Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2910 E. 2024/4257 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2910
- Karar No
- 2024/4257
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/40 E., 2024/104 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... MÜTEVEFFA : ... BAFRA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN BİRLEŞTİRİLEN 2020/577 ESAS, 2022/75 KARAR SAYILI DOSYASI DAVALILAR : ... mirasçıları ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 14.01.2016 KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki asıl davada tapu kaydındaki taşınmaz satış vaadi şerhinin terkini, birleştirilen davada taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 14.02.2024 tarihli ve 2022/7226 Esas, 2024/836 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararı asıl davada davacılar, birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ile davalı arasında 08.01.1998 tarihli,...2. Noterliğinin 00256 yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşme uyarınca taşınmazın makul süre içerisinde davalı adına tescil edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalı tarafından geçen süre içerisinde taşınmazın tesciline yönelik hiçbir girişimde bulunulmadığını, sözleşme tarihinden bu yana taşınmazın vergilerinin ve tüm masraflarının davacılar tarafından karşılandığını, davalı tarafından 13.10.2015 tarihinde davacıların hisseleri üzerine satış vaadi şerhi konulduğunu, gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinde zamanaşımının 10 yıl olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin zamanaşımından dolayı geçersiz olduğunu belirterek, tapuda davacıların hisselerine konulan şerhin tapu kütüğünden terkin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; 08.01.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazın bedelinin ödendiğini, tarafına teslim edildiğini, taşınmazın kayınpederi olan Fevzi Karadağ tarafından kullanıldığını, ancak davalılarca tapuda işlem yapılmadığını belirterek, taşınmazdaki davalılar adına olan hisselerin iptali ile davacı adına tescil edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamış; beyanlarında özetle, davalı tarafından davaya konu evin satın alındıktan sonra kayınpederi tarafından kullanıldığını, Noter senedinde teslim alındığı hususunun yazılı olduğunu belirtmiştir.
2. Birleştirilen davada davalılar vekili cevap dilekçesi sunmamış; 01.12.2017 tarihli dilekçedeki beyanlarında; sözleşmeye ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunu, tüm vergilerin taraflarınca ödendiğini, tanıklarca bu durumun ispat edildiğini, davacı ... tarafından tapuda işlem yapma yönünde bir girişimde bulunulmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 21.06.2022 tarihli 2017/247 Esas, 2022/187 Karar sayılı kararı ile; dinlenen tanık anlatımlarından ve dosyaya sunulan vergi dekontlarından taşınmazın zilyetliğinin asıl dosya davalısına devredilmediği, hali hazırda hala asıl dosya davacıları üzerinde bulunduğu, taşınmazın 2014-2015 yıllarına kadar asıl dosya davacılarının amcası, davalının ise kayınbabası olan Fevzi Karadağ tarafından kullanıldığı, satış vaadi sözleşmesi yapıldıktan sonra zilyetliğin teslimi için davalı adına kullanılmak üzere davalının kayınbabasına taşınmazın kullanımının devri durumu söz konusu olmadığı, asıl dosya davalısının satış vaadi sonrasında hiç bir dönem zilyetliği de bulunmadığından, asıl davanın kabulü ile şerhin terkin edilmesine, birleşen davanın ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç 1. Asıl davada davacılar ve birleştirilen davda davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; asıl dava yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Asıl davda davalı ve birleştirilen davada davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; asıl davanın davacıları, birleştirilen davanın davalıları ve murislerinin müvekkiline dava konusu parseldeki hisselerini noter senedi ile satmış, paralarının tamamını almış ve yeri de teslim etmiş olduğunu, bu hususun 08.01.1998 tarihinde...2. Noterliğinde yapılan 00256 yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile de sabit olduğunu, aksinin resmi belge ile ispat edilmediğini, ayrıca satış vadi sözleşmesinin tapuya da şerh edilmiş olduğunu, şerh bedelinin tamamen ödenmesi ve yerin teslim edilmiş olmasının zamanaşımı iddasını geçersiz kıldığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20.10.2022 tarih ve 2022/2308 Esas, 2022/2534 Karar sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından asıl ve birleştirilen davada taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2022 tarih ve 2022/2308 Esas, 2022/2534 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 14.02.2024 tarih ve 2022/7226 Esas, 2024/836 Karar sayılı ilâmında; taraflar arasında bulunan 08.01.1998 tarihli sözleşmede, satmayı vaat edenler tarafından taşınmazın teslim edildiği, almayı vaat eden tarafından ise taşınmazın teslim alındığı ibarelerinin yer aldığı, anılan ibareden açıkça taşınmazın zilyetliğinin devredildiğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204 üncü maddesi uyarınca noterde düzenlenen bu tür senetler aksi ispat olununcaya kadar kesin delil teşkil edeceği ve aynı Kanun'un 201 inci maddesine göre, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki işlemlerin de miktar ve değeri ne olursa olsun tanıkla ispatına olanak bulunmadığından mahkemece, işin esası hakkında yargılama ve değerlendirme yaparak bir karar verilmesi gerekirken tanık beyanlarına itibar edilerek davada zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında satış vaadi sözleşmesinde yazılı bulunan zilyetliğin teslim olgusuna itibar edilmiş ve asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar, birleşen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacılar, birleştirilen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde; gayrimenkul satışı vaadi sözleşmesinde her ne kadar taşınmaz teslim edilmiştir diye yazılmış olsa da bu durumun maktu sözleşmeden kaynaklandığını, gerçekte böyle bir durum olmadığını, dava dosyasında gerek resmi ödeme makbuzları gerekse de tanık beyanları ile bu durumun ispatlandığını, halen taşınmazın fiilen davalıya geçmediğini, bu durumun zabıta araştırması ile de sabit olduğunu, bunun da resmi delil niteliğinde olduğunu, ayrıca taşınmazda yapılan keşifte de davalının fiili bir teslim alma durumu olmadığının anlaşıldığını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada tapu kaydındaki taşınmaz satış vaadi şerhinin terkini, birleştirilen davada taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmî şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
3. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacılar, birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacılar, birleştirilen davada davalılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.