Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1823 E. 2025/630 K.

Konu: Elatmanın Önlenmesi, Kal, Tespite İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1823
Karar No
2025/630
Karar Tarihi
Konu
Elatmanın Önlenmesi, Kal, Tespite İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2012/30 E., 2019/5 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine

Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi, kal, tespite itiraz davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı/davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine temsilcisi, davalı ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Eynesil ilçesi Kemaliye köyü, Kestane mevkinde kain 22.04.1987 tarihli ve 13 numaralı tapuya kayıtlı taşınmazın hissedarı ve maliki olduğunu, söz konusu tapu kaydının zeminde büyük bir alanı kapsamasına rağmen ataları tarafından taşınmazın zeminde fiilen ayrıldığını, bu taksimat gereğince de müvekkiline dava konusu yerin kaldığını, taşınmazın gerek müvekkili gerekse maliki evvelleri tarafından fındık bahçesi ve zaman zaman da tarla olarak kullanıldığını, davalı tarafından müvekkilinin taşınmazına tecavüz edilerek baz istasyonu kurulduğunu, tecavüz edilen alanın yaklaşık 60-70 metrekare olduğunu, davalı Şirkete dava konusu alanı terk etmeleri gerektiğinin bildirilmesi üzerine dava konusu kısım için Orman İdaresi ile protokol imzaladıklarını ve taşınmazın orman olduğunu savunduklarını belirterek, davalı Şirketin müdahalesinin men'i ve davalı tarafından yapılan baz istasyonunun tüm müştemilatları ile kaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, çekişmeli taşınmazın davacıya ait tapu kaydı kapsamında kaldığı ancak, taşınmaz vasfının Devlet ormanı olup, davalının yeri Orman İdaresinden kiraladığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.11.2006 tarihli ve 2006/9310 Esas, 2006/11288 Karar sayılı ilamıyla; dosya içeriği ve toplanan delillerden 22.04.1987 tarihli ve 13 nolu tapuya kayıtlı taşınmazda davacının paydaş olduğu, anılan taşınmazın kapsamında bulunan bir bölüme davalının baz istasyonu yapmak ve hakimiyeti altına almak suretiyle el attığı, davalı eyleminin haklı ve geçerli bir nedeni bulunmadığı, tapu kaydının ayakta bulunduğu ve geçerliliğini koruduğu sürece kayıt malikinin tapudan kaynaklı mülkiyet haklarını koruma olanağına sahip olduğu hususuna değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmakla, yargılama esnasında dava konusu yerde kadastro çalışması yapıldığı, 09.06.2010-08.07.2010 tarihleri arasında askı ilanının gerçekleştirildiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın kül halinde Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmiş, Eynesil Adliyesinin Görele Adliyesi ile birleştirilmesi nedeniyle dosya Görele Kadastro Mahkemesinin 2012/30 Esasına kaydedilmiştir.

Birleşen Görele Kadastro Mahkemesinin 2012/60 Esas sayılı dosya (Eynesil Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/47 Esas sayılı dosyasının görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine gönderilmesi ile) davacısı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde; davalılar adına 22.04.1987 tarihli ve 13 numaralı tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın resmi belgelerde orman olması nedeniyle tapu kaydının iptaline ve davalıların elatmasının önlenmesine, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiş; İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında dava konusu yerde orman kadastro çalışmalarının tamamlanarak 30.12.2009 ile 28.01.2010 tarihleri arasında askı ilanının yapıldığının bildirildiği gerekçesiyle, dosyanın mülkiyete ve tapunun iptaline ilişkin talep yönünden tefriki ile resen Kadastro Mahkemesine devrine, men'i müdahale talebine ilişkin kısmın ise ayrı bir esasa kayıt edilmesine karar verilmiştir. Kararın davacı ... İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.04.2011 tarihli ve 2011/5737 Esas, 2011/5003 Karar sayılı ilamı ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapıldığı, çekişmeli parselin orman alanı içinde bırakıldığı, kural olarak bir taşınmaz hakkında tespit gününden önce genel mahkemede görülmekte olan davaya konu taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde genel mahkemenin görevinin kendiliğinden sona ereceği, 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 27 nci maddeleri gereğince kadastro tespitinden önce genel mahkemelere açılan dosya konusu taşınmazların geometrik ve hukuki durumlarını belirlemek görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu, bu nedenle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın kül halinde Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken elatmanın önlenmesine ilişkin dava kısmının Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğinden bahisle Mahkemenin yeni bir esasına kayıt edilmesine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğu belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararı sonrasında, daha önce tefrikine karar verilen meni müdahale talebine ilişkin dosya ile eldeki dosyanın birleştirilmesine karar verilerek, Eynesil Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/77 Esas, 2012/18 Karar sayılı kararıyla; davaya konu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden bahisle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, kararın kesinleşmesi üzerine dosya Eynesil Adliyesinin kapatılması nedeniyle Görele Kadastro Mahkemesinin 2012/60 Esasına kaydedilmiş ve bu dosya da Görele Kadastro Mahkemesinin 2012/30 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

Birleşen Görele Kadastro Mahkemesinin 2012/60 Esas sayılı dosya (Eynesil Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/26 Esas sayılı dosyasının görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine gönderilmesi ile) davacıları vekili dava dilekçesinde; Giresun ili Eynesil ilçesi Kemaliye köyünde yapılan kadastro çalışmaları esnasında 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tespit gördüğünü, tespitin itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine taşınmazın tapuya tescil edildiğini, ancak bu taşınmaz içinde kalan bir kısım yerlerin müvekkillerinin murisi ...'a ait tapulu araziler olduğunu belirterek, zeminde sabit sınırlar ile belirli olan Karaağaç Yalağı mevkinde kain 15.000 metrekarelik kısım ile Belende mevkinde kain 4.000 metrekarelik kısımların Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkillerinin miras hissesi oranında ayrı parsel numarası ile tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 166/1 maddesi uyarınca 2010/77 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermiş, Eynesil Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/77 Esas, 2012/18 Karar sayılı kararıyla; davaya konu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilerek kararın kesinleşmesi üzerine dosya Eynesil Adliyesinin kapatılması nedeniyle Görele Kadastro Mahkemesinin 2012/60 Esasına kaydedilmiş ve bu dosya da Görele Kadastro Mahkemesinin 2012/30 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

Görele Kadastro Mahkemesinin 2012/30 Esas, 2019/5 Karar sayılı kararıyla; orman yüksek mühendisi, ziraat mühendisi ve fen bilirkişileri tarafından hazırlanan raporlar, eski (1955) tarihli hava fotoğrafları, en eski (1959) tarihli memleket haritası, eski tarihli orman amenajman planı meşcere haritası, dava konusu taşınmazın çevresiyle birlikte aktüel durumu, eğimi, toprak yapısı, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi ve yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, çekişmeli 101 ada 1 parsel içerisinde hak iddia edilen baz istasyonunun da bulunduğu alan, 101/B, 101/C, 101/D ve 101/E-2 simgeleriyle gösterilen kısımlar yönünden yapılan değerlendirmede, ortalama eğimlerinin %10-40 arasında değiştiği, taşınmazlar üzerinde 8-10 yıllık genç kızılağaçların, harabe taş duvar evin, yer yer meyve ve fındık ağaçlarının bulunduğu, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında dava konusu alanların açıklık alan ve fındık plantasyonlarının bulunduğu alan şeklinde nitelendirildiği, orman amenajman planı meşcere haritasında da dava konusu alanların fındık plantasyon alanları içerisinde kaldığı, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu bu kısımların çevrelerinin fındık bahçesiyle çevrili olduğu, çevresindeki ziraat alanlarıyla herhangi ayırıcı unsurunun olmayıp bütünlük arz ettiği, üzerilerinde en az 40-45 yaşlarında fındık ocaklarının bulunduğu, dikili tarım arazisi kategorisine dahil oldukları, fındık ve muhtelif meyve tarımı için yeterli olan toprak derinliğine sahip oldukları, genel itibarıyla dava konusu bu alanların çevre parsellerle olan ilişkileri de dikkate alınarak ziraat alanı toprağı özelliği taşıdıklarının belirtildiği, dava konusu alanların 3116 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1937 tarihinde de orman sayılmayan alanlardan olduğu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) ile ilişiğinin bulunmadığı ve halen yürülükte bulunan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu, mahalli bilirkişilerin beyanlarından da net bir şekilde anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazların 50 yılı aşkın süre önce yapılan taksim, intikal ve satın almalar neticesinde malik sıfatıyla zilyet olan kişiler tarafından kullanıldığı ve halen de bu şekilde kullanılmaya devam edildiği, tarafların dosyaya ibraz ettikleri tapu kayıtlarının dava konusu hak iddia ettikleri kısımları kapsadığı, aralarında yapılan taksim ve satın almalar neticesinde hukuki kıymetlerini kaybettikleri ve zilyetlerinin bu duruma göre belirlendiği gerekçeleriyle, 3402 sayılı Kanun'un 13, 14 ve 15. maddeleri uyarınca dava konusu taşınmazların ayrı parseller adı altında belirlenen zilyetleri adına tesciline karar vermek gerektiği; dava konusu 101/E-1 simgesi ile gösterilen alanın yapılan değerlendirilmesinde ise, dava konusu kısmın ortalama eğiminin %20-60 arasında değiştiği, taşınmazlar üzerinde 8-40 yıllık kızılağaçların bulunduğu, batısı haricinde kalan kısımların orman ile çevrili olduğu, memleket haritasında kısmen orman olarak gösterildiği, hava fotoğrafı ve memleket haritasındaki farklılık sebebinin haritanın yapıldığı sırada fındık plantasyonlarının yapraklı ağaçla karıştırılmış olabileceğinden boyama esnasında büyük ölçekli haritada küçük alanların yanlış boyanmasından kaynaklı insan hatası olduğu, esas olan hava fotoğrafına itibar edildiği, ayrıca orman amenajman planı meşcere haritasında da dava konusu alanın normal koru ormanı ve bozuk orman alanları içerisinde kaldığı, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu alanın alt kısımlarında yer yer orman bitki örtüsü olan eğrelti otlarının ve yoğun böğürtlen dikenlerinin bulunduğunun belirtildiği, memleket haritası, hava fotoğrafları, meşçere haritasında ve gerekse dosya içeriğine göre yapılan incelemeler sonucunda, dava konusu taşınmazın icra olunan keşifte her ne kadar mahalli bilirkişilerce yaklaşık 20 yılı aşkın zamandır zilyetleri tarafından kullanıldığı, ormanla ilgisinin olmadığı beyan edilmiş ise de, dava konusu taşınmazın öncesine ait gerçeğin resmi mahiyetindeki hava fotoğrafları ve gerçeğin belgesi mahiyetindeki memleket haritasındaki bulgulara ters düşen beyanlarına itibar edilemeyeceği, toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi ve Anayasanın 169. maddesine göre zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkralarının da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğu, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu nedenle dava konusu alanın 3116 sayılı Orman Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1937 tarihinde de orman sayılan alanlardan olduğu, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar ile ilişiğinin bulunmadığı ve halen yürülükte bulunan 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olduğu gerekçeleriyle, asıl ve birleşen 2012/60 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu Eynesil ilçesi Kemaliye köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tutanağının iptali ile fen bilirkişisi ... 'ın 02.04.2017 ve 22.01.2019 havale tarihli raporları dikkate alınarak; 1. Haritasında 101/B harfi ile gösterilen kısmın 2859.41 metrekare yüzölçümünde fındık bahçesi vasfında aynı adanın son parsel numarası ile ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 2. Haritasında 101/C harfi ile gösterilen kısmın 1948.14 metrekare yüzölçümünde fındık bahçesi vasfında aynı adanın son parsel numarası ile kök muris ... oğlu ...'dan geldiği ve verasete esas nüfus kaydı dikkate alınarak toplam hisse 36 pay kabul edilerek; 9 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... ... adına, 3 payı ... ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... ... adına, 3 payı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 3. Haritasında 101/D harfi ile gösterilen 404.79 metrekare yüzölçümünde fındık bahçesi vasfında aynı adanın son parsel numarası ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 4. Haritasında 101/E-2 harfi ile gösterilen 35517.08 metrekare yüzölçümünde fındık bahçesi vasfında aynı adanın son parsel numarası ile kök muris ...'tan geldiği ve verasete esas nüfus kaydı dikkate alınarak toplam hisse 24 pay kabul edilerek; 6 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... adına, 3 payı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 5. Dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın haritasında (B), (C), (D), (E-2) harfleriyle gösterilen toplam 40729.42 metrekare haricinde kalan kısmının aynı adanın aynı parsel numarası ile orman vasfında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı/davalı ... İdaresi vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı/davalı ... İdaresi vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan TL'nin temyiz eden 571,000 TL'nin temyiz eden davalı ... AŞ'den alınmasına,

7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1823, K. 2025/630, T. 03.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-1823-e-2025-630-k-99cd35b927bd