Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4822 E. 2026/2679 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4822
- Karar No
- 2026/2679
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1193 E., 2025/1851 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/175 E., 2025/38 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 20 79... parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, davalının taşınmazdaki toplamda ½ payını 2021 yılında satın aldığını ve müvekkiline resmi bildirimin yapılmadığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydında davalı adına kayıtlı olan payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kötüniyetli olduğunu, zira davacının satıştan haberinin olduğunu ve taşınmazda fiili taksimin bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ve 2021/987 Esas, 2022/467 Karar sayılı kararıyla “...taşınmazın tapu kaydı üzerinde riskli yapı şerhinin bulunduğu, davacının 1/4 hisse sahibi olduğu, diğer 1/4 hissenin dava dışı ...’a ait olduğu, davalının ise 1/2 hisse sahibi olduğunun anlaşıldığı, davalı ile diğer hissedar ... arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin yapıldığı, taşınmazdaki emlak beyannameleri ve abonelik kayıtları ile delil tespiti raporu gözetildiğinde fiili taksimin mevcut olduğunun anlaşıldığı, davalı arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatını taşıdığı, dava dışı diğer hissedar ... ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin imzaladığının görüldüğü, yapının yıkılarak 6306 sayılı Kanun kapsamında yeniden inşa edileceğinin anlaşıldığı, davacının açmış olduğu yıkım ve tahliyeye ilişkin belediye işlemine dair davada yürütmenin durdurulması talebinin reddedildiğinin belirlendiği, netice itibariyle üzerinde bina bulunan ve yasal olmayan bağımsız bölümleri fiilen taksim edilmiş taşınmazda davacının yasal önalım hakkını kullanma talebinin dinlenemeyeceğinin değerlendirildiği...” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 28.03.2024 tarihli ve 2023/580 Esas, 2024/645 Karar sayılı kararıyla “...davalının ileri sürdüğü fiili taksim savunmasının araştırılmasının gerektiği, yerinde keşif yapılarak HMK’nın 259/2 maddesi gereğince tarafların tüm delillerinin keşifte değerlendirilmesinin gerektiği, davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümlerin bulunup bulunmadığının saptanmasının gerektiği, çelişkili beyanlar varsa giderilmesinin gerektiği, tanıkça gösterilecek yerlerin fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokide denetime elverişli şekilde işaretlenmesinin gerektiği, bu suretle fiili taksimin mevcut olup olmadığının saptanmasının gerektiği, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile kararın verildiği...” gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.01.2025 tarihli ve 2024/175 Esas, 2025/38 Karar sayılı kararıyla “...istinaf ilamı gereği keşifin yapıldığı ve keşifte tanıkların dinlenmiş olduğu, yapılan keşifte taşınmaz üzerindeki binanın yıkılmış olduğunun görüldüğü, keşif sırasında dinlenen tanıkların ve özellikle davacı tanıklarının taşınmazda fiili paylaşımın bulunduğuna dair beyanda bulundukları, davacı tanığı ...’un ‘...dava konusu satış köşedeki iki katlı bina için yapılmıştı. Satıştan davacının haberi olup olmadığını bilmiyorum. Üç katlı büyük binayı davacı ve abisi kullanırdı...’ şeklindeki beyanının bu hususu teyit eder nitelikte olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla evvelce verilen ret kararına dayanılarak teşkil eden fiili taksimin bulunduğuna dair kanaatin aynen korunduğu, istinaf ilamı kapsamında yapılan araştırma neticesinde de fiili taksimin bulunduğuna dair mahkememiz kanaatinin geçerliliğini koruduğu...” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 02.07.2025 tarihli ve 2025/1193 Esas, 2025/1851 Karar sayılı kararıyla “...İlk Derece Mahkemesince fiili taksim iddiası yönünden incelemenin yapıldığı, keşif mahallinde dinlenen tanık beyanları kapsamında taşınmazda fiili paylaşımın bulunduğunun anlaşıldığı, önalım davasının koşullarının oluşmadığı...” gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Arsa vasıflı dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kaçak yapılaşmanın yoğunlukta olduğu hususunun göz önüne alınmadan fiili taksimin varlığı doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasının yerinde olmadığını, 2. Yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, 3. Fiili taksimin bulunmadığını, 4. Dava konusu taşınmazdaki binaların yıkılmış olduğunu, 5. Taşınmazın şuan çıplak arsa niteliğinde olduğunu, 6. Kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre yasal ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.