Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/2307 E. 2024/4085 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2307
- Karar No
- 2024/4085
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1737 E., 2022/2587 K. KARAR : İstinaf başvurusunun reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/881 E., 2019/408 K.
Taraflar arasındaki ön ödemeli konut sözleşmesinden kaynaklanan bedelde tenzil ve birleştirilen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında konut satım sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın sözleşmede belirlenen şartlara aykırı davranarak davacının dairesinde değer kaybı oluşmasına ve davacının zararına neden olduğunu, davacının dairesindeki zararı yaptırmak istediğinde inşaat alanına alınmadığını, işin yapılamaz hale getirilmeye çalıştığını belirterek fazlaya ait talep hakkı saklı kalmak kaydıyla açmış olduğu belirsiz alacak davası ile davalının sözleşme bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tenziline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; eksik yapılan işlerden ve projeye aykırı yapılaşma ve diğer sebeplerden dolayı davaya konu dairenin uğramış olduğu değer kaybı ve diğer zararlardan dolayı sözleşme bedelinden şimdilik 1.000,00 TL’nin tenzili ile sözleşme bedeli ödenmiş olduğundan işbu bedelin ödeme tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile ödenmesi, ilgili gayrımenkulün tüm bedeli ödenmiş olduğundan ve tüm yükümlükler davacı tarafça yerine getirilmiş olduğundan ilgili gayrımenkulün tapusunun iptali ile davacı adına tescillini, kaba inşaat halinde filen teslim edilmiş ama tadilat yapmaya müsaade edilmeyen dairenin mülkiyet haklarının korunarak davalı tarafça inşaata her türlü müdahalesinin engellenerek dairenin iç tadilatının taraflarınca yapılması hususunda yetkili olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, dava dosyası ile birleştirilen Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesi 2017/128 Esas sayılı dosyası bakımından tescil talebinin kabulü ile dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline, dava konusu bağımsız bölüm için toplam 18.500,00 TL rayiç kira alacağının 500,00 TL'sinin dava geriye kalanının ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu bağımsız bölüm için 20.344,00 TL değer kaybı alacağının 500,00 TL'sinin dava, geriye kalanının ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının cezai şarta ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalı şirket vekili ve katılma yolu ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı vekili; dava konusu taşınmazın teslim tutanağı ile de sabit olduğu üzere 12.02.2016 tarihinde davacı yana teslim edildiğini ve davacı tarafından teslim tutanağının ihtirazi kayıt olmaksızın imzalandığını ve bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde; taşınmazın takyidatlardan ari olarak davacı adına tescil edilmesi gerektiği, bilirkişi raporundaki taşınmaz değerinin düşük hesaplandığını, davacıya satış sözleşmesi imzalanırken ortak alana ilişkin verilen taahhüdün yerine getirilmemesi nedeniyle davacının ortak alan kaybı nedeniyle uğradığı zarar ve bu nedenle dairesinin gördüğü değer kaybının tazmininin gerektiğini ileri sürerek hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın değer kaybı ve diğer zararlardan dolayı sözleşme bedelinin tenzili, birleştirilen davanın ise konut satış sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu; mahkemece, istinaf başvuru dilekçesi sunan davalı şirket vekiline eksik istinaf nispi karar harcının yatırılması için usul ve yasaya uygun şekilde düzenlenen muhtıra tebliğ edildiği, davalı şirket vekilince muhtıranın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde eksik istinaf nispi karar harcının yatırılmadığı ve mahkemece 01.07.2020 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme kararı ile davalı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, ek kararın davalı şirket vekiline tebliğ edilmesine rağmen ek kararın istinaf edilmediği; katılma yoluyla başvurma başlığı altında düzenlenen HMK'nın 348/2 nci maddesi hükmüne göre; asıl tarafın istinaf talebi esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile istinaf talebinin de reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri İstinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle hüküm temyiz edilmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ön ödemeli konut sözleşmesinden kaynaklanan bedelde tenzil ve birleştirilen tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 ve 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir.
2. Müflis, iflâsın açılması ile hak ehliyetini ve dava ehliyetini kaybetmemiş ise de; masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür.
3. İİK'nın 194 üncü maddesine göre; "Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir."
4. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder.
5. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden davayı kendi adına devam ettirebilir.
6. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar taplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir.
3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/917 Esas, 2021/311 Karar sayılı kararı ile 30.03.2021 günü saat 14.24'ten itibaren davalı şirketin iflasına karar verildiği, davalı şirketin bu kararla tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği anlaşılmaktadır.
2. Hal böyle olunca; mahkemece, iflas idaresine gerekli tebligatlar yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.