Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/17674 E. 2025/1117 K.

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17674
Karar No
2025/1117
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/34 E., 2021/73 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, müdahil davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, Bursa ili Keles ilçesi ... köyü 189 ada 14 parsel sayılı 4.949,26 m², 12 parsel sayılı 1.063.12 m², 4 parsel sayılı 1.831.74 m² ve 1 parsel sayılı 3.531,52 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ... adına; 189 ada 13 parsel sayılı 1.380,45 m², 11 parsel sayılı 210,13 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ... ... adına; 189 ada 8 parsel sayılı 3.758,11 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... ... adına; 189 ada 7 parsel sayılı 819,30 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... adına; 189 ada 6 parsel sayılı 7.142,17 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... adına; 189 ada 3 parsel sayılı 2.611,88 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... adına tesbit edilmiştir. Davacı gerçek kişi, dava konusu taşınmazların babasından kaldığını, kendisinin 1/3 hissesinin bulunduğunu iddia ederek dava açmıştır. Hazine ise 189 ada 1 ve 3 sayılı parsellerin tamamının, 189 ada 4, 6 ve 14 parsellerin ise bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "...mahkemece dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanım koşullarının kişiler yararına oluştuğu gerekçesi ile 189 ada 1, 3, 4 ve 14 nolu parsellerin tamamının, 6 nolu parselin (D) bölümünün tespit gibi tescillerine, 6 no.lu parselin (C) bölümünün ise orman vasfı ile tesciline karar verilmişse de yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı, dosya içerisindeki fen bilirkişi raporunda 1954 tarihli memleket haritasının incelenmesinde 189 ada 1 ve 3 parselin tamamı, 4 parselin (B) ile, 6 parselin (D) ile, 14 parselin ise (F) ile gösterilen bölümlerinin yeşil, 189 ada 4 parselin (B) ile, 6 parselin (C) ile, 14 parselin ise (E) ile, gösterilen alanları beyaz renk ile gösterilmesine karşın uzman orman bilirkişiden alınan raporda dava konusu parsellerin tamamının 1954 tarihli memleket haritasında beyaz renkli tarım alanında kaldığının belirtildiği, fen bilirkişisi ile uzman orman bilirkişiden müşterek alınan ek raporda ise dava konusu parsellerin tamamının 1954 tarihli memleket haritasında beyaz renkli tarım alanında kaldığının ifade edildiği, bu hali ile dava konusu parsellerin memleket haritasındaki konumları ve durumları hakkında çelişki oluştuğundan dava konusu taşınmazların orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayan rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağı, bunun yanında 23.11.2016 tarihli keşif zaptında mahkeme gözleminde kişiler adına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle tespit gibi tesciline karar verilen 189 ada 3 parselin doğusunun 15-20 yıllık zamandan beri kullanım emaresi bulunmadığının gözlemlendiği belirtildiğinden yapılan zilyetlik araştırmasının da yeterli olmadığı, hal böyle olunca; mahkemece 1947 yılı hava fotoğrafı ve bu hava fotoğrafına dayanılarak üretilen memleket haritası ile 1954 tarihli memleket haritası ve bu memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafı ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, yöntemine uygun şekilde orman araştırması yaptırılarak 1947 yılı hava fotoğrafı ve bu hava fotoğrafına dayanılarak üretilen memleket haritası ile 1954 tarihli memleket haritası ve bu memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafı stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak bilirkişilerce incelenip, taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığını gösterir bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi, yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması..." gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... mahalli bilirkişilerin, dava konusu taşınmazların adlarına tespit gören davalılara kök murislerinden miras yoluyla intikal eden taşınmazlar olduğunu ve kendilerini bildiklerinden beri patates ve fasulye gibi sebze ve tahıl ekimi yapıldığını, taşınmazların çevresinde bulunan ormanların seviyesinin bildiklerinden beri aynı şekilde olduğunu, seviyede herhangi bir değişiklik olmadığını, dava konusu taşınmazların orman ağacı ile kaplı bir şekilde hiç bulunmadığını, yalnızca meyve ağaçları bulunduğunu, bunun da davalılar tarafından dikildiğini belirttikleri, uzman orman ve ziraat bilirkişilerin raporlarında dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olmadığını mütalaa ederek, toprak yapısının tarım alanı niteliğinde olduğunu ve bu niteliğin kadimden beri devam ettiğinin gözlendiğini, taşınmazların orman kadastrosu sınırları dışında kalan orman sayılmayan yerler içinde kaldığını, dava konusu taşınmazların 1954 ve 1960 yılı memleket haritasında beyaz renkli tarım alanı olarak gösterildiği, yine hava fotoğraflarında da tarım alanı içerisinde bulunduklarının tespit edildiğini, çekişmeli taşınmazların önceden beri tarım alanı olarak kullanıldığını, orman niteliğinde olmadığını, zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olan tarım alanı olduğunu mütalaa ettiklerini, mahkemece yöntemine uygun düzenlenen raporlara itibar edilerek dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olmadığı, tarım alanı olduğu gerekçesiyle Hazinenin dava konusu taşınmazlara yönelik müdahalelerinin reddine, ancak önceki kararda 6 parsel yönünden kısmen kabul şeklinde verilen karar davalı tarafından temyiz edilmeyip, yalnızca müdahil davacı Hazine tarafından temyiz edilmiş olduğundan bu parselin orman niteliği ile hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, müdahil davacı Hazine tarafından ... mahallesi, 1, 3, 4 ve 14 parsellere yönelik davanın reddine, bu parsellerin tespit gibi tescillerine, 6 no.lu parsel yönünden ise (D) harfi ile gösterilen kısma yönelik önceki karar temyize konu edilmediğinden, bu bölüm hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, (C) harfi ile gösterilen kısma yönelik davanın reddine, tespit gibi tesciline, dava gerçek kişinin davası hakkında ve diğer parseller hakkında önceki karara yönelik temyiz başvurusu reddedilerek kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, müdahil davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup müdahil davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesi gereğince ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/17674, K. 2025/1117, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-17674-e-2025-1117-k-33a9ceebb7b1