Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/363 E. 2025/5413 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/363
Karar No
2025/5413
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1713 E., 2024/3154 K. DAVA TARİHİ : 01.02.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/49 E., 2024/58 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; 18.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .. .... sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 16.01.2023 tarihinde kiralayarak vergi açılışını yaptığı dava konusu iş yerinde yapılan denetim sonrası düzenlenen 25.01.2023 tarihli tutanağa istinaden, kaçak elektrik kullandığından bahisle müvekkili hakkında 626.247,91 TL kaçak tüketim bedeli tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin iş yerini yeni kiralaması ve kaçak elektrik kullanımı ile ilgisi olmaması nedeniyle tutanağı imzaladığını ancak ertesi gün tutanağa itiraz edildiğini, kaçak elektrik kullanmadığını, kira başlangıç tarihinden yaklaşık bir yıl öncesi bir tarih baz alınarak hesaplanan tutarın da fahiş olduğunu ileri sürerek; haksız olarak düzenlenen toplam 626.247,91 TL bedelli faturaların karşılığında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, yargılama esnasında müvekkilinin ödeme yapmış olması sebebi ile davaya istirdat davası olarak devam edilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; kaçak elektrik tükettiği sabit olan davacının, kendisine tahakkuk edilen kaçak elektrik tüketim faturasındaki borçların tamamından sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaçak kontrol ekiplerince mahalde yapılan kontrolde, davacının iş yeri niteliğindeki adreste ayrı bir hat çekmek suretiyle, (kontaktörlü) sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmek yoluyla kaçak elektrik kullanıldığının tespit edildiği, davacı adına H/... 3 seri numaralı zabıtın düzenlendiği, davacının T.C. kimlik numarasının tutanakta yer aldığı, tutanağın taraflarca imzalandığı ve ekinde yer alan 26.01.2023 tarihli "ekip görüşü" yazısında; zabıt düzenlenirken abonenin dükkanı arkadaşından, daha sonra ise damadından devraldığını beyan ettiği, komşulara sorulduğunda zabıt düzenlenen şahsın uzun yıllardır dükkanda olduğunun beyan edildiğinin belirtildiği, geriye dönük bir yıllık dönem için kaçak tüketim miktarı esas alınarak faturaların düzenlendiği ve düzenlenen faturaların Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olduğu, ispat yükünün tutanağın aksini iddia eden davacıda olduğu, sunulan kira sözleşmesinin her zaman, herkesçe düzenlenebilen adi yazılı bir belge olup, davacı tanıklarının davacının işyerini devraldığı sırada da elektrik olduğuna dair açık beyanlarının bulunduğu, elektrik kullanımı olmaksızın işin ifa edilmesinin mümkün olmadığı ve kaçak elektriğin ayrı bir hat çekmek suretiyle iş yerinde uzun süredir kullanıldığının çevre araştırmasıyla tespit edildiği, bu haliyle davacının kaçak elektrik kullanmadığını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkilinin kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiği tarihte davalı şirket ile imzaladığı bir abonelik sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili adına imzalanan abonelik sözleşmesinin 26.01.2023 tarihli olup, 25.01.2023 tarihinde düzenlenen ve okumadan imzalatılan tutanak nedeniyle müvekkiline herhangi bir sorumluluk yüklenmeyeceğini, kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiği iş yerinde yeni kiracı olduğunu ve kaçak elektrik kullanımı ile bir ilgisinin bulunmadığını, kaldı ki mevcut hesaplamanın fahiş ve hatalı yapıldığını, söz konusu kaçak kullanımdan sorumlu tutulacak olsa bile, sorumlu olduğu sürenin iş yerinin kullanım süresi olan dokuz günlük süre ile sınırlı tutulması gerektiğini, geçmişe dönük bir yıl kaçak elektrik kullanımından sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğu gibi aralarındaki çelişkinin de giderilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kaçak elektrik tahakkukuna dayalı menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir. Kural olarak; abonelik sözleşmelerinde kullanılan elektrik tüketiminden, abone ile birlikte fiili kullanıcı da sorumludur. Abonelik sözleşmesi bulunmayan yerlerde kullanılan kaçak elektrik bedelinden ise ancak kaçak kullanım yapan gerçek ve tüzel kişiler sorumludur. Somut olayda; 25.01.2023 tarihinde 58...00 hizmet numaralı dava konusu iş yerinde yapılan kontrolde, ayrı bir hat çekmek suretiyle (kontaktörlü) sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmek yoluyla kaçak elektrik kullandığı tespit edilen davacı adına, H/... 3 seri nolu kaçak elektrik tutanağının tanzim edildiği, bahse konu tutanağın ekinde bulunan 26.01.2023 tarihli "Ekip Görüşü" başlıklı, tutanak mümzilerince düzenlenen belgede; zabıt düzenlenirken abonenin, dükkanı arkadaşından ve daha sonra ise damadından devir aldığını beyan ettiği, komşulara sorulduğunda zabıt düzenlenen şahsın uzun yıllardır dükkanda olduğunu beyan ettikleri bilgisinin yazılı olduğu, davacının ise; 16.01.2023 tarihinde kiralayarak aynı tarihte vergi açılışını yaptığı dava konusu iş yerinde, henüz faaliyete başlamadan dava konusu tutanağın düzenlendiğini ifade ettiği, dinlenen davacı tanıklarınca da davacının dava konusu taşınmazı yeni devraldığı yönünde beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Her ne kadar Derece Mahkemelerince; ispat yükünün, tutanağın aksini iddia eden davacıda olduğu belirtilerek, sunulan kira sözleşmesinin her zaman, herkesçe düzenlenebilen adi yazılı belge olduğu, davacı tanıklarının davacının işyerini devraldığı sırada da elektrik olduğuna dair açık beyanlarının bulunduğu ve kaçak elektriğin ayrı bir hat çekmek suretiyle iş yerinde uzun süredir kullanıldığının çevre araştırmasıyla tespit edildiği, bu haliyle davacının kaçak elektrik kullanmadığını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de; Dairemizin 21.10.2021 tarihli ve 2021/4894 E., 2021/10580 K. sayılı ilamında da; davaya konu kaçak elektrik tespit tutanağının, bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 204/2 maddesinde hüküm altına alınan aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı, menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklıda olduğu ve davalının kaçak elektrik enerjisi tüketimine ilişkin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması gerektiği açıklanmış ve Dairemiz uygulaması bu doğrultuda yerleşmiştir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; öncelikle tutanak tarihindeki mevcut abonelik dosyası temin edilerek, davacı tarafça sunulan 16.01.2023 tarihli vergi levhası ve yine aynı tarihli kira sözleşmesi ile davacının sonradan dava konusu iş yerini devraldığı hususundaki iddiasının tanık beyanlarıyla doğrulanmış olduğu hususları birlikte değerlendirilerek, davacı ile önceki abone arasında hukuki ve fiili bağlantı olup olmadığı hususunun tespit edilmesi, herhangi bir bağlantı olmadığının kabulü halinde ise; davacının, dava konusu iş yerini 16.01.2023 tarihi itibariyle devralmak suretiyle fiili kullanıma başladığı kabul edilerek, buna göre bu tarih ile kaçak elektrik tutanağının düzenlediği 25.01.2023 tarihi arasındaki 9 günlük fiili kullanım süresiyle sınırlı olarak davacının sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/363, K. 2025/5413, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-363-e-2025-5413-k-614f0a5b95cd