Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4299 E. 2026/2473 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4299
Karar No
2026/2473
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/193 E., 2025/1104 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ferizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/221 E., 2023/457 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı Hazine vekili Avukat ... geldi, temyiz eden davacı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 264 parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin mülkiyet hakkının 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca korunması gerekirken anılan yasa hükmü dikkate alınmaksızın 13.06.2018 tarihli ... Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü, Paylaştırma Komisyonunun 2018/13 sayılı kararı ile mülkiyetin davalı Hazineye devredildiğini, dava konusu taşınmazın geçici 3. maddede yer alan şartları taşıdığını, 264 parsel sayılı taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları içinde kaldığını, 01.01.2003 tarihinde kesinleşen imar planı içinde kaldığını, yerleşim yeri olarak işgal edildiğini, dava konusu yerin ... Bankasından kredilendirilerek dükkan, açık pazar, zabıta binası, çevre tanzimi ve çevre aydınlatma unsurlarından oluşan tesis planlanarak ihalesinin yapıldığını, anılan ihalenin 2001 yılında tamamlanarak kullanımın başladığını, 2001 yılında çayırlık vasfını kaybettiğini, özel mülkiyete konu olma statüsüne eriştiğini iddia ederek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; Tarım İl Müdürlüğünden dava konusu taşınmaz ile ilgili ne gibi işlemler yapıldığının sorulması üzerine; “…dava konusu çayır vasıflı 15.920 metrekare yüzölçümlü taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanununa tabii alanlardan olduğu, aynı kanunun 4. ve 14. maddelerinin dikkate alınması gerektiği, 264 parsel sayılı taşınmazın halihazırda yerleşim yeri olarak kullanılmadığı, ticari amaçlı yapıların faaliyet göstermesinden dolayı geçici 3.maddenin kapsamında olmadığı, dava konusu taşınmazın vasfının keşfen tespit edilmesi ve davacı yanın talebinin yersiz ve mesnetsiz olduğunun anlaşılması halinde davanın reddinin gerektiği” yönünde cevap verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada özetle; dava konusu 264 parsel sayılı taşınmaz davacı ... Belediyesi adına kayıtlı iken 12.06.2018 tarihli 2018/13 sayılı ilgili Valiliğin Paylaştırma Komisyonu kararıyla niteliği çayır olarak değiştirilerek Hazine adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu'na tâbi çayır vasfında olduğu, aynı Kanun'un 14. maddesi gereğince vasıf değişikliği yapılmadığı, geçici 3. madde ile mera, yaylak ve kışlalara yönelik düzenlemenin getirildiği, çayır vasıflı taşınmazın söz konusu düzenlemenin kapsama dışında kaldığı {Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 2021/1630 Esas, 2021/4238 Karar} gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece emsal olarak alınan ilamda dava konusu yerin harman yeri niteliğinde olduğunu, 4342 sayılı Mera Kanunu'nda harman yeri kavramının bulunmadığını, işbu davada emsal olarak alınamayacağını, aynı yasanın 4/5 fıkrasında çayırlık kavramının mera, yaylak ve kışlalara dair hükümlere tabii kılındığını, mera, yaylak ve kışlak kavramının çayırlık ve otlak kavramlarını da içeren üst bir kavrama dönüştüğünü, geçici 3. maddede çayırların meranın alt kavramı olarak kabul edilmesi gerektiğini, fen bilirkişisi raporunda mera olduğunun belirtildiğini, mahalle bilirkişilerin beyanlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda taşınmazın büyük bir kısmında yapılaşmanın bulunduğunun yazılı olduğunu, dava konusu taşınmazın etrafında tarım arazileri ve meranın bulunduğunun belirtildiğini, dava konusu taşınmazın zaman içinde meradan ayrılmış olduğunu, paylaştırma komisyonu kararında da mera olduğunun yazılı olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olan 40.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava konusu 264 parsel sayılı taşınmaz kapatılan ... Belediyesine ait iken6360 sayılı Kanun gereğince davacı ... Belediyesine devredilmiş, bilahare Vali Yardımcısı Başkanlığında toplanan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 12/06/20 18... /13 sayılı kararı ile davacı ... Belediyesine ait taşınmaz Hazineye devredilmiş, devir tutanağında taşınmazın vasfının çayır olduğu belirtilmiş ancak, "(3402 sayılı Kanuna göre Mera Vasfındadır)" ibaresi de eklenmiştir. Yani, devir işlemini gerçekleştiren komisyon dahi, taşınmazın mera vasfında olduğunu kabul etmektedir. 4342 sayılı Kanun'un 2. maddesinde "Bu Kanun, mera, yaylak ve kışlak alanları ile umuma ait çayır ve otlak alanları kapsar." hükmüne yer verilmiştir. Herhangi bir taşınmaz "çayır" vasfını, üzerinde yetişen bitki türü ile kazanır. Eğer taşınmaz sulanabilen veya sulak bir alan olmasından dolayı üzerindeki bitki örtüsü yılın büyük bir bölümünde yeşil olarak kalıyorsa, o takdirde "çayır", "çayırlık" gibi isimlerle adlandırılır. Yani taşınmaz özel mülkiyete konu değilse, bulunduğu beldenin tüm sakinleri tarafından hayvan otlatma amacı ile kullanılabiliniyorsa, taşınmazın çayır olarak adlandırılması, onun mera vasfını ortadan kaldırmaz veya değiştirmez. Bu nedenle 4342 sayılı Kanunun 2. Maddesinde kanunun, mera ve çayırları da kapsadığı belirtilmiştir; ki, zaten aksi de düşünülemezdi. Bu durumda dava konusu taşınmazın 4342 sayılı Kanun kapsamında kaldığı kabul edilerek, taraflar arasındaki ihtilafın 4342 sayılı Kanun'un Geçici 3. madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Aksinin kabulü; 4342 sayılı Kanun'un hem lafzına, hem de amacına aykırıdır. Yapılan yargılama esnasında toplanan ve burada yeniden sayılmasına gerek olmayan tüm delillerden, taşınmazın mera vasfını kaybettiği, bu nedenle 4342 sayılı Kanun'un Geçici 3. Maddesinde yazılı, taşınmazın mülkiyetinin davacıya Belediye adına tescilini gerektiren tüm yasal şartların oluştuğu tereddüte yer bırakmayacak şekilde ve açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısı ile taşınmazın mera vasfında değil de, çayır vasfında olduğu yorumu ile Hazine adına tescili 4342 sayılı Kanuna açıkça aykırıdır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yanlıştır. Bu gerekçe ile, temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesinin kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4299, K. 2026/2473, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4299-e-2026-2473-k-1f949488f16e