Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4639 E. 2026/2895 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4639
- Karar No
- 2026/2895
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/710 E., 2025/1001 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aladağ Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/64 E., 2022/52 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait 1 39... parsele davalıların ev yaptırmak suretiyle 15-20 yıldan beri işgal ettiklerini belirterek el atmasının önlenmesini, ecrimisil ve yapıların kâl'ini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-birleştirilen davada davacı vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın reddini istemiş, birleştirilen davada ise müvekkilinin 1 39... parselin bir bölümünü 08.08.1993 tarihli gayrimenkul satış senedi ile satın aldığı kişiye ait olduğunu düşünerek ve bedelini ödeyerek satın aldığını, söz konusu taşınmaz üzerine 2 katlı kargir bina inşa ettiğini ve bahçesine ağaçlar diktiğini, söz konusu taşınmazı bu şekilde 1993 yılından bu yana kullandığını, yapı değerinin arsa değerinden çok fazla olduğunu, söz konusu yapının yıkım değerinin dahi arsa değerinden fazla olduğunu belirterek temliken tescil talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, 1 39... parselde yer alan davacıya ait taşınmazda, 26.12.2017 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda ve ekli krokide yeşil renkte A harfi ile gösterilen 53, 25... ’lik kısma davalının el atmasının önlenmesine, üzerinde yer alan bina veya muhdesatın davacı karşı davalıya aidiyetinin tespitine, davacı karşı davalı tarafından depo edilen 29.941,00 TL'nin karar kesinleştiğinde işlemiş faizi ile birlikte davalı karşı davacıya ödenmesine, davacının ecrimisile yönelik talebinin reddine, karşı davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda davalının kayda ya da mülkiyete dayalı bir hakkı bulunmadığı, çapa bağlı taşınmaza yapılan müdahalede iyiniyet savunmasına değer verilemeyeceği, bu nedenle davalının müdahalesinin men-i talebinin kabulü yönünde karar verilmesi yerinde görüldüğü, bilirkişi raporuna göre evin değerinin zeminin değerinden fazla olduğu ancak TMK'nin 724. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşulun iyiniyetin varlığı olduğu, öngörülen iyiniyetin Kanunun 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğu, somut olayda yasanın aradığı iyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği aranmaksızın temliken tescil davasının reddine karar verilmesi yerinde görüldüğü gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı- birleştirilen davada davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece asıl davada müvekkilinin kötü niyetli olmaması sebebiyle ecrimisil talebinin reddedildiğini ancak birleştirilen davada temliken tescil yönünden müvekkilinin iyiniyetli olmadığını belirttiğini, müvekkilinin çok uzun yıllardır kullandığı, evi ve bahçesinin olduğu dava konusu taşınmazı muhtar senedi ile bedeli peşin ödenmek kaydıyla satın aldığını, davacı-karşı davalının da bu durumu bildiğini, yapı değerinin arsa değerinin çok üzerinde olduğunu, müvekkiline ait yapıların davacı-karşı davalıya aidiyetinin tespitinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira müvekkiline ait yapıların değerleri güncel değerlere uymayacak şekilde çok düşük belirlendiğini, ayrıca karar tarihine en yakın olacak şekilde değer tespiti yapılmadığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının ise gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-birleştirilen davada davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.