Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4459 E. 2024/4320 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4459
Karar No
2024/4320
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1028 E., 2023/1296 K. DAVACILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 14.01.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/26 E., 2023/28 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat ve hacizlerin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ... ve ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 274 ada 11 parsel sayılı taşınmazı müvekkillerinin internet ilanından gördüklerini ancak banka kredi puanlarının kredi çekmeye yetmediği için evin müvekkilleri adına alımını müvekkili ...’ın eniştesi olan davalı ...’den rica ettiklerini, davalı ...’in bu durumu kabul ettiğini, Ziraat Bankası’ndan 220.000,00 TL bedelli konut kredisi çekildiğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydının ... adına tescil edildiğini, müvekkili ile aralarındaki bu inanç ilişkisi için ‘’Şehadetname’’ başlıklı inanç belgesi düzenlendiğini, evin kredi taksitlerinin müvekkileri tarafından ödendiğini ancak davalı ... ile müvekkili Hacı’nın ablası arasında olan boşanma ve mal rejimi davaları nedeniyle tapu devrinin müvekkilleri adına gerçekleştirilemediğini ve muvazaalı şekilde dava konusu taşınmaz üzerinde davalı ... lehine haciz şerhi işlendiğini ve taşınmazın davalı ...’a devredildiğini belirterek 274 ada 11 parselde tapuya kayıtlı iki katlı kargir bina ve kavaklık vasıflı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına eşit hisse olacak şekilde tesciline, tapu iptali ve tescili talebinin kabul görmemesi halinde taşınmazın bilirkişi tarafından keşfen saptanacak güncel rayiç değerinin ( belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere yasal faiziyle birlikte şimdilik 75.000,00 TL'nin) davalı ...’den tahsili ile davacılara ödenmesine, bu talebin de kabul görmemesi durumunda davacıların dava konusu taşınmaza yapmış olduğu imar barışı, çevre düzenlemesi, peyzaj, tamirat, tadilat, yenileme gibi masrafların keşfen yerinde saptanarak bilirkişi tarafından tespit edilecek güncel rayiç değerinin ( belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere yasal faiziyle birlikte şimdilik 25.000,00 TL'nin) davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacılara ödenmesine, yine ayrıca fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacıların dava konusu evin alımı için kullanılan kredinin geri ödemesi karşılığında dava tarihine kadar ödemiş olduğu kredi masraf ve geri ödeme tutarları olan 135.900,00 TL'nin her bir taksit ve masraf açısından ödeme tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacılara ödenmesine, ...16. İcra Müdürlüğü’nün 2020/373 Esas sayılı sayılı icra takip dosyası ile dava konusu taşınmazın tapu kaydına davalı ... lehine muvazaalı olarak konulan 420.298,00 TL bedelli haciz takyidatının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yapılan işlemlerde muvaazaa bulunmadığını müvekkilinin alacağının gerçek bir alacak olduğunu, müvekkilinin davacıları ve ...’ı hiç tanımadığını, ...’e borç verdiğini verdiği borç nedeniyle mağdur olduğunu, davacıların iddialarının yersiz ve soyut olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ile davacılar arasındaki ilişkiyi müvekkilinin bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ve bir kısım yakınlarının zirai ürünlerinin ...’e verilmesinden kaynaklanan borcun karşılığında bu ürünlerin teminatını teşkil etmek üzere dava konusu taşınmazın müvekkili adına devredildiğini, müvekkilinin tapuya güvenen iyi niyetli 3. kişi olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ‘’inanç ilişkisi açısından; dosya arasında ‘’Şehadetname’’ başlıklı bir belgenin bulunduğu, Seydişehir CBS 2021/312 Soruşturma sayılı dosyasında davalı ... tarafından davacılar ile arasındaki inanç ilişkisinin ikrar edildiği, dekont örneklerinde davacılar tarafından davalı ... adına "ev kredisi taksiti" açıklaması ile ödeme yapıldığı, Ziraat Bankası A.Ş. ile yapılan yazışmalarda davacılar tarafından yapılan ödemeleri gösterir dekontlar ve kredi kapama dekontlarının bulunduğu, muvazaalı devir ve haciz iddiası açısından yapılan incelemede; tapu kaydında T.C. Ziraat Bankası A.Ş. lehine fekki bildirilinceye kadar 440.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, 16/07/2020 tarihinde taşınmaz üzerine ...16. İcra Dairesi’nin 2020/3703 Esas sayılı dosyası üzerinden Uğur Ovaç lehine haciz şerhi tesis edildiği, taşınmazın üzerindeki bu ipotek ve haciz şerhi ile 24/07/2020 tarihinde davalı ... adına devir ve temlik edildiği, davalı ...’ın davalı ... ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı 120.000,00 TL borç nedeni ile taşınmazın teminat olarak kendisine devir edildiğini ileri sürdüğü, bilirkişi raporuna göre devir tarihi olan 24/07/2020 itibari ile taşınmazın değerinin içine yaptırılan yenilikler dikkate alınırsa 628.317,80 TL, yenilikler dikkate alınmaz ise 393.317,80 TL olacağının tespit edildiği, davalı ... taşınmazı üzerinde 440.000,00 TL'lik ipotek ve 420.298,75 TL'lik haciz şerhi yükü ile devir almış olup, söz konusu taşınmazın üzerindeki bu yükler dikkate alındığında teminat olabilecek durumda olmadığı, teminat olarak bu denli takyidat içeren taşınmazın alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine taşınmazın tapu kaydında ...16. İcra Dairesi’nin 2020/3703 Esas sayılı dosyası üzerinden Uğur Ovaç lehine haciz şerhi işlendiği, icra dosyasında davalı ... tarafından davalı ... aleyhine 350.000,00 TL bedelli, 09/10/2019 keşide tarihli, 16/02/2020 ödeme tarihli senede istinaden haciz işlemi başlatıldığı, ödeme emrinin 02/07/2020 tarihli olduğu, davalı ... tarafından 09/07/2020 tarihinde icra dairesine gidilerek ödeme emri ve senet suretinin elden tebliğ alındığı ve aynı tarihli dilekçe ile borcun kabul edildiği, lehine olan sürelerden feragat edildiği, her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bono ile alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı, senet ve çekin ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli halefleri yönünden delil niteliğinde olacağı, temel ilişkinin ve kambiyo ilişkisinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemeyeceği, alacak miktarı itibari ile de tanıkla ispat sınırının üzerinde olup, gerçek bir alacak ilişkisi olduğunun kanıtlanamadığı’’ gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 274 ada 11 parsel sayılı taşınmazın davalılardan ... adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2 payı davacı ... adına 1/2 payın ise davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerindeki ...16. İcra Dairesinin 2020/3703 Esas sayılı dosyasında davalı ... lehine konulan şerhin terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin alacağının gerçek bir alacak olduğunu, muvazaanın kanıtlanamadığını, davacıların soyut iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, mahkemece tapu iptal ve tescil ile haczin kaldırılması yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak tapu iptal ve tescil davası içinde yer alan haczin kaldırılması için ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ve bir kısım yakınlarının zirai ürünlerinin ...’e satılmasından kaynaklanan(ticari ilişki) alacak-borç ilişkisine istinaden bu ürünlerin teminatını teşkil etmek üzere dava konusu taşınmazın müvekkili adına devredildiğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmesi için başka bir yolun bulunmadığını, taşınmazın ileride değerleneceği ihtimalinin mahkemece dikkate alınmadığını, muvazaanın ispatlanamadığını, müvekkilinin tapuya güvenen iyi niyetli 3. kişi olduğunu, müvekkilinin fabrika işçiliğinin yanında çiftçilikle de uğraştığını, mahkemece eksik ve hatalı inceleme yapıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ‘’davacı tarafın ilk olarak davaya konu 274 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kredi puanlarının yetersiz olması nedeniyle davalı ... adına kredi çekilip alındığını ve davalı ... adına kayıtlandığını ileri sürmüş ve bu iddiasını dosya kapsamındaki hem şehadetname başlıklı belge ile hem de davalı ...'in Seydişehir CBS'nin 2021/312 Soruşturma sayılı dosyasındaki ikrar niteliğindeki beyanı ile ispatladığını, mahkemenin buna ilişkin kabulünün yerinde olduğunu; davacı taraf ikincil olarak davaya konu 274 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kendilerine zarar vermek amacıyla davalı kötü niyetli ...'a temlik edildiğini ve üzerine diğer davalı yine kötü niyetl... lehine haciz şerhi tesis edildiğini belirtip hacizden ari şekilde tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talep ettiğini, davalı ...'ın inanılan davalı ...'in davaya konu alım işlemi öncesi arkadaş oldukları dosya kapsamındaki özellikle de tanık Selime'nin beyanları ve telefon görüşme kayıtları ile sabit olduğunu, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere taşınmazın üzerindeki ipotek ve haciz yükü taşınmazın değerini geçerken, taşınmazı davalı ...'ın satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olmakla davalı inanılan ... ile davalı ...'ın yukarıda belirtildiği gibi tanışık olması ve ...'ın ekonomik ve sosyal durumu da dikkate alındığında davalı ... kötü niyetli olup TMK'nun 1023. maddesinin korumasından yaralanmasının mümkün olmadığı bu nedenle mahkemenin davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescil kararı vermesinin de yerinde olduğunu; davalı ... ile inanılan ...'in işlem öncesi tanışık olmaları, davalı ...'un yaptığı muvazaalı olduğu ileri sürülüp kaldırılması istenen hacze ilişkin olarak; ...16. İcra Müdürlüğü’nün 2020/3703 Esas sayılı icra takibinin ödeme emrinin davalı inanılan ... tarafından bizzat icra dairesine gidilip elden tebliğ alınıp takibe itiraz edilmeyeceği belirtilip takibin kesinleştirilmesi ve haciz şerhinin işlenmesi dikkate alındığında mahkemece davalı ...'un da 4721 sayılı TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı kabul edilerek taşınmazın ...16. İcra Müdürlüğü’nün sayılı icra dosyası üzerindeki hacizden ari olarak tapu kaydının iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu; haczin kaldırılması ve tapu iptal ve tescil davası ayrı nitelikte olup aralarında feri ve asıl dava ilişkisinin bulunmadığı eldeki dosyada tapu iptal ve tescil davası kayıt maliki ...'a ve inanılan ...'e haczin kaldırılması davası da davalı ...'a ve inanılan ...'e yöneltilmiş olup mahkemece iki ayrı dava olduğunun kabulü ile her bir dava açısından ayrı ayrı vekalet ücreti takdirinin de doğru olduğu" gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, yakın akrabaların tanık olarak dinlenmesinde beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil mümkün olmadığı takdirde tazminat ve hacizlerin terkini istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 3. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. 4. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanunun 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 5. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zaman aşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zaman aşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4459, K. 2024/4320, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4459-e-2024-4320-k-8f5caccab623