Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14390 E. 2026/3735 K. – Hükümlü Veya
Konu: Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/14390
- Karar No
- 2026/3735
- Karar Tarihi
- Konu
- Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/223 Esas, 2018/326 Karar HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.04.2018 tarihli kararı hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 292/1.62/1,50/1-a maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 30.04.2018 tarihinde kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/4345 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2025 tarihli ve KYB-2025/144226 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2025 tarihli ve KYB-2025/144226 yararına bozma isteminin; “Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13.12.2023 tarihli 2023/166 84... /25619 sayılı kararında "Cezaevinde bulunan sanığa iddianamenin tebliğ edilmediği, iddianamenin tebliği ile sorgu arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği yönündeki 5271 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına uyulmadan ve (3) nolu celsede iddianame okunan sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkının olduğu da hatırlatılmadan hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2018 tarihli ve 2018/4748 Esas sayılı iddianamesinin ceza evinden tahliye olması sebebiyle sanığa tebliğ edilemediği, yakalama ile savunması alınan sanığa iddianame tebliği ile sorgu arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun’un "İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması" başlıklı 176. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci ve dördüncü fıkraları; " (1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. (Ek cümle:8/7/2021-7331/20 md.) Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir, ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu durumda uygulanmaz. ... (4)Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir." Aynı Kanun'un " Ara verme" başlıklı 190. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası; "176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır." Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2.İnceleme konusu dava dosyasında, hükümlüye iddianamenin tebliğ edildiğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belgenin olmadığı, hükümlünün yakalama emri ile savunmasının alındığı oturumda iddianamenin yüzüne karşı okunduğu ancak 5271 sayılı Kanun'un 176/4. maddesi uyarınca iddianamenin tebliğ ile savunması arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği gözetilmeden aynı Kanun'un 190/2. maddesi uyarınca da bu hakkı hatırlatılmadan savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2018 tarihli ve 2018/223 Esas, 2018/326 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2026 tarihinde karar verildi.
...