Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/6194 E. 2026/1298 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6194
Karar No
2026/1298
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/228 E., 2023/888 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; ...Korusu olarak adlandırılan yaylanın 01.06.19 55... . sıra numarası ile davacı ... Köyüne tahsis edildiğini, 17.02.1959 tarihinde taşınmaz mallar özel siciline tescil edildiğini, daha sonra ... Köyünün davacı Köylere ayrıldığını, 1955 tarihinden beri davacı Köyler tarafından kullanıldığını, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı köyler adına tescil edildiğini, kadastro çalışma alanına yaptıkları itirazın Kadastro Mahkemesince reddedildiğini ileri sürerek; kadastro tespiti ile davalı Köylerin sınırları içine alınan ve tescili yapılan 1. cilt, 52 sahife, 16 sıra numaralı 17.02.1959 tarihli hudutname tescil belgeli arazinin tapu kaydının iptali ile davacı köyler adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın sınır tespitine yönelik olduğunu, idare mahkemesinin görevli olduğunu, kadastro çalışma alanı sınırlarının köy idari sınırları olmadığını, parsel numarasının belirtilmediğini, tapu iptali tescil istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “davacının köy sınırlarının tespiti ile dava konusu alanın kendi köy sınırları içerisinde kaldığının tespitini istediği, köy sınırlarının belirlenmesinin idari işlemle olabileceği” gerekçesi ile yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince: “Mahkemece yapılan nitelendirme ve varılan sonuç yanılgılı olmakla birlikte usul ve yasalara aykırıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 33. maddesi gereğince bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme görevi hakime aittir. Dava dilekçesindeki anlatımlara ve dosya kapsamına göre davacı köylerin talebi, kadastro tespiti sırasında davalı köylerin kadastro sınırları içerisinde bırakılan yerlerin davacı köyler kadastral sınırlarına alınması ve kullanılan alandan yararlanma hakkının tespiti ve davacı köylere tahsis edilmesi istemlerine ilişkindir. Bu durumda Mahkemece; davacı yanın dava konusu yerin kadastro sınırlarına itiraz niteliği taşıyan talebi yönünden...Kadastro Mahkemesinin 2006/2 Esas, 200/3 Karar sayılı dosyasının getirtilerek bu hükmün bu talep açısından kesin hüküm teşkil edip etmediği değerlendirildikten sonra kesin hüküm teşkil etmediği kanaatine varılırsa; uyuşmazlık hakkında 3042 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca bir karar verilmelidir. Kullanım hakkının aidiyeti talebi bakımından ise; Orman işletme Müdürlüğünün 23.12. 2013 tarihli yazılarında dava konusu yerin orman işletme sınırları içerisinde kaldığı, davacı tarafın dayandığı 17.02.1959 tarihli evrakın ... Mülki Hudutlarını gösteren tutanak olduğu bildirildiğinden Orman işletme Müdürlüğünden davacıların talebine konu ettiği yerlere ilişkin olarak taraflara kesim veya kullanım iznini içerir bir karar verilip verilmediğinin sorulması; taraf köylere ait kesinleşmiş idari hudutnameler uygulanarak davacı ve davalı köyler arasındaki idari sınırın zeminde tespit edilmesi, dava konusu edilen yerin hangi köy sınırları içinde kaldığının, niteliğinin ve kullanım durumunun şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanması, davacı köy sınırları içinde kalıyorsa bu yerlerde mera ya da baltalık olarak hangi köyün kadim kullanım hakkının bulunduğunun açıklığa kavuşturulması keşfi izlemeye elverişli kroki ve rapor düzenlettirilmesi, ondan sonra işin esasına yönelik bir karar verilmesi gerektiğine” değinilerek karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “dinlenen tanık beyanları, dosya arasında kazandırılan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf dava dilekçesinde iddia ettiği ve fen bilirkişileri ... ... tarafından düzenlenen 07.09.2023 tarihli raporda 1 numaralı ana başlığında belirtilen ve rapora ekli 1 numaralı krokide gösterilen "karakol mevkiinden başlayıp, Subatan mevkiine inen, oradan kurudereyi takiben yangın söndürme havuzunun olduğu kısma uzanan ve sonrasında ...yaylasının uç kısmından ... çayırına bağlanan" 3.869.342,81 m²'lik kısmın davalı ... çalışma sınırlarında olduğu, bu çalışma alanına ilişkin davacı ... muhtarlığının itirazının...Kadastro Mahkemesinin 2006/2 Esas, 2006/3 Karar sayılı dosyası ile incelendiği, verilen kararın kesinleştiği, bu hâli ile aynı yerin çalışma alanına ilişkin ileri sürülen iş bu iddianın kesin hüküm teşkil ettiği anlaşıldığından davacıların belirtilen çalışma alanına ilişkin itirazlarının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava konusu edilen alanın kullanım hakkının aidiyeti talebi bakımından yapılan değerlendirmede ise, 14.09.2023 tarihli orman yüksek mühendisinin raporunda belirtildiği üzere bu alanın davalı ... Köyünün kullanımda olduğu, yine Orman İşletme Müdürlüğü tarafından da bu yerin orman kesiminin davalı ... köyüne verildiği, fen bilirkişilerinin raporu ve ekli krokisinde gösterilen kadastro çalışma alanını sınırının kuzey kesiminde (yani ... Köyü kısmında) davacı ... Köyünün orman kesimi yaptığı; dinlenen tanık beyanlarında "...Tepesinden başlayan, hastane mevkii ve soyuk tepesi boyunca devam eden ve ... tepesine doğru devam eden hattın" iki köyün kullanım sınırı olduğu, bu sınırın güney kısmını uzun zamandır davalı ... ahalisinin kullandığı, bu alanın davacı ... ahali tarafından kullanılmadığı anlaşılmakla, bu alanın kullanım hakkının davacılara ait olmadığı kanaatiyle talebin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf keşifte iddia ettiği ve fen bilirkişileri ... ... tarafından düzenlenen 07.09.2023 tarihli raporda 3 numaralı ana başlığında belirtilen ve rapora ekli 2 numaralı krokide çevresi sarı renk ile taralı olarak gösterilen "... Yaylası " olarak belirtilen 647.152,50 m²'lik kısmın kendilerinin kullanımında olduğunu belirttiği, davacı tarafça dava dilekçesinde "...Yaylasına" ilişkin herhangi bir talepte bulunmadığı; davacı tarafın dava dilekçesinde sadece yukarıda bahsedilen ve fen bilirkişileri ... ... tarafından düzenlenen 07.09.2023 tarihli raporda 1 numaralı ana başlığında belirtilen ve rapora ekli 1 numaralı krokide gösterilen "karakol mevkiinden başlayıp, ... mevkiine inen, oradan kurudereyi takiben yangın söndürme havuzunun olduğu kısma uzanan ve sonrasında ...yaylasının uç kısmından ...çayırına bağlanan" 3.869.342,81 m²'lik kısma yönelik davası olduğu, dava dilekçesindeki "...Yaylasını" tarif eden veya sınırlayan herhangi bir ibare bulunmadığı, bu hali ile davacı tarafların dava delikçesindeki dayanmadıkları iddiaların keşifte öne sürülmesinin iddianın genişletilmesi olacağı, bu hâli ile HMK’nın 141. maddesi uyarınca davalı tarafın açık muvafakati olmadığından davacının keşifte dayandığı bu talebinin reddine karar vermek gerekmiş” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma ilâmının gereklerinin yapılmadığını, bilirkişi raporunda tarafların kullanacağı alanların belirtildiğini ancak Mahkemenin davanın reddine karar verdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Köylerin kadastro sınırları içinde bırakılan yerlerin davacı Köylerin kadastral sınırına alınması, kullanılan alanlarda yaralanma hakkının tespiti ve davacı Köylere tahsis edilmesi istemine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması HMK’nın geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birisinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/6194, K. 2026/1298, T. 09.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-6194-e-2026-1298-k-113cec3fbe72