Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2435 E. 2024/8916 K. – Başkasına Ait
Konu: Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2435
- Karar No
- 2024/8916
- Karar Tarihi
- Konu
- Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/1136 E., 2019/1876 K. SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2019 tarihli kararıyla hükümlü ... hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 nci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 18.02.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/935 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60841 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60841 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Dosya kapsamına göre, somut olayda trafik uygulama noktasında durdurulan araç içerisinde 494,15 gram metan fetamin maddesi ele geçirilmesi üzerine sanık hakkında yasal işlem yapılmak üzere kimliği istenildiğinde üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan kardeşi ... ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak sanık hakkındaki bütün adli işlemlerin gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla; eylemin yalnızca resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağının gözetilmemesinde; 2- Kabule göre de; sanığın soruşturma aşamasındaki 25/11/2016 tarihli ifadesinde yoklama kaçağı olduğu için kardeşine ait kimlik belgesine kendi fotoğrafını yapıştırdığını ve trafik uygulama noktasında aracı durdurulduğunda sahte kimlik belgesini ibraz ettiğini itiraf ederek iftirasından dönmesine karşın, etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 269/1. maddesinin uygulanma olanağı tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. İftira suçunun özel bir halini düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, herhangi bir suç soruşturması olmadan resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesine aykırılık olarak değerlendirilmesi gerekeceği belirlenmiştir. 2. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, olay tarihinde hükümlünün içinde bulunduğu aracın kolluk görevlilerince yapılan yol kontrol uygulamasında durdurulması üzerine araçtan toplam 494,15 gram ağırlığındaki metamfetamin içeren uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, hükümlünün Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğünde soruşturma için işlemleri devam ettiği sırada yakalanma anında kolluk görevlilerine ibraz ettiği nüfus cüzdanının kardeşi olan mağdur ... ... adına düzenlendiğini ancak fotoğrafının kendisine ait olduğunu yoklama kaçağı olduğundan sahte olarak düzenlenmiş bu nüfus cüzdanını ibraz ettiğini beyan ettiği, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen tüm tutanakların hükümlünün gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği, kovuşturma işlemleri başlamadan hükümlünün gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıktığı anlaşılmakla; hükümlünün başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun unsurlarının oluşmadığı, kolluk görevlilerine verilen isme göre de bir resmi belgenin düzenlenmemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde tanımlanan "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan'' suçunun da oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı, bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden karar tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği belirlenmekle, hükümlü hakkında idari para cezası verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2017/1136 Esas, 2019/1876 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca; hükümlünün kabahat eylemi tarihinin 24.11.2016 olduğu nazara alındığında, hükümlünün eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahatini oluşturduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca usul ve kanuna aykırı CEZANIN KALDIRILMASINA, idari para cezasının miktarına göre hüküm tarihi itibariyle 5326 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen soruşturma zamanaşımının dolmuş olması karşısında, anılan maddenin birinci fıkrası gereğince idari para cezası verilmesine yer olmadığına, bozma nedenine göre (2) nolu istem yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.