Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2370 E. 2024/6462 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2370
Karar No
2024/6462
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2065 E., 2021/2270 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Sarıkamış 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/443 E., 2017/635 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu ... Köyü 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la (5304 sayılı Kanun) değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereğince 2006 yılında yapılan kadastro çalışmasında orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş ve askı ilanı 25.01.2007 ila 26.02.2007 tarihleri arasında yapılmış olup, dava dışı şahıs tarafından kadastro tespitine itiraz edilmesi üzerine Sarıkamış Kadastro Mahkemesinin 07.12.2007 tarihli ve 2007/20 Esas, 2007/132 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş ve hükmün 21.01.2010 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Kars ili ... ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında müvekkillerine ait üç adet taşınmazın davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, davalı Hazine adına tespit ve tescil edilen 103 ada 2 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve müvekkiline ait olan toplam 11.000 m2 ve 237 ada 2 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve müvekkiline ait olan toplam 23.000 m2'lik taşınmazların müvekkiline ait olduğunu, kendisinden önce atalarının kullandığını, daha sonra ise taksim sonucu müvekkiline kaldığını ve uzun süreden beridir de müvekkili tarafından kullanıldığını, 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde müvekkiline ait toplam 50,546 m2'lik taşınmazın orman vasfı ile 102 ada 1 parsel taşınmaz ile bir bütün olarak davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, yapılan bu tespit ve tescilin haksız ve yersiz olduğunu, bu nedenlerle ... Köyü 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 11.000 m2'lik kısmının ve 237 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 23.000 m2'lik alanın tapusunun iptali ile adanın son parselinden sonra gelmek üzere yeni bir parsel numarası ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, davalılar adına orman vasfı ile tapuya kayıtlı bulanan 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 50.546 metrekarelik alanının davalılar adına olan tapusunun iptali ile adanın son parselinden sonra gelmek üzere yeni bir parsel numarası ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça 103 ada 2 parsel, 237 ada 2 parsel, 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazların içinde kalan alanların dava edildiği, mahallinde yapılan keşif sonucu fen bilirkişisinin raporunda da belirtildiği üzere dava edilen alanların 102 ada 1 parsel numaralı orman parselinin içerisinde kaldığının anlaşıldığı, orman bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman tahdit çalışması yapılmadığı ancak keşifte de refakate alınan orman bilirkişisince düzenlenen teknik rapordan, dava konusu taşınmazın 1957 tarihli ve 1/25000 ölçekli memleket haritasına aplikasyonu neticesinde dava edilen kısımlarının harita kenar lejantında orman asli ağaç türü olan ibreli ağaç rumuzlu alanlara isabet ettiği, orman amenajman haritasında ardıç ağaçları kısmına isabet ettiğinin anlaşıldığı ve ziraat bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmaz içerisinde kalan alanların sürülmediği ve killi-tınlı-kireçli toprak yapısına sahip olduğu, dava konusu taşınmazların halen yürürlükte olan 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre orman tanımı içine girdiği, Devlet ormanı sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı, zilyetlikle ormandan yer kazanılmasının mümkün olmadığı, bu itibarla dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanun kapsamında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazların 102 ada 1 parsel sayılı orman parseli içinde tespitinin yapılmış olmasının yerinde olduğu kanaatine varıldığı, taşınmazların vasfı bir kenara bırakılsa bile davacı tarafın dava konusu yerlerin dedesinden babasından kendisine kaldığını belirttiği, yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından davacının dedesinin mirasçıları arasında taksim yapılmadığının anlaşıldığı, terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya bir kaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dinlenen tanık beyanları ve mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazı müvekkilinin babasının uzun yıllar boyunca kullandığını, müvekkilinin babasından da müvekkiline kaldığını, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazda ormana ait bitki örtüsünün olduğuna dair herhangi bir bilgiye yer verilmediğini, taşınmazın uzun yıllar tarla ve çayır vasfı ile kullanıldığını, İlk Derece Mahkemesince 1957 tarihli hava fotoğrafında ormana has bitkilerin görüldüğü belirtilerek davanın reddedildiğini, bu durumun tek başına buranın orman alanı içerisinde kaldığını göstermeyeceğini, yaklaşık 50 yıldır müvekkili ve babası tarafından kullanılan bu taşınmazın orman ile hiçbir alakası olmadığını, dava konusu taşınmazın komşu parsellerinin de şahıs parselleri olduğunu, komşu parsellere ilişkin kayıtların incelenmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusu taşınmazın dedesinden babasına, ondan da paylaşım ile kendisine kaldığını iddia ederek adına tescili talebi ile dava açtığını, taşınmazın mirasçılar arasında paylaşıldığının davacı tarafça ispatlanamadığını, nüfus kayıtlarına göre murisi babasının davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu, dava konusu taşınmazın iştirak halinde mülkiyete tabi olduğu, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş paylarının olmadığı, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın bulunduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 640 ıncı ve 702 nci maddeleri hükümlerine göre elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliğinin aranacağı, tasarrufi işlemlerin tüm mirasçıların katılımıyla yapılabileceği, dava açmanın da tasarrufi bir işlem olduğu, miras bırakandan intikal ettiği iddiasıyla üçüncü kişilere karşı açılan davalarda, uyuşmazlık konusu taşınmazın taksim, bağış vb. şekilde mirasçılardan birine veya bir bölümüne bırakıldığının kanıtlanamaması halinde, mirasçılardan bir veya bir kısmı adına tescil istenemeyeceği, terekeye dahil taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının adlarına tescil istemiyle dava açamayacakları, bu istekle açılan davada tüm mirasçılar adına (tereke adına) tescil istenilmediğinden dava dışı diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması veya miras şirketine temsilci tayin edilmesi yoluyla dava şartının sağlanması ve davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı, aktif dava ehliyetinin sonradan giderilemeyeceği, davacının 3. kişiye karşı kendi adına tescil talebi ile dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun, 6831 sayılı Kanun. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2370, K. 2024/6462, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-2370-e-2024-6462-k-d347b9c8c247