Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/465 E. 2026/2469 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/465
Karar No
2026/2469
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3962 E., 2025/1814 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 1999/297 E., 2022/510 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile Avukat ... geldiler. Diğer taraftan davalılar vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mirasbırakanı ...'ün 31.10.1998 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın ölümünden sonra müvekkillerinin mirasbırakanın sağlığında malvarlığının büyük bir kısmını mal kaçırma amacıyla davalılara devrettiğini öğrendiklerini, mirasbırakanın bir kısım taşınmazlarını kadastro tespiti öncesi davalılar adına satış veya hibe suretiyle devrettiğini ve bu taşınmazların davalılar adına tescil gördüğünü, yine mirasbırakanın sağlığında bedelini ödeyerek davalılar adına taşınmaz satın aldığını, ayrıca mirasbırakan adına kayıtlı iki adet traktör, bir adet kamyon, bir adet taksi ve iki adet hususi aracın gelirlerinden yıllardan beri davalıların yararlandığını, müvekkillerinin saklı paylarının ihlal edildiğini ileri sürerek davalılara yapılan sağlararası kazandırmaların tenkisini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iddiaların gerçek dışı olduğunu, davalılar adına olan taşınmazlarla mirasbırakanın terekesinin bir ilgisinin bulunmadığını, kadastro sırasında davalılar adına tespit gören taşınmazların zilyetliğinin davalılara ait olduğundan onlar adına tespit gördüğünü, bir kısım taşınmazın üçüncü kişilerden satın alındığını, yine dava konusu edilen araçlarla mirasbırakanın bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın mirasbırakan tarafından davalılara yapılan temliklerin davacılardan saklı payın aşan kısmı yönünden tenkis talep ettiği, tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olması olduğu, dosya içine alınan tenkis bilirkişi son raporunda yapılan hesaba göre davacıların saklı payının ihlal edilmediği sonucuna varıldığı, tenkise karar vermek için saklı paylı mirasçının saklı payına el atılması halinde mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davacıların saklı payına tecavüz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dava konusu edilen 283 parsel, 998 parsel, 1000 parsel, 2 parsel, 1123 parsel taşınmazların halen mirasbırakan adına kayıtlı olduğu, yine dava konusu 248 parsel, 256 parsel, 340 parsel, 1316 parsel, 460 parsellerin davalı ... adına kayıt edildiği, 983 parsel ve 984 parselin davalı ... adına kayıt edildiği, 309 parsel, 311 parsel ve 341 parselin 1/3'er paylı olarak davalılar ..., ... ve ... adına kayıt edildiği, bu taşınmazların davalılar tarafından kadastrodan önce üçüncü kişilerden satın alındığı ve bu suretle kadastro sırasında adlarına tescil gördüğü, davacıların bahse konu taşınmazların bedellerinin mirasbırakan tarafından verildiğinin ve mirasbırakanın davacıların saklı payını ihlal etme kastı ile hareket ettiğinin ispatlanamadığı, 1010 parselin davalı ...'a annesi ... 'ten intikal ettiği, mirasbırakanla ilgisinin bulunmadığı, 1195 parselin kadastro ile üçüncü kişi adına kayıt edildiği, davalılardan ... tarafından 1984 yılında üçüncü kişiden satın alındığı ve 2005 yılında satış yolu ile dava dışı üçüncü kişiye temlik edildiği, ... plaka sayılı aracın 1984 yılında ... tarafından satın alındığı, ... plaka sayılı aracın 1988 yılında ... tarafından üçüncü kişiden satın alındığı, ... plaka sayılı aracın murisin ölümünden sonra davalı ...'ın oğlu ... tarafından 05.07.1999 tarihinde satın alındığı, ... plaka sayılı aracın davalı ...'ın oğlu dava dışı ... tarafından 13.04.1998 tarihinde satış yolu ile üçüncü kişiden satın alındığı, diğer taşınmaz ve araçlarla ilgili olarak murisin ölüm tarihi itibarıyla somut olayda uygulama yeri bulan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (MK) 507/4. fıkrası uyarınca, mirasbırakanın ölümünden evvelki 1 seneden çok daha önce bağışlama suretiyle davalılara kazandırdığı dava konusu bir kısım taşınmazlar, araçlar ve verildiği iddia edilen bedeller yönünden mirasbırakanın davacıların saklı payını ihlal etme kastıyla hareket ettiği hususunun davacılarca ispatlanamadığı, 1304 parsel, 1305 parsel ve 1306 parsellerin kadastro ile 1974 yılında mirasbırakan tarafından hibe edildiğinden davacılar adına ayrı ayrı tescil gördüğü, yine 314 parselin aynı şekilde mirasbırakan tarafından hibe edildiğinden 1/3 paylı olarak davacılar adına tescil gördüğü, belirtilen hususlarla birlikte değerlelendirdirildiğinde bahsi geçen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekçe olarak doğru görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak gerekçesi düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakanın sağlığında erkek çocuklarına yönelik mal kaçırma tasarrufunda bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince talebe göre bir değerlendirme yapılması gerekirken davalı tarafça yapılmayan istinaf talebine göre karar verildiğini, dosyada dinlenen tanıklar, tarafların sosyo-ekonomik durumu nazara alındığında mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini ispatladıklarını, bilirkişi raporlarında fahiş çelişki bulunmasına rağmen Mahkemece çelişki giderilmeden karar verildiğini, 19.10.2007 tarihli bilirkişi raporundaki değerlerin tercih tarihine güncellenip karar verilmesi gerektiğini, buna rağmen 09.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda saklı paya ihlal olmadığının tespit edilmesinin büyük bir çelişki olması nedeniyle çelişkinin giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilerek bu hususa yönelik gerekçe kurulmadığını, dosya kapsamında gizli bağışa yönelik iddialarını ispatladıklarını, mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla terekesini tasfiye ettiğinin açık olduğunu, Mahkemece değerlendirmede hataya düşüldüğünü ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 40.000,00 TL'nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/465, K. 2026/2469, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-465-e-2026-2469-k-f28d548ba5d1