Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/17960 E. 2024/5608 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/17960
- Karar No
- 2024/5608
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/415 E., 2021/915 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/526 E., 2020/474 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan tapusuz taşınmazın müvekkili olan davacıya atalarından kaldığını ve davacının tarım arazisi vasfındaki bu taşınmazı yaklaşık 30 yıldır ekip biçtiğini, davacının zilyetlikten elde ettiği başka tarım arazisinin de bulunmadığını, yörede hazırlanan imar planının da İdare Mahkemesince iptal edildiğini, davacının atalarının vergiden korkmaları sebebi ile kadastro çalışmaları sırasında bu araziyi bildirmediklerini, bu sebeple arazinin tespit dışı kaldığını, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunu, orman ve 2/B arazisi olmadığını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, zilyetlik koşulları, imar ve ihyaya dayalı olarak zamanaşımı yoluyla iktisabın koşullarının oluşmadığını, davaya konu taşınmazın daha önce tescil davasına konu edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine, taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur. 2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın tapuya tescili istemine ilişkin olduğunu, 4721 sayılı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713/3 üncü maddesi hükmü uyarınca bütün davaların Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişiliklerine karşı açılması zorunlu olduğunu, ... Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili kamu tüzel kişiliklerinden olmadığını, 6360 sayılı ve 5216 sayılı Kanun hükümleri gereği davanın husumetten reddinin gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, dava konusu taşınmazın imar ihya suretiyle kazanımı şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 09.01.2019 tarihli ve 2015/1142 Esas, 2019/16 Karar sayılı önceki kararı ile; " davaya konu yerlerin 1937 yılında yürürlüğe giden orman yasasına göre kesinleşmiş orman kadastrosu dışında tarım alanında kalmaları nedeni ile orman sayılmayan yerlerden oldukları, yine mahkemenin 2010/599 Esas 2012/343 Karar sayılı dosyasındaki dava tarihi dikkate alınarak, orman sınırı dışında bırakılmasından dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlikle kazanma süresinin dolmamış olduğu ve devletin hüküm ve tasarrufunda bulunması gereken yerlerden oldukları, mahkeme dosyası dava tarihi itibari ile de orman sınırı dışında bırakılmasından dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlikle kazanma süresinin dolmuş olduğu ve özel mülkiyete konu yerlerden oldukları belirtilmiş ise de; mahkemenin 2010/599 Esas, 2012/343 karar sayılı dosyasının davacı eşi ... tarafından aynı yere ilişkin aynı sebeple açılıp reddine karar verildiği, hükmün Yargıtay tarafından onandığı, 04.03.2015 tarihinde kesinleştiği, 2010/599 Esas, 2012/343 karar sayılı dosyada davacı eşinin zilyetliğinde bulunduğunun iddia edildiği, dava konusu taşınmazın imar ihya suretiyle kazanımı şartlarının gerçekleşmediği " gerekçesiyle, davanın reddine ve fen bilirkişisi ...'ın 05.10.2017 havale tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 6072.81 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 310.64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 03.10.2019 tarihli ve 2019/388 Esas, 2019/625 Karar sayılı kararıyla; " İlk Derece Mahkemesince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713/4 maddesi uyarınca ilan yapılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı " gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " davaya konu yerlerin 1937 yılında yürürlüğe giden orman Kanununa göre kesinleşmiş orman kadastrosu dışında tarım alanında kalmaları nedeni ile orman sayılmayan yerlerden oldukları, yine mahkemenin 2010/599 Esas 2012/343 Karar sayılı dosyasındaki dava tarihi dikkate alınarak, orman sınırı dışında bırakılmasından dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlikle kazanma süresinin dolmamış olduğu ve devletin hüküm ve tasarrufunda bulunması gereken yerlerden oldukları, mahkeme dosyası dava tarihi itibari ile de orman sınırı dışında bırakılmasından dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlikle kazanma süresinin dolmuş olduğu ve özel mülkiyete konu yerlerden oldukları belirtilmiş ise de, mahkemenin 2010/599 Esas, 2012/343 karar sayılı dosyasının davacı eşi ... tarafından aynı yere ilişkin aynı sebeple açılıp reddine karar verildiği, hükmün Yargıtay tarafından onandığı, 04.03.2015 tarihinde kesinleştiği, 2010/599 Esas, 2012/343 karar sayılı dosyada davacı eşinin zilyetliğinde bulunduğunun iddia edildiği, dava konusu taşınmazın imar ihya suretiyle kazanımı şartlarının gerçekleşmediği " gerekçesiyle, davanın reddine ve fen bilirkişisi ...'ın 05.10.2017 havale tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 6072.81 metrekare ve (B) harfi ile 310.64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi müvekkilinin eşi ile birlikte zilyet olgusunu kavrayamadığını, müvekkilinin dava konusu yere birlikte zilyet ettiğini ve 30 senedir kullandıkları Aile Konutunun bu yerin içinde olduğunu, bahçeyi birlikte ekip diktiklerini ve hatta eşi belediyede işçi olduğu için müvekkilinin ekim dikim işlerini daha çok kendisinin üstlendiğini, esasen bu yerin müvekkilinin babasından kalmış bir yer olduğunu, Anayasaya göre ailenin bölünmeyeceği esas olup zilyetliği eşlerden sadece birisi için geçerli addetmenin Anayasaya aykırı olduğunu açıklayarak, istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " davacının eşi ...'ın Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/599 Esas-2012/343 Karar sayılı dosyasında aynı yerin atalarından kendisine intikal eden yer olduğunu belirterek adına tescili istemiyle dava açtığı, bu dava dilekçesine ekli kroki ile eldeki dava dilekçesine ekli krokiden aynı yer olduğunun açıkça anlaşıldığı gibi eldeki dosyada alınan fen bilirkişi raporu ile de aynı yer olduğunun teyit edildiği, mahkemece davacının eşinin açtığı bu davada davanın reddine karar verilerek kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 04.03.2015 tarihinde kesinleştiği, bu kez eldeki dosyada davacının aynı yer için kendi adına tescil istemiyle 28.12.2015 tarihinde eldeki davayı açtığı, her ne kadar davacının eşinin hayatta olması ve davacının önceki hükme taraf olmaması sebebiyle önceki ilam davacı açısından kesin hüküm niteliğinde değil ise de, önceki dosyada davacının eşinin kendi atalarından intikal ettiği iddiasıyla taşınmazın kendi adına tescilini talep ettiği, aynı vekille temsil edilen davacının önceki davadan haberinin olmaması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi yapılan ilan üzerine de davacının bir hak iddiasında bulunmadığı, şimdi ise taşınmazın esasen kendi ailesinden intikal ettiğini beyanla adına tescil talep ettiği, ancak istinaf dilekçesinde ise eşi ile birlikte zilyet olduğu yolunda beyanda bulunduğu, bu kapsamda davacının iddiasının kesin hüküm kapsamından kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü gerekeceği gibi önceki tarihli, davacının eşi ... tarafından açılan davada taşınmazın 1996 yılında imar planına alındığı kabul edilerek orman dışı kaldığı 1986 yılı ile imar planına alındığı 1996 yılı arasında 20 yıllık sürenin dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, sonucu itibariyle mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve Kanuna aykırı bir husus olmadığı, her ne kadar hükümde maktu ret harcı alınması gerekmekteyken nisbi harca hükmedilmiş olması isabetsiz ise de, istinaf mahkemesinin istinaf nedenleri ile bağlı olduğu ve davacı tarafından bu hususun istinaf konusu edilmediğinden bu hususun kaldırma nedeni olarak değerlendirilmediği " gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Türk Medeni Kanun’un 18. Maddesi düzenlemesine göre Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bu noktada gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki bu taşınmaza eşlerin birlikte zilyet olduğunu, Ekme, dikme, imar ve ihya işlemlerini birlikte gerçekleştirdiklerini, bir evde yaşayan insanların o evin zilyedi olmadıklarını, toprağı birlikte işleyen tarımla uğraşan ailelerin o toprağa zilyet olmadıklarını düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve hakkaniyetle de bağdaşmayacağını, müvekkilinin eşi ile birlikte bu taşınmaza 35 senedir zilyet olduğunu, sadece devleti savunur gözükerek kişilerin hukukuna aykırı karar verildiğini, taşınmazın etrafındaki tüm parsellerin dava yoluyla mülkiyet hakkını elde ettiklerini, kesin hükümden bahsetmenin de olanağının olmadığını, birlikte zilyetlik söz konusu olduğundan eşler arasında bir ayrılık olmadığından davayı eşinin açtığını, imar ve ihyanın koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, TMK'nın 713/1. Maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17 nci maddeleri, TMK'nın 713 üncü maddesi, 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.