Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5242 E. 2024/4386 K.

Konu: El Atmanın Önlenmesi, Ecrimisil Ve Kâl

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5242
Karar No
2024/4386
Karar Tarihi
Konu
El Atmanın Önlenmesi, Ecrimisil Ve Kâl

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/981 E., 2023/1008 K. DAVA TARİHİ : 28.09.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kelkit Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/209 E., 2023/148 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 310 ada 11 parsel sayılı taşınmazın müvekkili adına tescili bulunduğunu, davalının müvekkiline ait taşınmaza ahır, çoban evi, ağıl gibi yapılar inşa etmek suretiyle müdahalede bulunduğunu, davalı iyiniyetli olarak yanlışlıkla bu yapıları inşa ettiğinden bahisle Kelkit Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/277 E. sayılı dosyası ile temliken tescil davası açtığını ancak davanın reddedilerek kesinleştiğini, müvekkilinin davalıya defalarca sözlü uyarılarda bulunduğunu, davalının taşınmazı eski hale getirmesini istediğini ancak davalının söz konusu uyarıları dikkate almadığını ileri sürerek; müvekkilinin taşınmazına yapılan el almanın önlenmesine, muhdesatın kâl'ine ve söz konusu taşınmazın davalı tarafça haksız olarak kullanılması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davalı tarafından savunma yoluyla ileri sürülen TMK’nın 724 üncü maddesine dayalı temliken tescil talebine itibar edilmediği” gerekçesiyle davacının talebi ile bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarına sözlü yargılama için süre verilmediğini, savunma hakkının kısıtlanıldığını, taraflara ait taşınmazlarda sabit bir sınır olması ve bu sınırın üzerinde ağaçların ve sınır taşlarının olması sebebiyle müvekkilinin davacının taşınmazına geçecek şekilde ahır yaptığını farkedemediğini, müvekkilinin uzun yıllardan beri kendi yerleri olarak kullandıkları yere ahır yaptığını, ahırın 2012 yılında inşa edildiğini, aynı yılda ve sonrasında davacı kendi taşınmazını ekip biçtiğini, ahırın yapımında müvekkiline çocukları ile birlikte yardım ettiğini, müvekkilinin yaptığı ahırdan davacının haberi olduğunu, müvekkili ahır yaparken davacı yapacağı yeri gösterdiğini, hiç bir itirazının olmadığını, davacı tarafından dava konusu taşınmazın her yıl ekilip biçildiğini, taşınmazı görmemesinin imkansız olduğunu, davacı kendi arsasına taşan kısmın yıkımına karar verilmesini talep etmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, reddi gerektiğini, müvekkilinin yaptığı yapının değeri arsadaki taşan kısımdan fazla olduğunu, yapının taşan kısmının yıktırılması hakkaniyete uygun olmadığı gibi taşan kısmın varlığı nedeniyle davacının arsasında herhangi bir şekil bozukluğu mevcut olmayıp taşınmazın kullanımına engel bir durumun olmadığını, iyiniyetli yapı malikinin kazanımlarının korunacağı hususu değerlendirilmeden hüküm oluşturulduğunu, kadastro yenileme işlemi yapılıp yapılmadığı ve taşınmazdan düzenleme ortaklık payı alınıp alınmadığı hususlarında araştırma yapılmadığını, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın kadimden beri sınır olduğu konusunda tanık beyanlarının olduğunu, müvekkiline ait taşınmazın ve davacı yana ait taşınmazların bulunduğu alan heyelanlı bölge olduğunu, taşınmazların sınırlarında heyelana bağlı kaymalar meydana gelmiş olma ihtimali yüksek olduğunu, toprak kayması nedeni ile taşınmazlarda kaymalar ve sınırlarda değişmeler meydana geldiğini, davacıların ecrimisil talebinin reddi gerektiğini, davacıların intifadan men şartını yerine getirip getirmedikleri hususunda araştırma yapılmadığını, müvekkiline karşı intifadan men şartını yerine getirmeyen davacıların ecrimisil taleplerinin kabul edilmemesi gerektiğini, davacının ahırın yapımında yardım etmesi ve ortak sınırın ağaçlandırılması ve büyük taşlarla sınır yapılması nedeniyle yıllardan beri ortak sınırın belli olması davacının kendi sınırlarını bilmediklerinden müvekkile yönelik intifadan men şartını da yerine getirmediklerini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak istinaf talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulması istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacının dava konusu taşınmazda tam malik olduğu, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde hisse sahibi olmadığı gibi tapu kaydından anlaşılacağı üzere herhangi bir sınırlı aynı hakka da sahip olmadığı, davacının bu kullanıma uzun süredir ses çıkarmadığı ve izin verdiği kabul edilse dahi dava açmak suretiyle bu muvafakatini geri aldığı, davacının maliki olduğu çaplı taşınmaza ağaç diken davalının iyiniyetli olduğunun söylenemeyeceği, temliken tescilin diğer koşullarının aranmasına gerek olmadığı, davalı tarafça Kelkit Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/277 Esas sayılı dava dosyası ile dava konusu yeri iyiniyetle yaptığı iddiasına dayalı temliken tescilini talep ettiği ancak davanın ‘çaplı taşınmazda iyiniyetli olunamayacağı' gerekçesiyle reddedilmiş olduğu, kararın da istinaf incelemesinden geçerek, temyiz de edilmediğinden 25/03/2021 tarihinde kesinleştiği, davacının dava tarihi itibariyle mülkiyet hakkına itibar edilerek davalı tarafça tecavüz edildiği anlaşılan alana yapılan müdahalenin men’ine, kâl'ine ve taleple bağlı kalınarak ecrimisile dair karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki, aşamalardaki savunmalarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5242, K. 2024/4386, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5242-e-2024-4386-k-68b35a928313