Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/4795 E. 2024/9199 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/4795
- Karar No
- 2024/9199
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/835 Esas, 2021/1357 Karar SUÇ : Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığının 14.02.2020 tarihli iddianamesiyle; sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 213 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan cezalandırılması ve hak yoksunluklarının uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. İstanbul Anadolu 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli kararıyla; sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 09.11.2021 tarihli ve 2020/835 Esas, 2021/1357 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Dava konusu olay; sanığın, herkese açık olan İnstagram isimli sosyal medya hesabından katılana yönelik saldırıya dair fotoğrafa "yine kılpayı kurtardın paçayı, hepinize öğreticez bizimle uğraşılmayacağını" şeklinde yorum yapmak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. İlk derece mahkemesince "...suçun oluşması için tehditin belirli kişi veya kişilere yönelik olmayıp, belirli olmayan kişilerden oluşan ülkenin belli bir bölgesinde yaşayan halkın bir kesimine yönelik olarak yapılmasının gerekmesi karşısında sanığın paylaşımında atılı suçun unsurları bulunmadığı anlaşılmakla..." şeklindeki gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile duruşma açılmaksızın katılan vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A-) 5237 sayılı Kanun'un 213 üncü maddesinde düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunun mağduru, toplumu oluşturan herkestir. Maddedeki anlamıyla halk tabiri, belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişilerdir. Somut olayda; sanığın paylaşımı belirsiz sayıda kişiye yönelik olmayıp katılanın kendisine ve vücut bütünlüğüne yönelik olduğundan sanığın 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden beraatine karar verilmesi, B-) Bozma nedenine göre; I-) 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirmesinde zorunluluk bulunması, II-) Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek "lehe kanunun uygulanması ilkesi" benimsenmiştir. Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü maddesinin uygulanması imkanı doğmuştur. Bu hususların mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hükmün bozulması gerekmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 09.11.2021 tarihli ve 2020/835 Esas, 2021/1357 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 51. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde karar verildi.