Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/114 E. 2024/5367 K. – Mecra İrtifakı

Konu: Mecra İrtifakı Tesisi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/114
Karar No
2024/5367
Karar Tarihi
Konu
Mecra İrtifakı Tesisi

MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1407 E., 2023/1008 K. DAVA TARİHİ : 17.04.2023 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ...7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/100 E., 2023/131 K. Taraflar arasındaki mecra irtifakı tesisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, ...ili, ...ilçesi, ... Mah.114 ada, 20 No.lu parselin maliki olduğunu, davacının ise bitişik parsel olan, ...ili, ...ilçesi, ... Mah. 114 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalıya ait taşınmazda TEDAŞ'a ait elektrik direkleri bulunduğunu ancak davalının, davacının bu direklerden elektrik almasına izin vermediğini ileri sürerek, davacıya ait taşınmaz lehine, davalı taşınmazından bedel karşılığında daimi geçit irtifakı tesisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı tarafça dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının talep sonucunun ''davacının taşınmazı lehine geçit hakkı tesisi'' istemine ilişkin olduğu, dayanak vakıaların ise ''davalının elektrik direğinden elektrik almasına izin vermemesi'' olarak gösterildiği, açıklamalar bölümünde davacının genel yola çıkma iddiasının bulunmadığı, geçit hakkı davasında, davacının genel yola çıkışının olmaması gerektiği, elektrik direğinden faydalandırmayan davalıya zorunlu geçit hakkı davası açılmasında davacının menfaati bulunmadığı gerekçesiyle, davacının açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ve davalıya ait parsellerin komşu olduğunu, davacının elektrik alabilecek yerin, davalıya ait parselde bulunan elektrik direkleri olduğunu, ancak davalının taşınmaza girilmesine izin vermediğini, bu nedenle Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “zorunlu geçit” başlıklı 747 nci maddesi “Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir” hükmünü içerdiği, bu itibarla geçit hakkı kurulabilmesi için geçit ihtiyacı duyulan taşınmazın genel yola hiç veya yeteri kadar bağlantısının bulunmaması gerektiği, bu durumda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 747 nci maddesi kapsamında geçit hakkı tesisine karar verilebilmesi için öncelikle taşınmazdan genel yola çıkmak için yeterli geçidin bulunmamasının gerekli ve zorunlu olduğu, somut olayda davacının bu yönde bir iddia ileri sürmediği, davalı taşınmazında bulunan elektrik direklerinden enerji nakletmek amacıyla komşu taşınmaza girilmesine izin verilmesini talep ettiği, diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'da taleple bağlılık ilkesinin düzenlenmiş olduğu, anılan Kanun'un 26 ncı maddesine göre hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, bu yasal düzenleme karşısında davacı talebinin Türk Medeni Kanunu'nun 744 üncü maddesi kapsamında“mecra irtifakı tesisi”ne yönelik olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; mecra irtifakı tesisi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunu'nun Hukukun uygulanması başlıklı 33 üncü maddesinde, "Hakim, Türk hukukunu resen uygular" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme sonucu; mahkeme hakimi taraflarca dosyaya sunulan hukuki açıklamalara ilişkin olarak gerekli hukuki nitelendirmeyi yapmakla ödevlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-78 sayılı kararı; "hakim, Türk hukukunu resen uygulayacağından maddi vakıaları ileri sürüp ispat etmek taraflara, hukuki vasıflandırma hakime aittir." şeklinde olup, hukuki vasıflandırmanın hakim tarafından yapılması gerektiği belirtilmiştir. 3. 4721 sayılı Kanun'un 744 üncü maddesinde "Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla, su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu taktirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür." düzenlemesi yer almaktadır. 4. Türk Medeni Kanunu'nun "taşınmaz mülkiyetinin içeriği" başlığını taşıyan ve mülkiyetin kapsamını belirleyen 718 inci maddesinde; "arazi üzerindeki mülkiyet kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer" hükmünü taşımaktadır. Arazideki yapılar kavramı ise Türk Medeni Kanunu'nun 722-728 maddelerinde düzenlenmiş olup Türk Medeni Kanunu'nun 727 nci maddesinde de mecralara yer verilmiştir. Kanunun 727 nci maddesinde; "Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile aksine bir düzenleme olmadıkça işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır. Komşuluk hukukunun gerektiği haller dışında bir taşınmazın böyle bir mecra ile aynı hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı kurulması suretiyle olabilir. "İrtifak hakkı, mecra dışardan görülmüyorsa tapu kütüğüne tesciliyle, dışarından görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar." hükmüne yer verilmiştir. Kanun'un 779 uncu maddesinde, taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde diğer taşınmaz lehine konulmuş bir yük olarak tanımlanmış; 780 inci maddesinde ise, "İrtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır. İrtifak hakkının kazanılmasında ve tescilinde aksi öngörülmüş olmadıkça taşınmaz mülkiyetine uygun hükümler uygulanır. İrtifak hakkının zamanaşımı yolu ile kazanılması ancak mülkiyeti bu yolla elde edilebilecek taşınmazlarda mümkündür." hükmü mevcuttur. Mecraların açıkta tesis edilmiş olması halinde, mecra irtifakı sözleşmesi yapılmamış olmasına rağmen, irtifak hakkının doğup doğmayacağı ve dolayısıyla eylemli duruma hukuken geçerlik tanınıp tanınmayacağı hususu üzerinde de durulmalıdır. Başkasının taşınmazından mecra geçirmek isteyen kişi, Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince bu isteğini iki yoldan sağlama imkanına sahiptir. Bunlardan birincisi, Türk Medeni Kanunu'nun 727 nci maddesi hükmünden yararlanmak suretiyle o taşınmaz maliki ile anlaşarak "rızai mecra irtifakı tesis edebilme" yoludur; diğeri ise, anlaşma sağlanamaması halinde, Türk Medeni Kanunu'nun 744 üncü maddesinde düzenlenen "zorunlu mecra irtifakı tesisi" için dava yoluna başvurabilmesi halidir. Görülüyor ki, bu tür irtifak hakkının kurulması sadece anlaşmayla olmayıp, bir mahkeme kararıyla da irtifak hakkı kurulabilmektedir. Öte yandan, yukarıda sözü edilen özel hukuk kurallarından başka, kamu hukukuna ilişkin tasarruf ve kurallar da mecra geçirilmesine esas teşkil edebilir. 5. Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 727 nci maddesi de, 726 ncı madde gibi, "yapıların, üzerinde bulunduğu taşınmazların mütemmim cüz'ü olduğu" yolundaki aynı Kanunun 684 ve 718 inci maddeleri ile konulmuş bulunan genel kuralın bir istisnasıdır ve mecraların geçtiği taşınmazlar üzerinde irtifak hakkı kurulma yoluyla bu mecraların, üzerinde bulunduğu taşınmazların mülkiyetine girmemesi sağlanmıştır. 6. Başkasının taşınmazından mecra geçirilmesine imkan veren bu maddeyle hak sahibine, o taşınmazdan yararlanma yetkisi sağlanmakta ve böylece malikin yararlanma yetkisi, mecra geçiren kişi lehine sınırlamaktadır. Yararlanma biçimi, hak sahibinin o taşınmazdan mecra geçirmesi ve bu nedenle bazı faaliyetlerde bulunabilmesine yönelik olduğundan, mecra geçirecek kişi ile taşınmaz arasında doğrudan doğruya bir ilişki kurulmasını zorunlu kılar. Başka bir anlatımla, mecra irtifakının tesisi, taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında olduğu gibi, tescile esas teşkil edecek bir "temliki işleme", yani "iktisap sebebine" ihtiyaç gösterir. İktisap sebebini teşkil eden hukuki işlem çoğunlukla bir irtifak sözleşmesi görünümünü taşır. Mecra irtifakı sözleşmesiyle, tarafların mecra hakkının tesisi hususundaki karşılıklı, birbirine uygun iradelerinin yer aldığı borçlandırıcı işlem kastolunmaktadır. Bu işlem, mecra hakkının belli bir muhteva ile kurulmasına ilişkin bulunmaktadır. (H.Cumhur Özakman-Türk Hukukunda Mecra İrtifakları - İstanbul 1978 - Sayfa 41). 7. Üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın sahibi, bu sözleşmeyle irtifak hakkı sahibine, "arazisi üzerinde ana yapı için gereken mecraları yapması veya evvelce meydana getirilmiş mecralar varsa onları yerinde alıkoyması ve bunları korumak amacıyla arazisine girmesi konularında izin vermektedir." (Suad Bertan - Aynı Haklar - Ankara 1976 - Sayfa 656 vd.). Ancak, mecra irtifakının geçerli olarak doğabilmesi için (diğer unsurların varlığı yanında) mecra irtifakı sözleşmesinin yasada öngörülen şekilde yapılmış olması zorunludur (MK. 781). (2644 sayılı Kanun m. 26; Tapu Sicil Nizamnamesi m, 19 İçt. Bir. K., 10.06.1931 gün ve 2/40 sayılı). Bununla beraber, mecra irtifakı, Türk Medeni Kanununun 780. maddesinin ilk cümlesindeki buyurucu hüküm uyarınca tapu siciline kaydedilmedikçe (tescil olunmadıkça), sadece sözleşme yapılmış olması olgusu, irtifak hükümlerinin yerine getirilmesi için bir talep hakkı vermeyecektir. Ne var ki, taşınmazlar üzerinde ayni bir hak iktisabının tapu kütüğüne yapılacak tescile bağlı olduğu yolundaki genel kuralın (TMK. 705), irtifak hakları için de söz konusu olacağını, Kanunun 780. maddesi açıkça öngördüğüne göre, taşınmaz mülkiyetinin iktisabına paralel olarak mecra irtifakının sicil dışı tesis edilmesi de mümkündür. Bu haller Türk Medeni Kanununun 705. maddesinde öngörülmüştür. Mecra irtifakının tescilden önce tesisine imkan veren haller, Kanunun 780. maddesinde atıf yapılan, 705. maddeden ibaret değildir. Aynı Kanunun 727. maddesinde de açıkça belirtildiği gibi, irtifak sözleşmesine konu edilen mecra açıkta tesis olunmuş ise, bu takdirde de sözleşmenin yapılması ve mecranın açıktan geçirilmesiyle irtifak hakkı doğmuş olacaktır. Bu hüküm, açıktan geçen mecralarda görülebilirliğin, tapu sicilinin aleniyet fonksiyonunun yerini tutabileceği görüşünden kaynaklanmaktadır (Özakman - age., 89) (Kemal Oğuzman/Özer Seliçi - Eşya Hukuk - İstanbul 1982 sayfa 751, dipnot 111'le ilgili metin) (Bertan - age.- 1183). Ancak hemen ve özellikle belirtilmek gerekir ki, mecra irtifakının tescilsiz iktisabına imkan veren bu istisnai hükümle, hakkın dayanağını teşkil eden mecra irtifakı sözleşmesi veya hakka sebep teşkil eden bir diğer hukuki işlemin usulünce düzenlenmesi gereği bertaraf edilmiş değildir. Aksi halde, mecra irtifakının doğduğu kabul olunamaz ve taşınmazın maliki Kanunun 683. maddesi uyarınca tecavüzün men'ini dava edebilir (Özakman age.-90 dipnot 169'la ilgili metin ve orada anılan eserler). Bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 08.12.1978 gün ve 1/592 Esas, 1077 Karar sayılı ilamında da aynen vurgulanmıştır. 8. Zorunlu mecra irtifakı kurulmasına ilişkin istemlerde, isteği öne süren kişinin, zorunlu mecra hakkı kurulmasına ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesi, taşınmazının bu ihtiyacını karşılama olanağı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması, ihtiyacı varsa bunu kendisinin aşırı zahmet ve gidere katlanarak başka yoldan sağlayıp sağlamayacağının araştırılması, bütün bunların yanında da zorunlu irtifak kurulacak taşınmaz sahibinin menfaatinin gözetilip gözetilmediği hususları üzerinde durulması gerekmektedir. O yüzden bu tür davalarda zorunlu mecra irtifakı kurulacak güzergâhtaki bütün taşınmaz malikleri davada taraf olarak yer almalıdır. Çünkü bu tür irtifakın kesintisizlik ilkesine göre tesisi gerekir. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği de belirlenerek kararda gösterilmelidir. Diğer taraftan, irtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığıyla, objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmeli ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir. 3. Somut olayda; davacı vekili, taşınmazında sulama amaçlı kuyu açtığını, su kuyusuna elektrik bağlamak için en yakın elektrik direğinin davalı parselde bulunduğunu belirterek irtifak hakkı tesis edilmesi talebinde bulunmuş, Mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadan, davacı isteminin; TEDAŞ'a ait elektrik hattından elektrik almak için komşu davalıya ait taşınmaz üzerinde mecra irtifakı tesisi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının geçit irtifakı talebinde bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesine göre; talep hakkında hukuki niteleme yapmak hakime ait olduğundan, Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mecra irtifakı tesisine ilişkin deliller toplanarak bir karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede hata yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/114, K. 2024/5367, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-114-e-2024-5367-k-48876652b5f2