Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4281 E. 2024/3915 K. – Suya El Atmanın

Konu: Suya El Atmanın Önlenmesi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4281
Karar No
2024/3915
Karar Tarihi
Konu
Suya El Atmanın Önlenmesi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1078 E., 2023/751 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/506 E., 2020/358 K. Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... mekiinde bulunan kaynak suyunun ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 982/68-97 E.-K. Sayılı kararı ile tescillendiğini, müvekkilinin bu su kaynağı ile evinin içme suyu ile 10 dönüm tarlasını sulama suyu ihtiyacını karşıladığını, 2017 sonbaharında davalının taşınmazına sondaj vurduğunu, bu sondajın çalıştığından beri kaynak suyunun kesildiğini, suyun kesilmesinden dolayı tarlalarını sulayamadığını ve evinin içme suyu ihtiyacını karşılayamadığını ileri sürerek, kaynak suyuna yapılan müdahalenin önlenmesine ve kaynak suyunun eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; sondajını DSİ'den aldığı onayla açtığını, davacının davaya konu ettiği kaynak suyunun yüzeysel olmasından dolayı mevsimsel olarak azaldığını ve bittiğini, davacı tarafın kendi sondaj kuyusundan dolayı kaynak suyunun kuruduğunu, tarafınca açılan sondaj kuyusunun sadece tarımsal sulama döneminde kullanıldığını ve konumu gereği dava konusu su kaynağı ile alakasının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarından davaya konu sondaj kuyusunun kaynak suyunu etkilemediğinin anlaşılması nedeniyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; 1. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanıkların lehe beyanlarının dikkate alınmadığını, kaynağın yıllardır aktığını, sondaj nedeniyle kuruduğunu beyan ettiklerini, 2. Bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, Mahkemece ek rapor alınmadığını, 3. Bilirkişi raporunun ilmi olmaktan uzak olduğunu, re'sen gerekli hususların mahkemece dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanıkların lehe beyanlarının dikkate alınmadığını, b. Sondaj kuyusunun 120 m derinlikte olduğunu, ilk su tabakası ile kaynak suyu arasında 14 m kot farkı bulunduğu, kuyunun statik seviyesinin ise 40 m olduğu olgusunun kesin olduğunu, 120 m derinlikte olan sondaj kuyusunun ilk su tabakası ile kaynak suyu arasında 14 m kot farkı sebebiyle sondajın kaynak suyunun ana damarına denk gelip suyun tamamını 14 m kot farkının çok altında 120 m derinliğe emdiği bilinen fiziki bir maddi vaka olduğunu, daha derinde ve altta kalan suyun yukarıdaki suyu çekeceğinin bilindiğini, c. Bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemece ek rapor alınmadığını, ç. Raporun ilmi olmaktan uzak olduğunu, re'sen gerekli hususların mahkemece dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacılar vekili temyize ek beyan dilekçesinde; a. Mahkemenin eksik inceleme ve bilimsel yeterliliği bulunmayan rapora göre karar verdiğini, b. Sondaj kuyusu içerisine boya bırakılarak iki su arasında bağlantı olup olmadığını tespit edilebileceğini veya 15-20 gün sondaj kuyusunun kapatılarak müvekkiline ait suyun çıkıp çıkmayacağının test edilebileceğini, raporlarda bu testler yapılmadığından raporların karar vermeye elverişli olmadığını, c. Müvekkilinin suyunun sondajın çalıştırılmasına müteakip bir hafta içerisinde kesildiğini, sondajın çalıştırılmasının kesilmesine müteakip bir hafta/10 gün içerisinde müvekkilinin suyunun tekrar aktığını, bunun bir tesadüf veya yağış ile değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 718, 756 ncı maddeleri. 3. 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’un "Yeraltı sularının mülkiyeti" başlıklı 1 inci maddesinde; "Yeraltı suları umumi sular meyanında olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu suların her türlü araştırılması, kullanılması, korunması ve tescili bu kanun hükümlerine tabidir" düzenlemesine yer verilmiştir. 4. Aynı Kanun’un 2 nci maddesinde "Yeraltı suyu" terimi "Yeraltındaki durgun veya hareket halinde olan bütün sulardır" şeklinde ifade edilmiştir. 5. 167 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde yeraltı suyu işletme sahalarının nasıl kabul ve ilan edileceği belirlendikten sonra 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ilan edilen sahalarda açılacak kuyuların sayısı, yerleri ve özellikleri ile çekilecek su miktarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tayin ve tespit edileceği kararlaştırılmıştır. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4281, K. 2024/3915, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4281-e-2024-3915-k-7f03bd39244f