Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/495 E. 2026/2105 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/495
Karar No
2026/2105
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI :1987/1225 Esas, 1991/573 Karar

Mahkemece verilen ek kararlar, davalılar ... ... vekili, ... vekili ile ... ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; asıl davada ... ve diğerleri, birleştirilen davada ise ... ... mirasçılarına karşı açtığı davada; davalılar tarafından 02.02.1971 tarihli, 3670 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile Mersin ..., ... Mevkii, 386, 3 93... sayılı parsellerin davacıların murisi ... ...'a 60.000,00 TL bedelle satıldığını, zilyetliğin devralındığını, bu tarihten beridir taşınmazların kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazların davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. Asli Müdahil ... ...; davacı ...'ın davaya konu hisselerini satış vaadi sözleşmesi ile temlik aldığından bahisle bahsi geçen davacı yerine davaya devam edilmesini ve adına tescil kararı verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalılar ... ... mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; murisleri ...'nin 1980 yılında öldüğünü belirterek, ölü kişi için açılan davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılardan ... ve ... ...'nın dava konusu taşınmazdaki payları satış vaadi sözleşmeleri ile satın alan ve diğer davalılar yönünden ise davaya konu taşınmazlara yönelik satış yetkisini içerir vekaletnameler ile vekil tayin edilen ... tarafından 02.02.1971 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davaya konu taşınmazdaki payların davacıların murisi ... ...'a satıldığı, davaya konu taşınmazların İmar Kanunu 18.madde ile uygulamaya tabi tutulduğu, uygulama sonucunda taşınmazların maliklerinde de değişiklik olduğu, davalıların hissesinin bulunduğu parsellerin 3205, 3206, 3217, 3243, 32 44... parseller olduğu, diğer parsellerde davalıların ilgisi ve payının bulunmadığını gerekçesiyle mirasçılık belgeleri dikkate alınarak bu parseller yönünden davanın kısmen kabulüne; asli müdahilin talebi yönünden satılan payın değeri itibariyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan görevsizliğine; davacılar tarafından aynı sözleşme ve aynı taşınmaza yönelik davalılardan ... ..., ... ..., ... ... ve ... hakkında dava açıldığı, bu davalılar hakkındaki kararın kesin hüküm oluştuğundan bu davalılar yönünden reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararın bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, mahkemece 21.09.2009, 28.01.20 09... .02.2009 tarihli ek kararları ile; temyiz süresi geçtikten sonra sunulan temyiz dilekçelerinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... ve ... vekili asıl karara ve ek karara ilişkin temyiz dilekçelerinde; ek kararın hatalı olduğunu, dava dilekçesi, gerekçeli karar tebliğlerinin usulsüz olduğunu, ... Köyünde hiç oturmadıklarını, amca oğluna yapılan tebligatın hatalı olduğunu, zilyetliğin fiilen teslim edilmediğini, 1971 yılından 16 yıl sonra dava açılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, murisleri ...'nin vekaletname tarihinde akli dengesinin yerinde olmadığını, geçerli bir vekaletnamenin olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. ... ... vekili asıl karara ve ek karara ilişkin temyiz dilekçelerinde; gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğunu, ... Köyünde oturduklarını, anılan köyde hiç oturmadıklarını, kaldı ki yedi ayrı ailenin aynı köy evinde yaşamasının mümkün olmadığını, zilyetliğin devredilmediğini ayrıca ilamın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davallı ... vekili asıl karara ve ek karara ilişkin temyiz dilekçelerinde; davalıya yapılan tüm tebligatların geçersiz olduğunu, satış vaadi sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını, ayrıca ilamın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalarda satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 1.Birleştirilen davada bir kısım davalılar vekillerinin ek karara yönelik temyizleri yönünden yapılan incelemede; Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” kenar başlıklı 16. maddesinde, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; birleştirilen davada davalılardan ..., ..., ... ... (temyiz eden ...'un murisi), ... ... ve ...'a gerekçeli kararın 09.08.1993 tarihinde, ... Mahallesi adresine, birlikte yaşadıkları amcalarının oğlu ...'a tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz isteminde bulunulmadığı gerekçesiyle ek kararlar verilmiş ise de; davalılara yapılan tebligatların usulüne uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira, davalılar tarafından sunulan belgeler uyarınca davalıların tebligat yapılan adreste yaşamadıklarının anlaşıldığı gibi tüm davalıların aynı konutta amcalarının oğlu ile yaşadıklarının kabulü, hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Bu nedenlerle gerekçeli kararın Tebligat Kanunu ve Yönetmeliğine uygun olmadığı belirlenerek davalılar vekillerinin temyiz kanun yoluna başvurma hakkının mevcut bulunduğundan, Mahkemece verilen 21.01.2009, 28.01.20 09... .02.2009 tarihli tarihli ek kararların kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre birleştirilen davada bir kısım davalılar vekillerinin yargılama aşamasında dava dilekçesinin tebliği işlemlerinin usulsüz olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) 125/1. fıkrasında "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." hükmü yer almaktadır. Somut olayda, temyiz aşamasında getirtilen tapu kayıtları üzerinde yapılan incelemede, taşınmazların bir kısmının (örneğin; 3244 parsel) üçüncü kişilere devrolunduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca Mahkemece, dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının eksiksiz bir şekilde dosya içerisine getirtilerek dava konusu tüm taşınmazlar yönünden üçüncü kişilere devir olup olmadığı hususunun tespit edilip üçüncü kişilere devir yapılanlar yönünden HMK'nın 125. maddesi gereğince davacılara seçimlik hakkının sorulması ve sonucuna göre işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmayıp kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; infaza elverişli olması için asıl ve birleştirilen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 4.Bozma nedenine göre bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelemesine şu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkemenin 21.01.2009, 28.01.20 09... .02.2009 tarihli tarihli ek kararlarının KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/495, K. 2026/2105, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-495-e-2026-2105-k-e54ec022f1d5