Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5092 E. 2024/4097 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5092
- Karar No
- 2024/4097
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/647 E., 2023/537 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/585 E., 2021/138 K. Taraflar arasındaki tapu kaydının beyanlar hanesine zilyet davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Mersin İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1920 parsel sayılı taşınmazın ... adına tescil edildiğini, ancak kadastro çalışmaları sırasında kullanıcı kaydı olarak davacının isminin beyanlar hanesinde yazılmadığını, dava konusu taşınmazın 2005 yılından bu yana davacı tarafından kullanıldığını, daha önceden de dava dışı ... tarafından kullanıldığını ve zilyetliğin davacıya devir olunduğunu, bunun da zilyetlik devri protokollerinde sabit olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı olarak davacının isminin yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde yapılan kadastro çalışmalarının niteliğinin ve yılının belirtilmediğini, tescilden itibaren 10 yıl içerisinde dava açılabileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan keşifte davacı tanığının açık beyanlarına göre; dava konusu edilen taşınmazı davacının kullandığının, taşınmaz içerisinde yer alan tek katlı taş yapının oturmak için değil daha çok bahçe malzemelerini koymak için yapıldığının ve taşınmaz içerisinde davacı tarafın diktiği zeytin ağaçlarının olduğunun ifade edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, dava konusu edilen taşınmazın beyanlar hanesine, zilyedinin davacı olduğunun yazılmasına, davacının sair taleplerinin reddine, kabul edilen talep yönünden, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermemesi nedeniyle davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine kabul edilen talebi yönünden vekalet ücreti takdir edilmemesine ancak reddedilen tapu iptal talebi yönünden ise davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine, tavzih şerhi ile de davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bu yönlerden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; ... Kadastro Mahkemesinin 2013/87 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazla ilgili olarak ... tarafından açılan kadastro tespitine itiraza (imar-ihyaya dayalı tapu iptal ve tescil davası) ilişkin tescil davasında davanın reddedildiğini ve Maliye adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini ve feragat nedeniyle ret kararının 2014 yılında kesinleştiğini, taşınmaz üzerinde davacının kullanıcı olduğuna dair inandırıcı ve yasal deliller olmadığını, hükmün gerekçe kısmı ile hüküm kısmı arasında uyumsuzluk oluştuğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunun Ek 4. maddesiyle eklenen Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu bulunmadığına göre tutanağın beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün olmadığı, yargılama konusu olayda, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu söz konusu olmayıp, yapılan işlem tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğu, 3402 sayılı Kanunun Ek-4. maddesi kapsamı dışında tespiti yapılan taşınmazlarda beyanlar hanesine kullanıma ilişkin şerh verilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından, mahkemece taşınmazın beyanlar hanesine davacının kullanıcı olduğu şerhi verilmesi de mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın hukuki yarar/dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 3402 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro çalışmalarında zilyetliğe ve muhdesatlara ilişkin şerh düşülmesinin önünde bir engel bulunmadığını, taleplerinin reddi halinde temyiz dilekçesinin davanın ıslahı olarak değerlendirilip dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatların aidiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini, davanın reddine dair kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu kaydının beyanlar hanesine zilyet davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.