Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6993 E. 2024/1040 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6993
Karar No
2024/1040
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/313 E., 2023/121 K. DAVA TARİHİ : 04.04.2012 HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; askerlik görevini ifa ederken geçirdiği trafik kazası nedeniyle elinde kalıcı sakatlık oluşmasından ötürü maddi ve manevi zararları oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalarak 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın 20.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 21.02.2023 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 115.998,89 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikli olarak davanın yargı yolu itirazları nedeniyle görevden reddini talep ettiklerini, husumet ve zamanaşımı itirazları olduğunu, ayrıca dava dilekçesinin 6100 sayılı Kanuna göre hazırlanmadığını, usule ilişkin de itirazları olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.01.2014 tarih ve 2012/178 Esas, 2014/17 Karar sayılı kararıyla; uyuşmazlığın çözümünde idari yargı mercilerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.03.2017 tarih ve 2014/20422 Esas ve 2017/2522 Karar sayılı ilamıyla; davalının tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "... kamu araçlarının verdikleri zararlardan dolayı idare, kamu hukuku kurallarına göre değil, “işleten” sıfatıyla özel hukuk kurallarına göre sorumlu tutulabilecektir. Bu durumda mahkemece, davalı ... Bakanlığına yöneltilen husumetin hizmet kusurundan değil işletenin sorumluluğuna dayandığı, bu nedenle davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 27.02.2019 tarih ve 2017/177 Esas, 2019/109 Karar sayılı kararıyla, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce alınan kusur raporunda ise tanık beyanları doğrultusunda davacının kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacı vekili 27.02.2019 tarihli celsede tanık dinletme talebinde bulunmuş olup her ne kadar dava dilekçesinde tanık deliline dayandığını belirtmişse de bu celseye kadar herhangi bir tanık listesi sunmadığı, davalı tarafın açık muvafakatı bulunmadığından tanık dinletme talebi reddedilerek sözlü yargılama aşamasına geçildiği, TBK madde 49 ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde belirtmiştir. Yine TBK madde 50 ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.'' şeklinde olduğu, tanık beyanları ve İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce sunulan kusur raporu ve olayın oluş şekli gözetildiğinde davacının kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. C. Daire Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 23.12.2020 tarih ve 2020/1619 Esas, 2020/4585 Karar sayılı ilamıyla; hükmün onanmasına karar verilmiştir. D. Karar Düzeltme Kararı 1.Daire kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 28.06.2021 tarih ve 2021/903 Esas, 2021/3791 Karar sayılı ilamıyla; "... Dosyadaki bilgi ve belgelerden, özellikle Kara Kuvvetleri Komutanlığı...Alay Komutanlığı ile ... arasında yapılan 11.02.2011 tarihli iç yazışmada özetle; olayla ilgili belge, tutanak vs. bulunamadığı, olayın meydana geldiği tarihte görevli personelle telefon görüşmesi yapıldığı, piyade er Hayati Tarakçı'nın muayene olmak maksadıyla 2. HD. Tb: Merkezi (...)'ne gönderildiği, muayene sonrası 7. Hd. Bl. K.lığı (...)'na dönmek üzere erzak taşıyan MAN aracın arkasında intikal halinde iken, davaya konu kazanın gerçekleştiğinin anlaşıldığı bildirilmiştir. Bizzat kurumca askerlik görevini er olarak yapan davacının muayene için gittiği birlikten kendi birliğine dönerken erzak taşıyan kamyonetle taşındığı açıklanmıştır. Şu halde; tazminatın türü ve kapsamının derecesi, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleneceğinden her ne kadar alınan kusur raporunda davacının meydana gelen olayda tam kusurlu olduğu kabul edilmişse de davalı idarenin muayeneye gitmesi gereken ve er olarak askerlik görevini yaptığından bir seçim hakkı da bulunmayan davacıyı erzak taşımada kullanılan kamyonetle taşımasının, meydana gelen zararda davalı tarafın kusuru olarak kabulüyle tazminatın kapsamı belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekir. Ne var ki, yerel mahkeme ilamı Dairemizce onanmıştır. Şu halde, davacı tarafın karar düzeltme istemi HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli, Dairemizin 23.12.2020 gün, 2020/1619 Esas ve 2020/4585 Karar sayılı onama kararı kaldırılmalı ve karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır ..." gerekçesiyle HUMK’un 440-442 maddeleri gereğince davacı tarafın karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 23.12.2020 gün, 2020/1619 Esas ve 2020/4585 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, yukarıda gösterilen nedenlerle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; bozma ilamı dikkate alınarak davacı tarafın maluliyetinin belirlenmesi yönünden rapor aldırılan olup İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun 05.08.2022 tarihli raporunda davacı yönünden %15,2 oranında meslekten kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin dört aya kadar uzayabileceğinin rapor edilmiş olduğu, bozma ilamında belirtildiği gibi davalı idarenin muayeneye gitmesi gereken ve er olarak askerlik görevini yaptığından bir seçim hakkı da bulunmayan davacıyı erzak taşımada kullanılan kamyonetle taşımasının, meydana gelen zararda davalı tarafın müterafik kusuru olarak kabulü gerektiğinden davalı kurum yönünden %20 oranında müterafik kusurunun olduğu kanaatine varıldığı, 14.11.2022 tanzim tarihli kök rapor ve 13.02.2023 tanzim tarihli ek bilirkişi raporunun ibraz edildiği, 2023 yılı itibariyle asgari ücretin güncellendiği ve bu kapsam da aktüerya bilirkişisinden ek rapor aldırılmış olup davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kanaatine varılarak davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalı kurumun kusur oranı dikkate alınarak 115.998,89 TL olduğu ve bu kapsam da anılan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olarak düzenlendiği, dava konusu olayın gerçekleşme şekli, yeri zamanı, tarafların sıfatı,sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın haksız zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, hak ve nesafet kaideleri, kusur oranı ve yargılama süreci göz önünde bulundurularak 7.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 115.998,89 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 20.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece bozma ilamı doğrultusunda müvekkili idarenin %20 oranında müterafik kusuru olduğu kanaatine varılarak bilirkişi raporu doğrultusunda davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden kısmen kısmen reddine karar verilmiş ise de dosyada mevcut 10.01.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda da belirtildiği üzere davacı taraf olay mahallinde araç kasasında bulunduğu sırada ayağa kalkıp dengesini yitirerek araçtan yola düştüğünden yaralanmasıyla neticelenen kazanın oluşumunda kusurlu olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken maddi tazminat talebi yönünden kabul, manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporda işlemiş/işleyecek dönem ayrımı yapılarak hesaplama yapıldığını ve toplam işgücü kaybının 115.998,89 TL olarak tespit edildiğini, ancak işlemiş dönem zarar hesabı yapılırken iskonto yapılmaması, rapor tarihi itibariyle işlemiş dönem hesabı yapılması gerekirken rapor tarihinden sonraki yılı da işlemiş dönem hesabına katmak suretiyle tazminat tutarını yüksek hesaplayan rapor doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğunu ve bedel artırım yoluyla talep edilen tazminatın zamanaşımından reddi gerektiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının askerlik görevini yaparken meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle oluşan maluliyet nedeni ile sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41, 46 ve 47 nci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 109 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle ceza dosyası kapsamı, ceza dosyasında dinlenen tanık ifadeleri ile mahkemece bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6993, K. 2024/1040, T. 05.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-6993-e-2024-1040-k-1290aa3e9092