Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/14579 E. 2019/5985 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2018/14579
- Karar No
- 2019/5985
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı - Katılma Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Aile Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 1. Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen Bursa’daki 106 ada 4 parselde kayıtlı arsa ve ...’daki 1915 parselde kayıtlı tarla ve zeytinlik, ...’daki 192 ada 61 parselde kayıtlı 11 numaralı yazlık daire üzerinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mallarının tasfiyesiyle, malların 2002'den sonra alınanların edinilmiş mallara katılma rejimine göre paylaştırılmasına karar verilmesini talep etmiş, dava değerini 50.000 TL olarak göstermiştir. Davacı vekili, Bursa ve ...’daki taşınmazlara yönelik talebini 776.051.78 TL olarak ıslah etmiş, ıslah dilekçesiyle davalının elde ettiği kira gelirlerine yönelik 10.000 TL katılma alacağı talebinde bulunmuştur. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile 776.051,78 TL katkı payı alacağının, 50.000 TL yönünden dava tarihinden itibaren, kalan miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin katkı payı alacağına yönelik kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacının katkı payı alacağının 798.837,14 TL olduğu, fakat taleple bağlı kalınarak 776.051,78 TL katkı payı alacağı talebinin kabulüne, 50.000 TL yönünden dava tarihinden itibaren, kalan miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacının katılma alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur. T.C. Anayasası'nın 141/3 maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, Hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 ... HMK’na göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141.maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasa'nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Az yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.1991 tarihli ve E:323, K:391; 10.9.1991 tarihli ve E:281, K:415; 25.9.1991 tarihli ve E:355, K:440; 19.04.2006 tarihli ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 tarihli ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 tarihli ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 tarihli ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 tarihli ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 tarihli ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 tarihli ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 tarihli ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 tarihli ve E:2011/11-344, K:436 ... kararlarında da, benimsenmiştir. Nitekim, 07.06.1976 tarihli ve 3/4-3 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 ... HMK'nin 297. (Mülga HUMK'un 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine HMK'nin 27. maddesinin (HUMK'un 73.) 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır. Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe bölümünde, Bursa’daki taşınmaz üzerine inşa edilen yapının 1. katının inşaatı ve ...’daki yazlık daire yönünden mahkemece davalının babasından miras kalan hisselerini kardeşlerine devrederek elde ettiği geliri taşınmazın inşaatında kullandığı tam olarak ispat edilemediği halde, hesaplamada davalı lehine dikkate alınarak belirlenen % 50 katkı oranının adil olmadığı, hesap bilirkişisi tarafından Bursa’daki taşınmazın arsa ve zemin katının edinilmesi için belirlenen davacının tasarruf oranının, Bursa’daki 1.katının inşaası ve ...’daki yazlık daire için de uygulanabileceği, buna göre tarafların o dönemki gelirlerine göre, davacının katkı oranının %60 olduğu belirlendikten sonra, gerekçede yapılan hesaplamada, ‘’...Buna göre hesap bilirkişisinin itiraza konu Emek ilçesi 106 ada 4 parsel ... taşınmazın 1. katının inşaatı (212.520 TL) ve Çınarcık' taki yazlık daire (15.339.63TL) yönünden, taşınmazların dava tarihindeki değer toplamı olan 212.520,00 + 15.339.63=227.859.63 x %60 =136.715,77 TL davacının katkı bedeli alacağının hesaplanacağı ve davacının katkı bedelleri olan ve hesap bilirkişi raporunda belirtilen diğer katkı miktarlarını gösteren rakamlar toplandığında da; 488.361,97 + 173.760,00 + 136.7115,77 = 798.837,14 TL davacının toplam katkı bedelinin tespit edileceği sonucuna varılmıştır.’’ şeklinde değerlendirme yapılmış ise de, hükme esas alınan 15.03.2017 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda, dava tarihi itibariyle, Bursa’daki taşınmazın 1. katın inşaatının değerinin 212.520 TL olarak, 11 numaralı yazlık dairenin değerinin 135.000 TL olarak hesap edildiği, fakat Bölge Adliye Mahkemesince Bursa’daki taşınmazın 2. kat inşaatı ile ...’daki 1915 parselde (yeni 193 ada 1 parsel) kayıtlı taşınmazın dava tarihi değeri (15.339,63 TL) üzerinden hesaplama yapıldığı, bu haliyle gerekçe içinde çelişki oluşturulduğu anlaşıldığından, HMK’nin 297. maddesine uygun, kendi içinde çelişmeyen yukarıda bahsedilen açıklama ve ilkelere uygun bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 ... HMK'nin 373/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.