Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3683 E. 2026/1170 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3683
- Karar No
- 2026/1170
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1643 E., 2025/560 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde; dava konusu 8 21... parsel sayılı taşınmazın 418 m²'lik bölümünde müvekkillerinin evlerinin bulunduğunu, taşınmazın 1978 yılından beri önce murisleri tarafından, anne ve babalarının 1998 yılında vefatı ile davacılar tarafından nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullandıklarını, taşınmazın tüm vergilerinin ödendiğini, davaya konu taşınmazın tapuda Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/6 Esas sayılı dosyasına istinaden davalılar adına tescil edildiğini, ancak durumdan 2018 yılının Ekim ayına kadar haberdar olunmadığını, 2018 yılında çıkan imar affı kapsamında yapı kayıt belgesi almak için müracaat ederken bu durumla karşılaştıklarını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 ve 2. maddesinde yazılı şartların gerçekleştiğini, malzeme sahibinin el attığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu Mahkeme ilâmının tapuya tescil edilmemesi nedeniyle bilemediklerini, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden fazla olduğunu, dava konusu taşınmazın 418 m²’lik kısmının 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini, Mahkeme aksi kanaatte ise temliken tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri ayrı ayrı sunulan cevap dilekçelerinde; davacının talepleri arasında ekonomik ve hukuki tutarlılık olmadığını, bu şekilde terditli dava açılamayacağını, terditli olarak sunulan her iki talebin hukuki temelinin de tamamen birbiriyle zıt olduğunu, tapuda kayıt maliklerinin belli olduğunu, gaiplik kararı verilmesinin söz konusu olmadığını, ifrazı hukuken mümkün olmayan taşınmaz bölümleri için zilyetlikle iktisap davası da açılamayacağını, davacının belediye ve Hazine taşınmazlarına kaçak inşaat yapan binlerce kişiden biri olduğunu, inşaat yaparken, arsanın kendi mülkiyetine ait olduğunu sanmasının inanılacak veya ciddiye alınacak bir iddia olamayacağını, tapulu taşınmaza ilişkin iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğini, davacının aldığını beyan ettiği tapu tahsis belgesinin dahi taşınmazın kendisine ait olmadığını bildiği anlamına geldiğini, yapı değerlerinin zeminden az olduğunu, temliken tescil talebinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 713. maddesine dayalı tescil talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu parselin kadastroda Hazine adına tescil edildiği, 1960 yılında 7367 sayılı Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar Hakkında Kanun uyarınca İstanbul Belediyesine devredildiği, ancak (mülga) 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanun hükümlerine göre 10 yıllık hak düşürücü süre içinde, davalılar ve murisleri tarafından Belediye Başkanlığı aleyhinde Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen 1978/163 Esas sayılı tapu iptali ve tescil davası açıldığı ve anılan Mahkemece verilen 12.03.1980 tarih ve 198/0/84 Karar sayılı karar ile davalıların murisleri adına tapuda tescil kararı verildiği, kararın 03.02.1984 tarihinde kesinleştiği, kararda, lehine tescil kararı verilen kişilerin sahip olacakları hisseler gösterilmediği için mahkeme kararı tapuya tescil edilemediği, Mahkeme kararının kesinleşmesinden takriben 1 ay kadar sonra 23.03.1984 tarih ve 18350 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren KHK uyarınca dava konusu parselin tapu kayıt mülkiyetinin kendiliğinden Beykoz Belediyesi’ne intikal ettiği, Beykoz Belediye Başkanlığı tapuda taraf olmadığı için, mahkeme kararının, tapuya tescili imkânı tamamen ortadan kalktığı, bunun üzerine, tapuda kayıt maliki olarak gözüken Beykoz Belediye Başkanlığı aleyhine Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen 2015/6 Esas sayılı davada verilen 11.05.2015 tarih ve 2015/95 Karar sayılı ilam ile, dava konusu parselin de arasında olduğu 9 adet parselin Beykoz Belediyesi adına olan tapu kaydının iptaline ve davalılar adına kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın 10.05.2018 tarihinde kesinleştiği, davalılar adına 15.08.2018 tarihinde tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazın 1960 yılında “İstanbul Belediyesi” adına, 1984 yılında “Beykoz Belediye Başkanlığı” adına, 2018 yılında ise davalıların murisleri adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın tapusu için geçmiş olan bu safahat göz önünde bulundurulduğunda söz konusu taşınmazın tapusuz olmadığı, malikinin ölü olmadığı, tapu kayıtlarından malikinin anlaşılmaması gibi bir durumun bulunmadığı ve tapu malikleri için alınmış bir gaiplik kararı da olmadığı, dolayısı ile davacıların MK 713'e dayalı tescil taleplerinin hukuki dayanağı kalmadığı, davacı tarafın diğer talebi olan temliken tescil talebi yönünden yapılan incelemede ise; 4721 sayılı Kanun’un 724. maddesinde öngörülen temliken tescil hakkından yararlanabilmesi için iyiniyetli olunması gerektiği, taşınmazın tapuda kayıtlı taşınmaz olduğu, davacının iyiniyetli olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, ayrıca söz konusu taşınmaz için ifraz koşullarının da bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemece 13.01.2023 tarihli muhtıra ile davacı vekiline adli yardım talebinin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilecek olmakla birlikte, tebligat giderleri ve dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesi için posta giderinin yatırılması hususunda ihtarat yapılmış, muhtıranın tebliğini takiben 31.03.2023 tarihli ek kararla, avans yatırılmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 344. maddesi gereği davacılar vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve 31.03.2023 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile adli yardım talebini değerlendirme görevinin Bölge Adliye Mahkemesine ait olduğu, dosyanın tebligat işlemlerinin tamamlanması ile istinaf incelemesi için gönderilmesi, adli yardım talebine ilişkin talebin karara bağlanmasından sonra, adli yardım talebinin reddi halinde gider avansının ikmali için işlem yapılması gerektiği, somut olayda, ek kararın verildiği tarih itibariyle dosyada mevcut bir kısım gider avansının da bulunduğu, yazılı şekilde muhtıra düzenlenmesi ve ek karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin ek karara ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ek kararın kaldırılmasına davanın esasına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrar ile tapu tahsis belgelerinin Mahkemece istenilmediğini, keşfin usule uygun yapılmadığını, ilk bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, itirazlarındaki eksik hususlar giderilmediği halde eksik rapora göre karar verildiğini, bilirkişilerin 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesine dayalı temliken tescil talepleri bakımından inceleme yapmadıklarını, müvekkilinin yaptığı taşınmaza pandemi sebebiyle girmediklerini ve değer belirlerken binanın dışından bakarak yapı maliyetini eksik hesapladıklarını, bilirkişi raporunda açıkça dava konusu taşınmazın değerlemesine yönelik belirgin hata yapıldığını, davalıların iyiniyetli olmadıklarını, Mahkemenin 4721 sayılı Kanun’un 713/2 hükmü kapsamında yaptığı değerlendirmenin hatalı olduğunu, 4721 sayılı Kanun’un 724. madde şartlarının gerçekleşmesine rağmen bu talebin reddinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 713/1 ve 2. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak temliken tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.