Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/829 E. 2024/7126 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/829
- Karar No
- 2024/7126
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/251 E., 2021/496 K. SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yaralama İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Akçakale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli ve 2016/251 Esas, 2021/496 Karar sayılı kararı ile hükümlüler hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hükümlerin istinaf edilmeksizin 21.04.2021 tarihinde kesinleştiği; kasten yaralama suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın itiraz olunmaksızın 21.04.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.02.2023 tarihli ve 2022/8896 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/17899 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/17899 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, 1- Sanık ... hakkında, hüküm fıkrasının 11. bendinde mağdur Muhammed Zeki Yalçınkaya'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedeniyle mahkûmiyet hükmü kurulurken, aynı sanık hakkında aynı mağdura yönelik aynı eylemden dolayı hüküm fıkrasının 13. bendinde beraat hükmü kurularak hükümde çelişki yaratılmasında, 2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2. maddesinde yer alan, "Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur" şeklindeki ve 6. fıkrasında belirtilen, "Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." biçimindeki düzenlemelere nazaran, sanıklar ... ve ...'ın mağduru tekmeleyerek zorla bir araca bindirip boş bir arsaya götürdükleri ve darp etmeye devam ettikleri somut olayda, 5237 sayılı Kanun'un 86. maddesi kapsamında basit tıbbî müdahale giderilecek şekilde yaralamak şeklinde gerçekleşen mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemi nedeniyle mahkûmiyetine karar verilen sanıklar hakkında, meydana gelen olayda neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hâlinin de bulunmaması karşısında, yaralama eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 109/2. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli haline cebir unsuru olarak vücut vereceği, sanıklar hakkında yaralama suçundan ayrıca mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Akçakale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli kararının hem gerekçesinde hem de hüküm fıkrasında hükümlü ...'ın mağdur suça sürüklenen çocuk Muhammed Zeki Yalçınkaya'ya karşı eyleminden dolayı üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri ve 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verildikten sonra yine aynı hükümlü hakkında aynı mağdura karşı eyleminden dolayı üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verildiği dolayısıyla aynı sanık hakkında suça konu eyleminden dolayı hem mahkumiyet hem de beraat hükmü kurulmasının çelişkiye neden olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 2.5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları "(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde; altıncı fıkrası ise, "Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 3. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, mağdur suça sürüklenen çocuk Muhammed Zeki Yalçınkaya hakkında düzenlenmiş olan adli raporda, 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesi anlamında "neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama" kapsamında bir yaralamanın belirtilmediği, hükümlüler ... ile ... tarafından gerçekleştirilen yaralama eyleminin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde olduğunun ifade edildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle hükümlülerin mağdura yönelik gerçekleştirdikleri eylemlerinin bütün halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, ayrıca dava konusu edilen kasten yaralama eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cebir unsuru olduğu dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren sadece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, hükümlülerin tek olan eylemi nitelik yönünden ikiye bölünerek hükümlüler hakkında hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet hem de kasten yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi bu nedenle de yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Akçakale 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2021 tarihli ve 2016/251 Esas, 2021/496 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2024 tarihinde karar verildi.