Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1662 E. 2026/4407 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1662
- Karar No
- 2026/4407
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1431 E., 2025/20 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/431 E., 2024/19 K.
Asıl ve birleştirilen dava, ketmi verese hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tecil istemine ilişkindir.
Asıl davada davacılar, anne ayrı baba bir kardeşleri ...’ün annesi ... ...’in 1989 yılında öldüğünü, mirasının tek mirasçısı olan kızı ...’e kaldığını, ...’ün de 2011 yılında bekar ve çocuksuz ölümü ile mirasın kendilerine kaldığını, ... ...’in veraset ilamına ilişkin hasımlı veraset ilamı davası devam ederken davalılardan ... ...’in ... Noterliğinin 06.11.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı veraset ilamını aldıklarını, gerçeğe aykırı veraset ilamı ile ... ... adına kayıtlı 1 12... ve 14, 1 11... parsel sayılı taşınmazların mirasçı olduklarını iddia eden davalılar adlarına intikal ettiğini ve sonrasında davalı ... lehine ferağ işlemleri yapıldığını, hem mirasçı olmayanlar adına yapılan intikal hem de davalı ... adına yapılan işlemin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında kendi adlarına ve dahili davacılar adlarına tesciline karar verilmesini istemişler; davacılar vekili 03.05.2016 havale tarihli dilekçesi ile, ...’nin sehven davalı gösterilmediğini belirterek davaya dahil edilmesini istemiş; 05.05.2016 havale tarihli dilekçesi ile 1 11... parsel yazılması gerekirken sehven 1 parsel yazıldığını belirterek davanın 7 parsel üzerinden devamını istemiştir.
Birleştirilen davada davacılar; asıl davadaki gerekçeleri tekrar ederek asıl davaya konu taşınmazların davalı ...’ye de devredildiğini, bu devrin de yolsuz olduğunu ileri sürerek Pazar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/311 Esas sayılı veraset ilamı uyarınca kendileri ve diğer mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili; Meclis kararı ile ilçe merkezinde 7 hektar alanın kentsel dönüşüm alanı olarak belirlendiğini, kamuya ait taşınmazlar da olması nedeniyle Bakanlar Kurulundan izin istenildiğini, Bakanlar Kurulunun 27.12.2011 tarihli kararı ile dava konusu taşınmazların da içerisinde bulunduğu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edildiğini, Danıştay 6. Dairesinde açılan 2011/2653 Esas sayılı dava ile iptal kararı verildiğini, bunun üzerine Belediye Meclisinin 18.09.2015 tarihli ve 27 Karar sayılı kararı ile 5.1 hektar alanın tekrar kentsel dönüşüm alanı ilan edildiğini, Belediye Encümenin de 28.09.2015 tarihli ve 40 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazları da kapsayan alanın kamulaştırılmasına karar verildiğini, 09.03.2016 tarihinde ... ile yapılan protokolün yenilendiğini, hak sahiplerine ödemeler yapıldığını, 1 12... ve 14 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kamulaştırma kararı olmasına rağmen 1 11... parsel sayılı taşınmazın müvekkili ile ilgisi olmadığını, geçerli veraset ilamı ile işlemlerin yapıldığını, müvekkilinin üçüncü kişi konumunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada davalı ...; zamanaşımının geçtiğini, intikal sonrası davalı ... ve ...’nin dava konusu taşınmazları kamulaştırdığını, 1 11... parsel sayılı taşınmazın başkası adına kayıtlı olduğunu, yolsuz tescil olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı ... vekili; ... Dönüşüm ve Gelişim Projesi kapsamında 09.03.2016 tarihinde davalı ... ile protokol düzenlediklerini, uzlaşma yapan hak sahiplerine ödemelerin yapıldığını, o tarihte tapuda kim kayıtlı ise görüşmelerin onlarla yapıldığını, kamulaştırma işleminin davalı ... tarafından yapıldığını, müvekkiline husumet yönetilemeyeceğini, tapuya güvenilerek işlemlerin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada ...’nin dava açılırken taraf gösterilmediği, sonradan davaya dahil edilemeyeceği, gerçek kişilerin davalı ... hariç paylarını dava açılmadan önce kamulaştırma nedeniyle Belediyeye devrettikleri, yargılama sırasında payı kamulaştırılan Kezban Yalçın yönünden HMK’nın 125. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanması için davacılar vekiline süre verilmesine rağmen davacılar vekilinin seçimlik haklarını kullanmayacaklarını, davaya mevcut şekliyle devam etmek istediklerini beyan ettiği, birleştirilen dava yönünden ise ... taşınmazlarda paydaş ise de dosyaya celbedilen tapu kayıtları ve 27.11.2017 havale tarihli bilirkişi raporuna göre ...'nin malik olduğu payların davacıların iddia ettiği ...’den değil, diğer paydaşlardan gelen paylar olduğu, zira ...'nin paylarının ...'in paylarının intikalinden önce tescil edildiği, davacıların hak iddiasında bulunduğu payların karar tarihi itibariyle ... Belediyesi adına kayıtlı olduğu, gerçek kişi davalıların da kayıt maliki olmadıkları, kamulaştırma işlemlerinin de kesin olduğu gerekçesiyle asıl davada gerçek kişiler yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine, ... aleyhine usulünce açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen dava yönünden gerçek kişiler ve ... yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine, Belediye yönünden davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davasına tapu iptali ve tescil olarak devam etmesi ve payların kamulaştırılmış olması karşısında davanın esastan reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, bozma ilamında işaret edildiği üzere bir kısım davalılar yönünden husumet nedeniyle ret kararı verilmesinin de yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davacılardan; 3.765,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.