Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1229 E. 2025/2763 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1229
- Karar No
- 2025/2763
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemes Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) ... Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili ve müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ...köyü ... ada ... parsel sayılı ve 24.320,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı ... İdaresi vekili, dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın orman olduğu iddiasıyla dava açmış, Hazine vekili 26.11.2001 tarihli dilekçe ile dava konusu ... ada ... parselin Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince ilk olarak davanın reddine dair verilen karar davacı ... İdaresi ve müdahil Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin .. tarihli ve .. Esas, .. Karar sayılı bozma kararıyla; “Uzman orman ve fenni bilirkişiler memleket haritası ile kadastro çapının ölçeklerini eşitleyerek birbirleri üzerine aplike etmediler. Ayrıca, memleket haritasındaki konumunu göstermediler. Bu nedenle; yeniden uzman orman ve fenni bilirkişiler ile çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumlarının belirlenmesi, davalıların varsa zilyetlik konusunda tanıklarının dinlenmesi, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamaların araştırılması, zilyetliği terk hususunun bulunup bulunmadığının araştırılması..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin bozma ilâmına uyularak devam eden yargılama sonucunda .. tarihli ve .. Esas, .. Karar sayılı kararıyla; müdahil Hazinenin davasının kabulüne, Orman İdaresinin davasının reddine, dava konusu ... ... ada ... parselin Hazine adına tapuya tesciline dair verilen karar, davacı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin .. tarihli ve ... Esas, .. Karar sayılı bozma ilâmıyla; "Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan uzman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın üzerinde ve sınırlarda taş yığınlarının bulunduğu ayrıca tek ve çok yıllık mera bitkileri ile üzerinde doğal yetişen meşe ve alıç çalılarının bulunduğu, 1952 tarihli MH da ormanlık alan dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumunu işaretlemişlerdir. Ancak dosya içinde bulunan .. Kadastro Mahkemesinin .. tarihli ve ..-42 sayılı dosyasında Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmaza komşu olan ... ada .. ve .. parsellerin orman niteliğinde olduğu iddiası ile açılan davada uzmanlığına başvurulan başka bir uzman bilirkişi kurulu tarafından .. ve .. parsel sayılı taşınmazların 1956 tarihli memleket haritasında yeşile boyalı açık alanda kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu şeklinde düzenlenen rapor esas alınarak ... ve ... parsellerin orman sayılan yerlerden oldukları kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu dosyanın incelenmesinde uzman bilirkişi kurulunun memleket haritasında taşınmazları işaretlediği yer ile temyize konu olan bu dosyadaki uzman bilirkişi kurulunun memleket haritası üzerinde çekişmeli taşınmazı işaretledikleri yer birbirinden çok uzak ve farklı yerler olup, uzman bilirkişi kurulu tarafından çekişmeli taşınmazların resmi belgelerdeki konumlarının tam ve doğru olarak uygulanıp uygulanmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur. Dairemizin 0.. tarihli ve ...E-.. sayılı dosyasında uzman ormancı bilirkişiler ..., ... ile jeolog bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02.02.2007 tarihli raporda "Davalı taşınmazın memleket haritasındaki rumuzlara göre çalılık alanlar içerisinde kaldığı görülmekte ise de taşınmaz üzerinde bulunan meşe ağaçlarının mevcudiyeti, harita tanzimine müstenit olan hava fotoğrafının çekimi sırasında bu ağaçların kesilmiş olduğu sadece çalılık örtünün kaldığı kanaati uyanmıştır. Şöyle ki; meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmemektedir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşenin daha önceki yıllarda tahrip edilmiş olduğu, hava fotoğraflarının bu senelerde çekilmiş olduğu, fakat daha sonraki yıllarda toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği bilimsel bir gerçektir." şeklinde bilimsel açıklamalarda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar dikkate alındığında çekişmeli taşınmaz üzerinde doğal oluşan meşe ağaçları ile ilgili olarak uzman bilirkişilerce değerlendirme yapılmaması da doğru değildir" şeklinde bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak devam eden yargılama sonucunda; "Tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazın usul ve yasaya uygun orman bilirkişisinin raporuna göre orman niteliği taşımadığı, 1985 tarihli hava fotoğraflarına göre o tarihte kullanımının da mevcut olduğu anlaşılmış olup mahalli bilirkişi ve tespit tutanağındaki beyanlar birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine, dava konusu ... İli, ... İlçesi, ...Mahallesi ... ada ... parsel numarasında kayıtlı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki gibi tapuya tesciline" karar verilmiş olup; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ve müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. 1. Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'un (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Anlam itibarıyla usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki; gerek 1086 sayılı Kanun'da gerek 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir (Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.2023 tarihli ve .. Esas, ... Karar sayılı kararı). İlk Derece Mahkemesinin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan İlk Derece Mahkemesi kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Aynı şekilde İlk Derece Mahkemesince verilen önceki hükmün temyiz edilmemesi hâlinde, hükmü temyiz etmeyen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla artık bu tarafın kararı temyizinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira hukuki yarar dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). Kararın temyiz edilmeyerek şekli anlamda kesin hükme dönüşmesi karar lehine olan için usuli müktesep hak oluştururken, karar aleyhine olan kimse için de bir katlanma yükümlülüğü meydana getirir. Bu itibarla; açıklanan bu ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2007 tarihli ve 2006/8 Esas, 2007/84 Karar sayılı, davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığı gerekçesiyle Hazine'nin davasının kabulüne tespitin iptali ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tesciline dair verilen karar, davacı ... İdaresi tarafından dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu iddiası ile temyiz edilmiş olup, tespit maliki olan davalılar tarafından karar temyiz edilmediğine ve karar düzeltme yoluna da başvurulmadığına göre, Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu açıktır. Bozma sonrası yapılan araştırma ve inceleme neticesinde taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu da belirlendiğine göre usuli kazanılmış hak dikkate alınarak taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; Hazine müdahil davacı olduğu halde, karar başlığında davalı olarak gösterilmesi isabetli olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.