Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3141 E. 2025/3973 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3141
Karar No
2025/3973
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/574 E., 2024/361 K.

Taraflar arasındaki imar ile oluşan yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil, aksi halde tazminat davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 16.01.2025 gün ve 2024/4890 Esas, 2025/351 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı ... davacı vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 823 parsel sayılı taşınmazın 1000/28300 payını kendisi ile aynı ismi taşıyan 1944 doğumlu ...’den 11.03.1993 tarihinde satın aldığını, taşınmazın bulunduğu bölgede dava dışı ... Belediyesi tarafından yapılan 13.06.2003 tarihli imar sonucu 2 65... parsel taşınmazda müvekkili ile adı geçen kişi adına 650/1649 payın tahsis edildiğini, 2 70... parsel sayılı taşınmazda da 100/13685 payların tahsis edildiğini, TAKBİS dağıtım cetveli doğrultusunda 2 65... parsel sayılı taşınmazda 1944 doğumlu olan ... adına 325/1649 payın girildiğini ve bu doğrultuda her iki malik adına tapu senetlerinin düzenlendiği halde tapu kütüğünde sadece 1944 doğumlu olan ... adına 650/1649 payın tescil edildiğini, müvekkili adına ise herhangi bir tescilin yapılmadığını, aynı durumun 2 70... parsel sayılı taşınmaz için de geçerli olduğunu, hal böyleyken 1944 doğumlu ...’in her iki taşınmazdaki payının dava dışı kişilere satıldığını ve üçüncü kişiye yapılmış olan satışın yok hükmünde olduğunu ileri sürerek öncelikle tapu iptali ve tescil, aksi halde tapu sicilinin düzgün tutulmamasından dolayı şimdilik 30.000,00 TL tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içinde açılmadığını, imar işleminin 1993 tarihinde yapıldığını, bu nedenle yolsuz tescil tarihinin de 1993 yılı olduğunu, yolsuz tescile esas alınan temel işlemin imar işlemi olduğunu, davanın Hazine aleyhine açılmasının gerektiğini, yolsuz tescille üçüncü kişiye yapılan satışın geçersiz olduğunu, sorumluluğun aynı zamanda taşınmazı satan kişiye ait olduğunu, uygun illiyet bağının bulunmadığını ve davacı tarafın taşınmazın ilk maliki olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2 70... parseldeki taşınmazın 20/2737 payını 2024 yılında dava dışı Kemal Muratoğlu’ndan satın aldığını, müvekkilinin tapu kayıtlarına güvenerek işlemi gerçekleştirdiğini, bu durumda müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu ve tapu kütüğündeki yolsuz tescili bilmesine imkan olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... ve davalılardan ... ’ı tanımadığını, tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldığını, bu nedenle müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, taşınmazın evveliyatına ilişkin bilgisinin olmadığını ve yolsuz tescil durumunu bilmesine imkan olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 4. Dahili davalılardan Hazine vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını yolsuz tescil durumunda üçüncü kişiye yapılan satışın yok hükmünde olduğunu, bu nedenle tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, eldeki davanın taşınmazı satın alan kişiye yönetilmesinin gerektiğini ve zararın da onlar tarafından karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.11.2014 tarihli ve 2014/387 Esas, 2014/528 Karar sayılı kararıyla; davacı vekiline dava dilekçesindeki eksik hususları tamamlaması için muhtıra çıkartıldığı, davacı vekilinin muhtıra süresi içerisinde davalının adresini bildirmediği anlaşıldığından davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119/1-c ve 2 maddeleri gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 28.11.2014 tarihli ve 2014/387 Esas, 2014/528 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli ve 2016/19123 E., 2019/3830 K. sayılı kararıyla; davacı tarafın dava dilekçesinde, davalının adresini göstermiş olması nedeniyle dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurun dilekçede belirtilmiş olduğu göz önüne alınarak davalının tebligata yarar açık adresinin mahkemece araştırılması, dava yolsuz tescil nedeniyle tapu iptali ve tescil veya tazminat istemlerine ilişkin olduğu halde mahkemece ön alım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilmesi de doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlarda imar uygulaması ve şuyulandırma işlemlerinin yapıldığı esnada iki tane ... olmasına rağmen davacının sahip olduğu hisselerin diğer ... adına yazıldığı, bu haliyle davacının hisselerinin tapu sicilinin yanlış tutulması sebebiyle zayi olduğu, devletin tapu kütüğünün doğru tutulmasından dolayı sorumluluğunun bulunduğu, taşınmazların adına yanlış yazılan ... tarafından satılması neticesinde birden fazla kere el değiştirmiş olduğu, tapu maliklerinin tapu kütüğüne güvenen iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğu, aksi ispatın dosyada mevcut olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiş, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu uyarınca yapılan hesaplama neticesinde 220.000,00 TL tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... davacı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç Dairemizin 16.01.2025 tarihli ve 2024/4890 Esas, 2025/351 Karar sayılı ilâmı ile; hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... davacı vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. B. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; onama kararının yeterli gerekçeden yoksun olması nedeniyle Anayasa'ya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde açık ve net bir şekilde faiz talep edilmesine rağmen yerel Mahkemece faiz konusunda bir karar verilmediğini beyan etmektedir. Davalı ... vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; eksik araştırma ve gerekçelerle karar verildiğini, dava konusu taşınmazın 1993 yılında imar işlemi yapıldığı görülmekle yolsuz tescile ilişkin tarih 1993 yılı kabul edildiğinde dava için öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, yolsuz tescil durumunda üçüncü kişiye yapılan satış yok hükmünde olduğundan Hazinenin tazminat sorumluluğunun doğmayacağını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca müvekkil kurumun sorumlu tutulmasına ilişkin koşulların oluşmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, dava konusu taşınmazın değerinin emsal araştırma yöntemine göre belirlenmesi gerektiğini beyan etmektedir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, imar ile oluşan yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil, aksi halde tazminat istemine ilişkindir. 1. Yapılan incelemede; Mahkeme tarafından verilen kararın davacı vekilince süresinde temyiz edildiği, ancak Dairemizce davacı vekilinin bir kısım temyiz itirazları dikkate alınmadan inceleme yapılmak suretiyle hükmün onandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 16.01.2025 tarihli ve 2024/4890 Esas, 2025/351 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesinde; 2. Dosyadaki yazılara ve Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait karar düzeltme itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Karşı tarafın açıkça muvafakat etmemesi halinde davada talep sonucunun ıslah yoluyla arttırılması mümkündür. Davada ıslah yoluyla ana talepte bir değişiklik yapılmadan veya ana talep arttırılırken onunla birlikte ayrıca faiz de istenebilir. Başka bir anlatımla; açılan davada hiç faiz istenmemişse, daha sonra yargılama sırasında ıslahla faiz talebinde bulunulabilir. Bunlarla birlikte, dava haksız eyleme dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu için bu tür davalarda talep olması halinde olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanır. Somut olaya gelince; davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi dava açmıştır. Dava dilekçesinde faiz talep edilmemişse de davacı vekili dosyaya sunduğu 28.11.2022 havale ve harç tarihli ıslah dilekçesi ile dava tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuştur. Kısmi davada faiz istenmemiş olsa da ıslahla arttırım yapılan dilekçede talep edilen tazminata faiz yürütülmesi istendiğinden, ıslaha konu miktar yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle faiz talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; anılan bu husus kararın bozulmasını gerektirmekte ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 16.01.2025 tarihli ve 2024/4890 Esas, 2025/351 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA, 2. Davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 3. Davacı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile; Mahkeme kararının hüküm sonucunun birinci bendindeki "Tapu iptali ve tescil talebinin reddine, Tazminat talebinin kabulü ile toplam 220.000,00 TL tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine," cümlesinin çıkarılarak yerine "Tapu iptali ve tescil talebinin reddine, Tazminat talebinin kabulü ile toplam 220.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine," yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan karar düzeltme harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3141, K. 2025/3973, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3141-e-2025-3973-k-0807811e2c1e