Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6480 E. 2024/1564 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6480
- Karar No
- 2024/1564
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/307 E., 2022/109 K. KARAR : Asıl ve birleştirilen davanın ayrı ayrı kısmen kabulü, kısmen reddi Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil; birleştirilen davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemleri üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın ve birleştirilen davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Karar davacı- birleştirilen davada davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ASIL DAVA Davacılar; Tokat ili, Erbaa ilçesi, ... Kasabasında maliki oldukları 356 parsel sayılı taşınmaza davalıların kavak fidanı dikmek suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürerek; müdahalenin men'ini talep etmişler, sonraki tarihlerde verdikleri dilekçelerinde de dava konusu taşınmaz üzerindeki kavak ağaçlarının kal'ini ve ecrimisile hükmedilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalılar ... ve ...; davaya konu 356 parsel sayılı taşınmazın malikinin ... olduğunu, davacı ...'nın malik olmayıp davanın onun yönünden reddi gerektiğini, kadastro sırasında taşınmazın yanlışlıkla ... adına tespit edildiğini, gerçekte taşınmazın davalı ...'in kayınpederine ait olduğunu ve yıllardır bu şekilde kullanıldığını belirterek; davanın reddini savunmuşlardır. III. BİRLEŞTİRİLEN DAVA 1.Birleştirilen dava davacısı ... vekili; 355 parsel sayılı taşınmazın kayden kayınpederine ait olduğunu, ancak kadastro çalışmaları esnasında 355 ve 356 parsellerin taraflar adına çapraz şekilde hatalı tespit edildiğini, taşınmazların uzun yıllar kadastrodan önceki haliyle karşılıklı kullanıldığını, hatta 355 sayılı parselin yaklaşık 10 yıldır davacı ... tarafından davadışı ...'a kiralanarak kullanıldığını, bu fiili kullanıma göre iyiniyetli olarak 356 parsel sayılı taşınmaza müvekkilince kavak fidanları dikildiğini, davacı/birleştirilen davada davalı ...'nin ise 356 parsel sayılı taşınmaza haşhaş ekmek suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek; davacı /birleştirilen davada davalı ...'in 355 parsel sayılı taşınmaza el atmasının önlenmesini ve 7.850,00 TL ecrimisilin ...'den yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davalı ...; davanın reddini savunmuştur. IV. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29/05/2014 tarihli ve 2010/37 Esas, 2014/183 Karar sayılı kararıyla; asıl dava yönünden 356 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine, taşınmaz üzerindeki kavak fidanlarının kal'ine, ecrimisil talebinin reddine; birleştirilen dava yönünden 355 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin, yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı/ birleşen davada davalı ... Başara vd. ile birleşen davada davacı/ asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.03.2019 tarih ve 2019/804 Esas, 2019/3168 Karar sayılı ilamında; "... Dava konusu 356 parsel sayılı taşınmazın asıl dosya davacısı ... adına tapuda kayıtlı olduğu, diğer davacı ...'nın ...'in oğlu olup malik olmadığı, asıl dosya davalısı ... ve ...'in 356 parsel sayılı taşınmazda kayıttan kaynaklanan bir haklarının olmadığı, 355 parsel sayılı taşınmazın ise dava dışı ... adına tapuda kayıtlı olup birleşen dosya davacısı ...'in davasını zilyetliğe dayandırdığı, 1. Asıl dosya davacısı/birleştirilen dosya davalısı ... vekili ile asıl dosya davacısı ...'nın temyiz itirazlarının incelenmesinde; a) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, asıl dosya davacısı/birleşen dosya davalısı ... vekilinin birleşen dosyada elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne dair temyiz itirazlarının yerinde görülmediği; b) Asıl dosyada davacı/birleşen dosyada davalı ... vekili ile asıl dosya davacısı ...'nın asıl dosyada ecrimisil talebinin reddine ilişkin dair temyiz itirazlarının incelenmesinde, hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği (HMK mad. 26), ıslah yolu ile talep genişletilebilirse de davaya yeni talep (dava) eklenemeyeceği, somut olayda dava dilekçesinde sadece, dava konusu 356 parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından yapılan müdahalenin önlenmesi talebinde bulunulduğu, ancak çeşitli tarihlerde verilen dilekçelerle, ecrimisil ve kal talebinde de bulundukları, ıslah yolu ile müddeabihe müddeabih eklenemeyeceği, başka bir dava ile istenebilecek hususların ıslah yolu ile istenemeyeceği; o halde mahkemece asıl dosyada davacının kal ve ecrimisil istemi hakkında, usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ecrimisil isteminin esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı; 2. Birleştirilen dosyada davacı/asıl dosyada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; a) Asıl dosyada davalı/birleşen dosyada davacı ... vekilinin asıl dosyadaki "kal isteminin kabulüne" ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, az yukarıda, (1-b ) bentte açıklanan sebeplerle, asıl dosya davacıları tarafından kal istemine ilişkin usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından, davacıların kal istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, kal talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği ve bu hususun bozmayı gerektirdiği, b) Birleştirilen dosyada davacı/asıl dosyada davalı ... vekilinin ecrimisil taleplerinin reddine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Somut olayda; asıl dosyada davalı/birleştirilen dosyada davacı vekili, dava konusu 355 parsel sayılı taşınmaza, asıl dosyanın davacısı ... tarafından yapılan elatmanın önlenmesi ve aleyhine geriye doğru beş yıl için 7.850,00 TL ecrimisil talebinde bulunmuş ve dava konusu yeri davalının yaklaşık 10 yıldır kiraya vermek suretiyle kullandığını iddia etmiş olduğundan mahkemece, birleşen dosyada davacının ecrimisil talebinin, talep edilen dönemin hangi tarihlere ilişkin olduğu ispat edilemediğinden reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmadığı; şöyle ki, davacı tarafından ecrimisil talebinin hangi döneme ilişkin talep edildiğinin dava dilekçesinde açıkça belirtildiği, mahkemece bahsi geçen 5 yıllık döneme ilişkin yeterince inceleme ve araştırma yapılmadığı, tarafların iddia ve savunmalarında dayandıkları ve dava dosyası içerisinde yer alan Erbaa Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/224 Esas sayılı dava dosyasındaki taraf ve tanık beyanlarının yeterince incelenmediği, yine asıl dosyada davalı/birleşen dosyada davacı vekilinin vazgeçmesi olmadığı halde tüm tanıklarının dinlenmediği ve tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediğinin anlaşıldığı; o halde, mahkemece yerinde yeniden keşif yapılarak taraf tanıklarının HMK'nın 259 ve 290/2 nci maddeleri gereğince keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, dava konusu taşınmazın kim tarafından, tamamının mı yoksa bir bölümünün mü, ne miktarda ve hangi amaçla kullanıldığı hususlarının taraf tanıklarından ayrıntılı sorulması, tanık beyanları arasında çelişki bulunduğunda 6100 sayılı HMK'nın 261/1 maddesi uyarınca çelişkinin yüzleştirmek suretiyle giderilmeye çalışılması, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilememesi durumunda hangi taraf tanığının beyanının üstün tutulduğunun karar gerekçesinde gösterilmesi, tarafların dayandıkları Erbaa Asliye Ceza Mahkemesi dava dosyasında taşınmazların kullanımına ilişkin beyanların da gözönünde bulundurulması, bundan sonra tüm taraf tanık beyanlarının birlikte tartışılıp değerlendirilmesi ve ondan sonra oluşacak sonuca göre asıl dosyada davalı/birleşen dosyada davacının ecrimisil talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği, tüm bu husular düşünülmeden eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle; asıl dosyada davacı/birleşen dosyada davalı ... vekili ile asıl dosya davacısı ...'nın ecrimisil talebinin reddine yönelik temyiz itirazlarının 1-b bentte açıklanan nedenlerle kabulüne, birleşen dosyada davacı/asıl dosyada davalı ... vekilinin asıl dosyada kal talebinin kabulüne yönelik temyiz itirazlarının 2-a nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosyada ecrimisil talebinin reddine yönelik temyiz itirazlarının 2-b nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca bozulmasına; asıl dosyada davacı/birleşen dosyada davalı ... vekilinin birleşen dosyada elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne yönelik temyiz itirazlarının 1-a bentte açıklanan nedenlerle reddine, asıl dosyada davalı/birleşen dosyada davacı vekili ... vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına..." karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... Asıl dava yönünden; dava konusu 356 parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı olduğu, yapılan keşif neticesinde davalılarca kullanılan taşınmaza kavak ağaçları dikildiğinin tanık ...'ın mahalli bilirkişi ...'in beyanları ve teknik bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği, elatmanın önlenmesi talebinin kabulü gerektiği; davacılar çeşitli tarihlerde verdikleri dilekçeleriyle ecrimisil ve kal talebinde bulunmuşlar ise de ıslah yoluyla müddeabihe müddeabih eklenemeyip başka bir dava ile istenebilecek hususların ıslah yolu ile istenemeyeceği, kal ve ecrimisil istemleri hakkında usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığından bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar vermek gerektiği; Birleştirilen dava yönünden; davaya konu edilen 355 parsel sayılı taşınmaza davalı ... tarafından yapılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep edilmiş olup, davacının talepleri doğrultusunda delillerin toplandığı, taşınmazın davadışı ... adına kayıtlı olup davacının zilyetliğe dayanarak bu davayı açtığı, keşif neticesinde; dava konusu taşınmazın davalı tarafından kiraya verilerek kullanıldığının, tanık ... beyanı, keşif, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamıyla sabit olduğu, elatmanın önlenmesi talebinin kabulü gerektiği; öte yandan ecrimisil talebiyle ilgili olarak Erbaa Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/224 Esas sayılı dosyasındaki taraf ve tanık beyanları, keşif tutanağı, asıl dosyada bozmadan önceki ve bozmadan sonraki keşif tutanakları ve tanık beyanları incelendiğinde; tanık ...'nın "dava konusu yerin ... tarafından ekildiğini, ...'ın burayı yaklaşık 9 yıldır ...'den kiraladığını söylediği, 2007-2008 yıllarında ise ... tarafından ekildiğini bildiği..." ceza dava dosyasında dinlenen tanık ...'ın "355 parsel ...'den kiraladığını, oraya afyon ektiği..." yönündeki beyanlarından dava konusu yerin davalı ... tarafından kullanılarak haksız gelir elde edildiğinin sabit olduğu, ecrimisil talebinin kabulü gerektiği..." gerekçeleriyle; asıl dava yönünden; Tokat ili, Erbaa ilçesi, Karayaka Kasabası 356 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine, taşınmaz üzerindeki kavak fidanlarının kal'ine ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının ecrimisil talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; birleştirilen dava yönünden; Tokat ili, Erbaa ilçesi, Karayaka Kasabası 355 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine, davacının ecrimisil talebinin kısmen kabulüyle 6.332,45 TL'nin dava (04/04/2011) tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- birleştirilen davada davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı - birleştirilen davada davalı ...; Murisi ...'nın yargılama sırasında vefat ettiğini, asıl davada kavak ağaçlarının kal'i ve ecrimisil konusundaki taleplerinin de kabul edilmesi gerektiğini, birleşen davada ise muris annesi aleyhine verilen el atmanın önlenmesi ve ecrimisil kararlarının kaldırılması gerektiğini, zira annesi tarafından taşınmaza müdahalede bulunulmadığını, ceza davalarından beraat eden davalı ... ve ...'in ise taşınmazları kullanmaya devam ettiklerini, mahkemece verilen karar sonrasında adeta davalılara hukuka aykırı davranışları için prim verildiğini, yargılama giderlerinin asıl ve birleştirilen davalarda karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil; birleştirilen davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemleri istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, "İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” kenar başlıklı 995 inci maddesi hükmüne göre; “İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.” 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683 üncü maddesinin 2 inci fıkrası hükmüne göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, "Yararlanma, kullanma ve koruma" kenar başlıklı 693 üncü maddesine göre; “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.” Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.