Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4353 E. 2026/1966 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4353
Karar No
2026/1966
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1133 E., 2025/1461 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... (Aksaray) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/368 E., 2025/108 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası ...'ın 02.11.2020 tarihinde vefat ettiğini, murisin mirasçısı olarak eşi ...'ın oğlu ...'ın kızı ...'ün kızı ..., kızı ..., kızı ..., kızı ..., kızı ... kaldığını, ...'ın vefatından sonra 03.03.2017 tarihli vasiyetnamenin düzenlendiği müvekkillerince öğrenildiğini, murisin vasiyetname düzenleme ehliyeti bulunmadığını, doktor raporunun kabul edilebilir olmadığını, vasiyetname raporlarında aranan niteliklere haiz olmadığını, aile hekiminden alınan raporun kullanıldığını, müteveffanın murisin vasiyetnameyi tek erkek çocuğa yapmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek vasiyetnamenin iptali ile taşınmazların payları oranında mirasçılara tescilini, mümkün olmaması hâlinde saklı pay yönünden tenkis talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, sürenin vasiyetnameyi tebliğ aldıkları tarihte başladığını belirterek hem vasiyetnamenin iptali hem de tenkis yönünden davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris ...'ın davaya konu ... Noterliğinin 03.03.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesinin ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/658 Esas sayılı dosyası ile açıldığı, vasiyetnamenin davacı ... ve ...'e talimat mahkemesi Aksaray 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli duruşmasında yüzlerine karşı okunduğu, davacı ...'a 27.02.2023 tarihinde aynı konutta yaşayan kızı ...'a tebliğ edildiği, davacı ...'ye 28.02.2023 tarihinde aynı konutta yaşayan oğlu ...'ye tebliğ edildiği, davacı ...'e bizzat 03.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı ...'ye ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 25/A maddesi gereğince ... Başkonsolosluğu aracılığıyla 24.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 27.05.2024 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönüyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerin vasiyetnamenin içeriğinden ve iptal sebebinden ancak duruşmada yüzlerine okunmasıyla haberdar olduklarını, daha önce yapılan tebligatlarda sağlık raporunun yer almaması nedeniyle iptal sebebini öğrenmediklerini, bu nedenle hak düşürücü 1 yıllık sürenin işlemeye başlamadığını, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.06.2023 tarihli kararında vasiyetnamenin mirasçılara tebliği ve dava açma süresi konusunda yapılan açık ihtarın esas alınması gerektiğini, bu ihtara güvenerek işlem yaptıklarını, hak düşürücü sürenin bu tarihten başlaması gerektiğini, aksi takdirde adil yargılanma ve mahkemeye erişim haklarının ihlal edileceğini, mahkemenin bilirkişi incelemesi ve adli tıp raporu almadan, savunma haklarını kısıtlayarak usulden ret kararı verdiğini, oysa 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi gereği tenkis davasında sürenin saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağını, murisin herhangi bir intikal işlemi yapmaması ve terekenin miktarının bilinmemesi nedeniyle bu sürenin henüz başlamadığını ileri sürdüğünü Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/14039 Esas, 2025/1420 Karar sayılı kararına göre; Yargıtayın önceki uygulamasına güvenilerek açılan davada uygulamanın değişmesi sonucunda davanın reddedilmesi hâlinde davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, müvekkili aleyhinde yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmesinin açıkça hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4353, K. 2026/1966, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4353-e-2026-1966-k-e30f1d10fbfd