Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/11357 E. 2026/4129 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/11357
- Karar No
- 2026/4129
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/895 E., 2025/1734 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : Ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. Yargıtay Bozma İlâmı İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2023 tarihli ve 2022/277 Esas, 2023/373 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi tarafından verilen kararın sanık müdafii tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.12.2024 tarihli ve 2024/16470 Esas, 2024/9496 Karar sayılı kararı ile tanık ... dinlenmesini ve ele geçen madde miktarı da dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/895 Esas, 2025/1734 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandınlmasına, hak yoksunluklarına; ilk derece mahkemesi kararının sanık lehine istinaf edilmesi nedeni ile kazanılmış hakkı korunarak davanın reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir şeklindeki Kanun'un emredici hükmü esas alındığında, sanık hakkında yürütülen uyuşturucu madde ticareti ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına ilişkin soruşturma dosyalarının eylemleri ve konulan farklı olduğuna, kararın usul ve kanuna aykırı olduğu ve beraat kararı verilmesi gerektiğine, davanın reddine karar verildiğinde de lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, sanığın üzerinde ve bulunduğu araç içinde ele geçirilen uyuşturucu ve uyarıcı maddeler sebebi ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı,ele geçen madde miktarı ve tanığın beyanı ile suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düzenlendiği, ilk derece mahkemesi tarafından İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/589 Esas sayılı dava dosyası ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin dava dosyası ile mükerrer açılan davanın reddine karar verildiği, bu durumda sanık lehine vekalet ücretine hükmolunacağına dair herhangi bir hüküm bulunmaması karşısında, sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde aşağıda belirtilen husus dışında hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün aleyhe istinaf edilmemiş olması nedeniyle yeniden verilen hükümde önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir cezaya hükmolunamayacağı ve bu ilkenin mahkumiyet hükümleri yönünden uygulama alanı bulup sadece tayin edilmiş ceza miktarını kapsadığı gözetildiğinde sanık hakkında isabetsiz şekilde kurulan "davanın reddi" kararının belirtilen ilke çerçevesinde korunamayacağı ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği hususunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş, bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/895 Esas, 2025/1734 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 303. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün, 7. paragrafında "sanık hakkında verilen kararın davanın reddine dair karar olarak infazına" bölümünün hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün infazına,” ibaresinin eklenmesi suretiyle Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının hir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde karar verildi. ...