Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/570 E. 2024/4904 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/570
Karar No
2024/4904
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/57 E., 2023/1 K. DAVA TARİHİ : 03.04.2018 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde hükmü temyiz eden davalı vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu 169 ada 14 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, 01.11.2016 ve 02.12.2016 tarihinde dava dışı paydaşlar tarafından davalıya pay satışı yapıldığını, 01.11.2016 tarihli akitte gerçek satış bedelinin gösterilmediğini, bedelde muvazaa yapıldığını, 02.12.2016 tarihli akitte gerçek satış bedelinin gösterildiğini iddia ederek davacının ön alım hakkı nedeniyle dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda 11 paydan 7 payı satın aldığını, geriye kalan payı satın alacakken davacının satmaktan vazgeçerek eldeki davayı açtığını, 01.11.2016 tarihli satışta tapuda gerçek satış bedelinin gösterildiğini, 02.12.2016 tarihli satış bedelinin akitte düşük gösterildiğini, gerçekte daha yüksek satış bedeli ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/39 Esas, 2018/135 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/39 Esas, 2018/135 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/1252 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/1252 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 09.11.2021 tarihli ve 2021/1267 Esas, 2021/2836 Karar sayılı ilamıyla; "... davalı vekili, taşınmaz üzerinde fiili taksim bulunduğunu, istinaf ve temyiz aşamasında taşınmazın paydaşlar arasında taksim edilip edilmediği konusunun araştırılmadığını ileri sürmüştür. Yargılama aşamasında dava konusu ön alıma konu payın bulunduğu taşınmazın başında keşif yapılarak dava konusu taşınmazda fiili taksimin olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Yukarıdaki ilkede açıklandığı üzere, fiili taksim savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu nedenle, davalının ileri sürdüğü fiili taksim savunmasının araştırılması, mahallinde keşif yapılarak Hukuk Muhakemeleri Kanununun 259/2. maddesi gereğince tarafların tanıkları taşınmaz başında dinlenerek tüm taraf delilleri toplanıp özellikle zeminde davacının ve davalıya pay satanların kullandığı yer olup olmadığı hususu üzerinde durularak çelişkili beyanlar varsa giderilerek ve tanıklarca gösterilecek yerler fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokide denetime elverişli şekilde işaretlenmek suretiyle eylemli paylaşım olup olmadığı tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bölge adliye mahkemesince fiili taksim araştırması yapılmadığı halde taşınmazda fiili taksim olmadığı gerekçesiyle yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 17.01.2023 tarihli ve 2022/57 Esas, 2023/1 Karar sayılı kararında; ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, davalının dava konusu payları davacının kardeşlerinden satın aldığını, davacının iyi niyetli olmadığını, taşınmazın satın alınması hususunda tüm paydaşlarla anlaşma yapıldığını, bu hususun araştırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazda sonraki satışlar için davacının ön alım hakkı bulunmadığını, dava konusu taşınmazda Kadastro Kanununun 41 inci maddesine göre düzeltme yapıldığını, bu hususun tapudan sorulmadığını, düzeltmenin davacıya tebliğ edildiğini, yapılan tebligat ile davacının satıştan haberinin olduğunun ve satışa rıza gösterdiğinin anlaşılması gerektiğini, fiili taksimin yeterince araştırılmadığını, keşif sırasında dosyada düzeltme öncesi tapu kaydının bulunduğunu, fen bilirkişinin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün dijital platformundan parselin sınırlarını tespit etmeye çalıştığını, dosyadaki tapu ile dijital platform verileri örtüşmediği halde bu veriler esas alınarak rapor hazırlanmasının doğru olmadığını, keşifte taşınmazın tamamının gezilmediğini, keşifte taşınmazın 5 parçadan oluştuğunun görüldüğünü, bu 5 parçadan 2,5 parçanın parsel dışında kaldığının bilirkişi tarafından beyan edilmesine rağmen bu kısım ile ilgili mahkemece değerlendirme yapılmadığını, taşınmazda sınırlar arasında taşların döşeli olduğunun görüldüğünü, sürülü olup olmayan kısımların belli olduğunu, tanık beyanlarının fiili taksim olgusunu teyit ettiğini, kıymet takdirinin doğru yapılmadığını, davalıya taşınmazda pay satışının yakın tarihli olduğunu, bu nedenle taşınmazdaki sınırların çok net olmamasının doğal olduğunu, keşif zaptına geçen mahkeme gözleminin doğru olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri , 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 732, 733 ve 734 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/570, K. 2024/4904, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-570-e-2024-4904-k-6c5b823735f0