Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5238 E. 2024/4262 K. – Men-İ Müdahale

Konu: Men-İ Müdahale Ve Ecrimisil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5238
Karar No
2024/4262
Karar Tarihi
Konu
Men-İ Müdahale Ve Ecrimisil

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1355 E., 2023/1364 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 31.01.2020 KARAR : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/408 E., 2022/106 K.

Taraflar arasındaki men-i müdahale ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin...Mahallesi, 365 ada 7 parselde kain taşınmazdaki hissesini 17.10.2000 tarihinde adi yazılı sözleşme ile davalıya sattığını, satış bedelinin tamamı ödenmemesi nedeniyle davacının tapuda devir yapmadığını, davalının sözleşme nedeniyle ödemiş olduğu paraları geri almak için Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/839 Esas sayılı dosyası ile açtığı alacak davasının kısmen kabulüne karar verilerek kesinleştiğini, davalının geçersiz sözleşmeye istinaden müvekkilinin hissesini 2000 yılından beri kullanmak suretiyle gelir elde ettiğini, bu nedenlerle dava konusu taşınmazdaki müvekkilinin hissesine davalının müdahelesinin meni ile 2000 yılı Ekim ayından dava tarihine kadar olan ecrimisil alacağının işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın müvekkiline teslim edildiği andan beri harabe halde olduğunu, davacının da belirttiği gibi müvekkilinin taşınmazı davacıdan satın almış olması nedeniyle ortada el atmanın olmadığını, Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/839 E. sayılı dosyası ile davacının 14.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak davalının daha fazla alacağı olduğundan Bakırköy 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/153 E. sayılı dosyasıyla tazminat davası açtığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında adi yazılı taşınmaz hisse satış sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereği davalının bir kısım ödeme yaptığı, zilyetliğin davalıya devredildiği, davalının ödemiş olduğu satış bedellerinin iadesi için dava açtığı, davacının almış olduğu satış bedelinin iadesine ilişkin olarak davalıya son ödemeyi 06.01.2020 tarihinde yaptığı, bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davalının satış bedeli ödemesinin tamamını iade aldığı tarihten önce kötü niyetli zilyet olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının 06.01.2020 tarihinden sonra davalıyı intifadan men ettiğini ispatlayamadığı anlaşıldığından, davacının müdahalenin men'i ve ecrimisil taleplerinin yerinde olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç Davacı vekili istinaf dilekçesinde; adi yazılı hisse satış sözleşmesi gereği davalının ödediği tüm parayı 06.01.2020 tarihinde müvekkilinden tahsil ettikten sonra taşınmazı kullanmasının iyi niyetli olmadığını, Yargıtay kararlarına göre intifadan men şartının gerekmediğini, müvekkili tarafından Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/459 Esas sayılı dosyası ile 10/10/2016 tarihinde ecrimisil davasında davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığını, müvekkilinin davayı takip etmemesi nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davalının açılan davadan haberdar olduğundan taşınmazın kullanımının kötü niyetli olduğunu, o dosya ile davalıya karşı intifadan men şerhinin gerçekleştiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 73/219 hissesinin davacı adına kayıtlı olduğu, bakiye kısmın davalı adına kayıtlı olduğu, dava konusu 73/219 hissenin davalıya satışının geçersiz sözleşmeye dayandığı, davalının ödediği bedellerin iadesine yönelik Sulh Hukuk Mahkemesinde alacak davası açtığı, mahkemece davalı tarafından ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalıya iadesine yönelik verilen kararın kesinleştiği ve tarafların kabulünde olduğu üzere bu bedelin 06.01.2020 tarihinde davalı ...'ye ödendiği, artık bu tarihten sonra davalının 73/219 hisse üzerindeki kullanımının haksız olduğu, zira davalının alacak davası açmakla tapu iptal ve tescile yönelik talepteki umudunu yitirdiği, artık iyi niyetinden söz edilemeyeceği, davacının men-i müdahaleye yönelik talebinin yerinde olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu taşınmazdaki davacıların hissesine davalı tarafından yapılan el atmanın önlenmesine, ecrimisile yönelik istinaf başvurusunun talep edilen ve mahkemece reddine karar verilen ecrimisil miktarı dikkate alındığında HMK'nın 345, 346/2 ve 352/1 maddeleri uyarınca miktar yönünden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının taşınmazını dilediği zaman kullanabileceğini, davacıya bu hususta kimsenin engel olmadığını, intifadan men şartının gerçekleşmediğini, haksız ve yersiz açılan bu dava sonucunda müvekkiline yüklenen masrafların ve çok yüksek avukatlık ücretinin haksız olduğunu, davacının zaten 06.01.2020 tarihinden sonra dava konusu taşınmazı kullanmadığını belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5238, K. 2024/4262, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5238-e-2024-4262-k-0df998150c7f