrı kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90TL'nin temyizlerden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.