Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4177 E. 2024/4026 K. – İnanç Sözleşmesi
Konu: İnanç Sözleşmesine Dayalı Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4177
- Karar No
- 2024/4026
- Karar Tarihi
- Konu
- İnanç Sözleşmesine Dayalı Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/250 E., 2023/1149 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) Menderes 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/246 E., 2021/268 K. Taraflar arasındaki inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 27.05.1994 tarihinde ... ile evlendiğini ve 11.08.2005 yılında icra tehdidi altında olması nedeniyle boşandığını, boşanmalarına rağmen güvene dayalı olarak 27.08.2007 tarihinde dava dışı ... adına kayıtlı olan 7393 parsel sayılı taşınmazın ... adına tapuda tescilini sağladığını, taşınmazın bedelini nakit ve senet karşılığı ödediğini, malik ...'nin 31.07.2020 tarihinde vefatı ile inançlı işlemin gereğinin yerine getirilemeyeceğinin açık olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili, inançlı işlemin yazılı sözleşmeye dayalı olması gerektiğini, dosyaya sunulan 15.000,00 YTL tutarlı borçlusu davacı, lehtarı taşınmazın önceki maliki ... olan senedin varlığı kabul edilse dahi senedin bu taşınmazın alım satımı için mi yoksa başka bir sebeple mi verildiğinin belirsiz olduğunu, böyle bir evrakın davacı tarafından her zaman tek başına düzenlenebileceğini, murisin taşınmazın alınmasından 13 sene sonra vefat ettiğini, müteveffanın ölümünden sonra mahkemeye başvurulduğunu, davacının icra tehdidi altında olduğu iddiasının asılsız olduğunu, davacının 2014 yılından bu yana 15 adet taşınmazda malik sıfatıyla kaydının bulunduğunu, bu 15 adet taşınmazda haciz takyidatının bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarına göre ... adına kayıtlı iken 27.08.2007 tarihli satış işlemi ile ... adına, 21.08.2020 tarihli intikal işlemi ile davalılar adına 1/2'şer hisse ile tescil edildiği, davacının inançlı işlemin varlığı açısından evlilik kayıtları ile dava konusu taşınmazın alımı nedeniyle düzenlendiğini iddia ettiği 30.09.2007 tarihli 15.000,00 TL bedelli davacının tanzim ettiği ve alacaklısının ... olduğu, üstünde borcun ödendiği anlamına geldiğini öne sürdüğü üç tane çizik bulunan senede dayandığı, inançlı işlemin tarafı olduğu söylenen davacılar murisi ...'nin imzasını taşıyan yazılı bir belge bulunmadığı, davacının dayandığı belge taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge olmadığı, bu nedenle davacının tanıklarının dinlenilmediği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvurusunda, dava konusu inançlı işlemin varlığını belgeleyen ödeme senedi, ödemeyi teslim alan tapu intikalini sağlayan kişinin beyanları, inanç sözleşmesinin varlığını teyit edecek tanık dinlenmesi yazılı bir belgenin varlığı halinde gerekirken mahkemece bu taleplerinin kabul görmediğini, ...'nin taşınmazın alındığı tarihte Yapı Kredi Bankası ... şubeden 27.08.2007 tarihinde kendi hesabından 57.500,00 TL çekerek taşınmazı aldığı iddia edilmiş ise de; bu bedelin davacı tarafından yatırıldığının sabit olduğunu, bu halde tapu intikalini sağlayan tanık olarak gösterdikleri kişinin lehine senet tanzim edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senet bedeli ödenince senedin geri alınacağı, bakiye ödeme varsa kim tarafından yapıldığının araştırılması gerektiğini, davalı yan murisinin davacının iş yerinde sigortalı olarak gösterildiğini, adı geçenin taşınmazı satın almasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında yazılı bir inanç sözleşmesi bulunmamakla birlikte davalılar murisinden sadır olan delil başlangıcı niteliğinde bir belge de bulunmadığı, davacının delilleri arasında yemin delili de yer almadığı, bu hali ile davacı iddiasını ispatlayamamış olup İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine yönelik kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece eksik inceleme ile yetinildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 3. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. 4. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi vd.) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 5. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.