Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/6004 E. 2026/5057 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/6004
- Karar No
- 2026/5057
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/382 E., 2026/147 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerlerinde 01.05.2008 tarihinde üretim uzmanı olarak çalışmaya başladığını ve 06.03.2017 tarihinde işten ayrıldığını, davacının ... tesisinde yurt içi çalışma döneminde brüt 5.000,00 TL ücret aldığını, yurt dışı çalışma döneminde ise müvekkilinin 5.000,00 TL + 2.000,00 USD ücretle çalıştığını, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, davalı firmanın hastaları için nükleer ilaç ürettiğini, davacının da bu ilaçların üretimini yapan üretim uzmanı mühendis olarak görev ifâ ettiğini, davacının davalı Şirkette radyasyona maruz çalıştığına ilişkin olarak ... ... Kurumunda kaydının bulunduğunu, davacının radyasyona maruz kalarak çalışmış olmasına karşın davalı Şirketin onu normal çalışan statüsünde istihdam ettiğini, Şirkette uygulanan normal çalışmanın haftanın 6 günü sabah 08. 30... .30 saatleri arasında olduğunu, davacıya günlük 2,5 saat fazla çalışma yaptırıldığını, davacının ulusal bayramlarda tam gün, dinî bayramlarda en az bir gün çalışma yaptığını, yasal düzenlemeler gereği günde en fazla 5 saat çalıştırılabilecek olan davacının normal işlerde çalışan kişi statüsünde 30.01.2010 tarihine kadar haftalık 27,5 saat, bu tarihten sonra ise haftalık 35 saat çalıştırılması gerekirken günde en az 10,5 saat çalıştırıldığını belirterek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil, şua izni ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; bir işyerinin radyasyonlu işyerlerinden sayılıp sayılmayacağınn tespiti ile buna bağlı olarak alacakların hak kazanılmasının ... Kurumu tarafından yapılması gereken bir idari işlem olduğunu, davacı tarafından bu hususta ilgili kuruma herhangi bir başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının son ücretinin brüt 5.007,00 TL olduğunu, davacı iş sözleşmesini radyasyona maruz kaldığı iddiasıyla feshettiğini ancak iş sözleşmesinin davalı Şirket tarafından davacının devamsızlıkları nedeniyle feshedildiğini, müvekkili Şirketin 3153 sayılı Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun'a (3153 sayılı Kanun) tâbi bir işyeri olmadığını, davacının yaptığı işin niteliği gereği radyasyona maruz kalmasının mümkün olmadığını, müvekkiline ait ... tesisindeki işyerinde çalışma saatlerinin haftanın 3 günü 03.30-06.30 saatleri arası, haftanın 2 günü 04.00-06.30 saatleri arasında olduğunu, cuma ile cumartesi günlerinin resmî tatil olduğunu, Azerbaycan tesisi için başlangıç saati 1-2 saat ileri olmakla birlikte toplam çalışma süresinin aynı olduğunu, ...’ten farklı olarak cumartesi ve pazar günleri çalışma yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli kararı ile; dosya kapsamındaki delil ve belgelerden davacının davalıya ait işyerinde işe giriş tarihinden itibaren yapmış olduğu iş nedeniyle radyasyona maruz kaldığı, davacının çalıştığı dönem boyunca radyasyona maruz kalmasına rağmen davalı işveren tarafından 3153 sayılı Kanun'a ve bu Kanun'a ilişkin ilgili Tüzüğün amir hükümleri uyarınca şua izninin kullandırılmadığı, iş sözleşmesi devam ederken ve fesih sonrasında bilirkişinin ek raporda belirlemiş olduğu kıdem tazminatı ile prim alacağı, şua izni alacağı, fazla çalışma ücret alacağı, genel tatil çalışma alacağı ve yemek ücreti alacağının davalı işveren tarafından davacıya ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 12.10.2022 tarihli kararı ile; temel anlaşmazlık konusunun davalı işyerinin 3153 sayılı Kanun kapsamında işyeri sayılıp sayılmayacağı olduğu, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından dosyaya gönderilen 26.01.2017 tarihli cevabi yazıda radyofarmasotik ilaç üretimi tesislerinin radyasyon alanı olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı, Sağlık Bakanlığından izin ruhsat almak suretiyle faaliyet gösteren teşhis tedavi merkezleri ile bu merkezlerde çalışan kişilerin bu Kanun kapsamına girdiği, ilaç üretim tesisinde çalışan kişinin 3153 sayılı Kanun'a tâbi olmayacağının bildirildiği, 16.11.2017 tarihli Sağlık Bakanlığı cevabi yazısı ile ilaç üretimi yapan işyerlerinin 3153 sayılı Kanun kapsamında olmadığının bildirildiği, davalı işyerinde Atom Enerjisi Kurumunun ölçümlemeler yaptığı, çalışanların ve davacının dozimetre ölçümlerinin yapıldığı, davalı işyerinin 3153 sayılı Kanun kapsamında olmamakla birlikte çalışanların radyasyona maruz kalma ihtimalinin bulunduğundan denetlemelerin ve dozimetre kullanımının bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davacının 3153 sayılı Kanun'a tâbi çalışan olmadığı, ancak gerek Mülga Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik gerekse 2013 yılında yürürlüğe giren Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinde radyoaktif ve radyoiyonizasyon maddelerle yapılan işler kapsamında çalışmaya yer verildiğinden; davacının günlük 7,5 saati aşan çalışma varsa fazla çalışmanın buna göre ayrıca bir değerlendirmeye tâbi tutulması gerektiği, davacının ulusal bayram ve genel tatil çalışmasını ispatlayamadığından reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 06.03.2025 kararı ile; davacının ulusal bayram ve genel tatil çalışmasını ispatlayamadığı, davacının davacı tanıklarının çalışma dönemleri ile sınırlı olarak ve zamanaşımı dikkate alınmak suretiyle tanık beyanlarına göre haftalık 70 saat çalıştığı, buna göre haftalık 25 saat fazla çalışma yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 06.03.2025 tarihli kararının süresi içerisinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.10.2025 tarihli kararı ile; davacının haftalık 15 saat fazla çalışma yaptığının gözetilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının devamsızlığı nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, 2. Davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığını, davacı tanık beyanlarının afaki olduğunu, 3. Davacının ücret miktarının hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma alacağının ispatı ve hesaplanması noktasında toplanmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.