Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/17872 E. 2024/7177 K.

Konu: Tespit Ve Tapuya Şerh Verilmesi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17872
Karar No
2024/7177
Karar Tarihi
Konu
Tespit Ve Tapuya Şerh Verilmesi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/343 E., 2021/906 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/125 E., 2020/708 K. Taraflar arasındaki tespit ve tapuya şerh verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro çalışmaları sonucunda; Antalya ili Kepez ilçesi Varsak Mahallesi 1780 ada 1 parsel 15188 m2 arsa vasfıyla 20.07.2007 tarihinde, 1781 ada 1 parsel 7692m2 arsa vasfıyla 14.03.2011 tarihinde, 1782 ada 2 parsel 5324m2 arsa vasfıyla 14.03.2011 tarihinde,1783 ada 2 parsel 4198m2 arsa vasfıyla 14.03.2011 tarihinde ve 1790 ada 5 parsel 1448m2 arsa vasfıyla 14.03.2011 tarihinde itirazlı yerlerin tescili yoluyla Hazine adına tescil edilmiştir. Dava konusu 1782 ada 2 ve 1783 ada 2 parselin beyanlar hanesinde “Taşınmazın üzerindeki 4 adet 60 yaşındaki zeytin ağacı ... ... mirasçısı ...’e aittir.” şerhi bulunmaktadır. Aynı yer ve 1790 ada 4 parsel 600 m2 arsa vasfıyla 14.03.2011 tarihinde itirazlı yerlerin tescili yoluyla tamamı Hazine adına iken 18.02.2016 tarihinde satış yoluyla 43/100 hissesi ... oğlu ... ... adına, 17.01.2018 tarihinde satış suretiyle pay temliki yoluyla ise 4386/35900 hisse elbirliği halinde ... oğlu ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... oğlu ... ..., kızı ... ... ..., ..., ..., ..., ...kızı ... ..., ... ..., ... ve ... oğlu ... ... adlarına tescil edilmiştir. Dava konusu 1790 ada 4 parselin beyanlar hanesinde “Taşınmazın üzerindeki 50-60 yaşlarında 20 adet zeytin ağacı Türkan ... ve ... ...’e aittir.” şerhi bulunmaktadır. Yine aynı yer 1790 ada 3 parsel 604 m2 arsa vasfıyla 14.03.2011 tarihinde itirazlı yerlerin tescili yoluyla tamamı Hazine adına iken 16.06.1998 tarihinde imar yoluyla 100/604 hisse ......, 9702/54209 hisse ile ... oğlu ... oğlu ... kızı ...kızı ... ..., ... ..., ... ve ... oğlu ... ... adlarına tescil edilmiştir. Dava konusu 1790 ada 3 parselin beyanlar hanesinde “Taşınmazın üzerindeki 50-60 yaşlarında 20 adet zeytin ağacı ....... ve ... ...’e aittir.” şerhi bulunmaktadır. Davacılar vekili; dava konusu 1780 ada 1 parsel, 1781 ada 1, 1782 ada 2, 1783 ada 2, 1790 ada 3, 1790 ada 4 ve 1790 ada 5 parsel sayılı taşınmazların kullanıcı ve muhdesat sahibi olduklarını, taşınmazların bulunduğu sahanın 1946 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırı içinde kaldığını, daha sonra Hazine adına orman dışına çıkarıldığını, taşınmazların evveliyatının 473 parsel olduğunu ve bu parselin kadastro tespitine karşı açılan davada da bu durumun belirtildiğini, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi kapsamında taşınmazın satın alınabilmesi için tapu kaydında taşınmazların 2/B kapsamında kaldığına dair şerh bulunması gerektiğini, bu şerh bulunmadıkça kullanım tespitinin Kadastro Müdürlüğünce yapılmadığını, dolayısıyla satışın da yapılamadığını, bu nedenle taşınmazların orman tahdit sınırları içindeyken 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler olduğunun tespiti ile bu hususta tapuya şerh verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; keşif, dosya içerisine giren belgeler ve bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazların olduğu bölgeye ilişkin orman tahdit çalışmalarının ilk 1946 yılında yapıldığı, bu çalışma sonucunda dava konusu taşınmazların tamamının orman sınırları dışarısında sarı kadastro parselinde kaldığı, hiç orman sınırları içerisine alınmamış dava konusu yerler yönünden 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında kaldığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8 inci Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarının usulüne uygun olduğu, taşınmazların tamamının orman tahdit sınırları dışında sarı alanda yer aldığının belirlendiği, aynı bilirkişi tarafından sunulan 04.08.2020 tarihli ek raporda ise dava konusu taşınmazlar hakkında görülen Antalya Kadastro Mahkemesinin 22.02.2001 tarihli ve 2000/185 Esas 2001/46 Karar sayılı kararının irdelenmesi sonucunda dava konusu taşınmazların tamamının orman sınırları dışına çıkarıldığı kanaatine varıldığının belirtilerek ana raporuyla tamamen farklı tespitlerde bulunulmuşsa da dosya arasında bulunan Antalya Kadastro Mahkemesinin 22.02.2001 tarihli 2000/185 Esas 2001/46 Karar sayılı kararına ilişkin dosyanın incelenmesi sonucunda, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadıklarının kesinleşmiş bu karar hakkındaki Yargıtay ilamlarıyla açıkça ortaya konulduğu; orman sayılmayan yerlerin 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkarılmalarının da söz konusu olmayacağı, bu doğrultuda orman yüksek mühendisi bilirkişinin dava konusu taşınmazların 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğuna ilişkin olarak sunduğu ve ilk raporuyla çelişen ek raporundaki tespitlerin isabetsiz olduğu, İlk Derece Mahkemesince de dava konusu taşınmazların 2/B kapsamında olmadıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Bu kez davacılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/17872, K. 2024/7177, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-17872-e-2024-7177-k-2014f1b44a88