Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3641 E. 2026/2022 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3641
- Karar No
- 2026/2022
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3135 E., 2025/1488 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Enez Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/98 E., 2023/132 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde hükmü temyiz eden bir kısım davacılar vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı dava dilekçesinde özetle; 1809 parsel sayılı taşınmazın ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile 30.04.2017 tarihinde davalıya devredildiğini, fakat davalının bakım borcunu yerine getirmediğini, davalının davranışları ile sözleşmenin devamı çekilmez hâle geldiğinden sözleşmenin iptali ile dava konusu taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. 2. Davacı ...'nın yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçılarından ... ve ... asli müdahale talepli dilekçelerinde; 30.04.2017 tarihli sözleşmenin iptalini, dava konusu taşınmazın muris ... adına aksi kanaatte ise mirasçıları adına kayıt ve tescilini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ile davalının aynı avluda yaşamlarını sürdürdükleri, kolluk güçlerinin davaya konu yerde yaptıkları araştırmada murise davalının baktığını tespit ettikleri, tarafların annesi olup her iki tarafla da bir menfaat ilişkisi bulunmayan murisin eşinin de alınan ifadesinde kendilerine davalı oğullarının baktığını, eşiyle de iyi şekilde ilgilendiğini ifade ettiği, davalının edimini yerine getirdiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI Bir kısım davacılar vekili tarafından hükmün istinaf edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesi 11.07.2023 tarihli ek kararında; yargılama sırasında tereke temsilcisinin atandığı ve yargılamaya temsilci huzurunda devam edildiği, davayı takip ve istinaf yetkisinin de temsilciye veya temsilcinin vekaletnamesine sahip bir avukata geçeceği, temsilci davayı kendisi takip ettiğinden mirasçıların sıfat yokluğu nedeniyle istinaf taleplerinin reddine karar vermiştir. V. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; ek karara yönelik istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; taraf sıfatlarının olduğunu, murisin muvazaalı olarak taşınmazı devrettiğini, aslında ...’in hak talep etmemesi için danışıklı olarak ...’ın üzerine yapıldığını, murisin bakılacak durumda olmadığını, davalının bakım borcunu yerine getirmediğini, kanun gereği tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince terekeye temsilci atandığından bahisle bir kısım davacılar vekilinin istinaf taleplerinin sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde ve bu ek karara yönelik istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden ek karara yönelik istinaf taleplerinin esastan reddi kararının onanması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı ... 01.10.2020 tarihli dava dilekçesinde; maliki olduğu 1809 parsel sayılı taşınmazı ölünceye kadar bakma karşılığında davalı oğlu ...’ya 03.04.2017 tarihinde tapuda devrettiğini, ancak davalının bakım yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla sözleşmenin feshine, taşınmazın tapusunun iptaline ve adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı İlhan, yargılama devam ederken 24.12.2020 tarihinde ölmüş ve geriye eşi ..., davalı oğlu ... ve diğer çocukları ..., ... ile ...’i mirasçı bırakmıştır. Mahkeme 10.02.2021 tarihli ara kararıyla, davacı öldüğünden terekeye temsilci tayini için davacı tarafı oluşturan davalı dışındaki diğer mirasçılara 2 haftalık kesin süre vermiştir. Terekeye temsilci olarak ... atanmıştır. Mahkeme 03.05.2023 tarihli celsede; davayı takip yetkisinin tereke temsilcisinde olduğuna, mirasçı ... vekilinin davayı takip yetkisi olmadığına ara kararında yer vermiştir. 14.06.2023 tarihli karar duruşmasında, ... ve ... adına Av. ... vekâletname sunmuş, davacı vekili olarak davanın kabulü yönünde beyanda bulunmuştur. Mahkeme 14.06.2023 tarihli duruşmada, davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme kararının gerekçe bölümünde, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bir kararına atıf yaparak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisi veya bu kişinin vekil kıldığı avukat huzuruyla sürdürülmesi gerektiğine, mirasçıların terekeyi temsil veya davayı takip yetkisinin ortadan kalktığına işaret etmiş, bu görüşle uyumlu olarak hükmü temyiz hakkının miras şirketini temsile yetkili tereke temsilcisine geçtiğine hükmetmiştir. Kararı, mirasçılardan ... ve ... vekili Av. ... 03.07.2023 tarihinde istinaf etmiştir. Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli ek kararıyla; yargılama sırasında davacı tarafa tereke temsilcisi atandığını ve yargılamaya temsilci huzuruyla devam edildiğini, temsilci atanmasıyla davayı takip ve istinaf etme yetkisinin temsilciye geçtiğini belirterek, davayı takip ve istinaf etme yetkisi ve sıfatı kalmayan mirasçıların istinaf taleplerinin reddine karar vermiştir. Enez Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli ek kararı, davacılar vekili tarafından 24.7.2023 tarihinde istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, 11.07.2023 tarihli ek karara yönelik davacılar vekilinin istinaf talebini esastan reddetmiştir. Davacılar vekili 13.06.2025 tarihli temyiz dilekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir. Dava, ölünceye kadar bakma karşılığında devredilen taşınmazın, sözleşme gerekleri yerine getirilmedi iddiasıyla, davacı baba tarafından, bakım borçlusu oğluna karşı açılan, devredilen taşınmazın tapusunun iptaliyle davacı adına tescili talebine yöneliktir. Dava devam ederken, davacı baba ... ölmüştür. Muris ...’nın davalı ... dışında eşi ... ile çocukları ..., ... ve ... isimli mirasçıları da bulunmaktadır. Mahkemenin terekeye temsilci atanmasına yönelik ara kararıyla, davalı ... hem “davayı açan murisin mirasçısı” olarak davacı tarafta yer almakta, hem de “kendisine dava açılan kişi” olarak davalı taraf konumuna gelmektedir. Bu durumdayken terekeye temsilci atanırsa, o temsilci aslında davalının da hak sahibi olduğu bir terekeyi savunurken, davalı aleyhine de karşı bir davayı yürüttüğü görülecektir. Dava konusu olayda, muris davayı oğlu ve müstakbel mirasçısı yerine 3. kişiye karşı açmış olsaydı mirasçılarının tamamı menfaat çatışması yaşamadan davacı tarafta yer alabilir ve bu durum herhangi bir soruna yol açmazdı. Mirasçıların tamamının davayı takip etmediği durumlarda ise müşterek menfaatin korunması için terekeye temsilci tayin edilmesi gerekebilirdi. Oysa olayımızda uyuşmazlık ve menfaat çatışması davacı tarafta yer alan diğer mirasçılarla, davalı mirasçı ... arasında yaşanmaktadır. Dairemizin 24.02.2025 tarihli, 2025/506 Esas, 2025/988 Karar sayılı ilâmına konu olay bu dava ile benzerlik göstermektedir. O dava da, ölünceye kadar bakım sözleşmesine aykırılık nedeniyle tapu iptal ve tescil davası olup, davacının dava sırasında öldüğü olayda verilen kararda; “Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesine aykırılık nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bakım borçluları aynı zamanda murisin mirasçılarıdır. Dava sırasında davacının ölümü hâlinde, HMK 55. maddeye göre, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. TMK 640. maddesine göre, birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Elbirliği mülkiyete tâbi taşınmazla ilgili davalarda, mirasçılar davalarını birbirlerine karşı serbestçe yöneltebilirler. Mirasçılar arasında görülen uyuşmazlıklarda terekeye temsilci atanmasına gerek olmayıp, mirasçıların kendi paylarına yönelik dava takip yetkileri bulunduğundan, mahkemece terekeye temsilci atanması hususunda ara karar kurulması ve davaya tereke temsilcisi ile devam edilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.” hükmüne yer verilmiştir. Bir kişinin hem sözleşmeyi ihlal eden davalı konumunda olması hem de terekeye atanan temsilci vasıtasıyla dolaylı olarak kendi aleyhine açılan davada “davacı” gibi korunması hukuk mantığıyla bağdaşmaz. Terekeye temsilci atamanın amacı, terekeyi dışarıdaki 3. kişilere karşı korumaktır. Eğer davalı zaten mirasçılardan biriyse, dava terekeden mal kaçıran bir yabancıya karşı açılmamıştır. Ortada böyle bir dış tehdit olmadığı için tüm mirasçıların ortak iradesine veya onları koruyacak yapay bir temsilciye gerek yoktur. Davalı dışındaki mirasçılar doğrudan davaya davacı tarafta girip kendi paylarını savunabilirler ve doğal olarak istinaf ve temyiz dilekçesi de verebilirler. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını, 36. maddesi ise hak arama hürriyetini güvence altına almaktadır. Temsilcinin davayı kötü takip etmesi, iddiaları düzgün ileri sürmemesi veya istinafa gitmemesi durumunda mirasçının dilekçe hakkının elinden alınması Anayasal bir hakkın özüne dokunulmasıyla sonuçlanır. Davanın her iki tarafını, ortak murisin mirasçıları oluşturduğundan ve aralarında menfaat çatışması bulunduğundan, her mirasçı kendi miras hakkını tereke temsilcisine gerek kalmadan mahkemede ileri sürebilmelidir. Hukuk kurullarının mahkemece yanlış yorumlanıp terekeye temsilci atanması, oldu-bittiye getirilemez. Açıklanan gerekçelerle, davacılar vekilinin temyiz talebinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin ek kararını uygun bulan istinaf mahkemesi kararının kaldırılarak, ek kararın bozulmasına ve davacı tarafın istinaf taleplerinin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmek üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, kararın onanması yönündeki Sayın Çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.