Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/7958 E. 2024/1705 K. – Tapu İptal Ve
Konu: Tapu İptal Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/7958
- Karar No
- 2024/1705
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptal Ve Tescil
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1023 E., 2021/397 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Bahçe Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/180 E., 2018/156 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Osmaniye ili Bahçe ilçesi Kaman Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 1 parsel sayılı 470,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. Davacı vekili; Osmaniye ili Bahçe ilçesi ... Köyü 123 ada 76 parsel sayılı taşınmazın orman olduğunu, ancak tarla vasfıyla davalı adına tescil edildiğini beyanla; tapu kaydının iptali ile bu parselin orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş; davacı vekili 29.01.2018 ve 01.02.2018 tarihli dilekçeleri ile dava konusu taşınmazın dava dilekçesinde sehven Osmaniye ili Bahçe ilçesi ... Köyü 123 ada 76 parsel olarak yazıldığını, dava konusu taşınmazın Osmaniye ili Bahçe ilçesi Kaman Köyü 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunu beyan etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "mahalli bilirkişilerin beyanları ve uzman orman bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda dava konusu parselin orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, "dava konusu Kaman Köyü 123 ada 9 parselin kadastro tespitinin 14.12.1993 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın önce orman olarak belirtildiği, sonrasında arazi kadastrosunca davalı adına tesciline karar verildiği ve ilan edilerek kesinleştiği, dosya içinde mevcut 08.06.2018 tarihli orman bilirkişi heyet raporu denetime elverişli olup, raporda dava konusu taşınmazın yapılan keşif neticesinde 1994 yılında kesinleşen orman kadastro haritasındaki orman sınır noktasına aplike edildiğinde orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nin 294 üncü maddesi gereğince, mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK'nun 297/2 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nin 298/2 nci maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141 inci maddesi ile HMK'nin yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. 1. Somut olayda, dava konusu taşınmazın Osmaniye ili Bahçe ilçesi Kaman Köyü 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunun davacı vekilinin 29.01.2018 ve 01.02.2018 tarihli dilekçeleri ile bildirildiği, bilirkişi raporlarının dava konusu olan 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz için düzenlendiği, ancak İlk Derece Mahkemesince dava konusu olmayan 123 ada 9 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verildiği, kısa karar (hüküm) ile gerekçeli karar arasında çelişki ve tereddüt yaratıldığı anlaşılmıştır. Bu haliyle gerekçeli karar ile kısa karardaki hükmün az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, az yukarıda açıklandığı üzere ve 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili olarak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. 2. Bilirkişi raporlarından 25.05.2018 tarihinde yapıldığı anlaşılan keşfe ilişkin keşif zaptı fiziki olarak dosya içinde alınmadan ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda da bulunmadan karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 3. Bozma nedenlerine göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenlerine göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.