Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/8374 E. 2023/1278 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/8374
Karar No
2023/1278
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi, 717 inci Sokak, No:27/2 adresinde bulunan tapunun 2127 parselinde kayıtlı taşınmazın öncelikle davalı tarafından Gebze 3 üncü Noterliğinin 29.05.2001 tarih ve 11794 yevmiye sayılı "Düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi" ile dava dışı 3 üncü şahıs ...'a satış vaadine konu olduğunu, bu satış vaadine müsteniden ... ile müvekkili arasında...üncü Noterliğinin 19.08.2002 tarih ve 15735 yevmiye sayılı "Düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi" düzenlendiğini, müvekkilinin satış vaadi sözleşmesine dayalı bedeli vaad borçlusuna ödediğini, müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerine ev inşa ettiğini ve uzun yıllardır ailesi ile birlikte yaşamlarını burada sürdürdüklerini, davalının müvekkiline Beyoğlu 3. Noterliğinin 12.06.2018 tarih ve 13240 yevmiye sayılı ihbarnamesini keşide ederek "taşınmazın maliki ve tek sahibi olduğundan bahisle 30 gün içinde taşınmazın boşaltılmasını ve eski hale getirilmesini, müdahaleye son verilmesini," istediğini belirterek, 2127 parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmaz üzerindeki orman şerhi nedeniyle taşınmazın satış vaadi sözleşmesine konu olamayacağını ve İmar Kanunu'nun 18/son maddesi gereğince satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, müvekkilinin davacıya noter aracılığıyla ihtarname gönderdiğini ancak, davacının taşınmazdaki müdahalesine son vermediğini, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI-1 İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2019 tarih ve 2018/411 Esas, 2019/409 Karar sayılı kararı ile, vaad borçlusunun davanın açıldığı tarihte taşınmazın maliki olmadığından ifa imkânsızlığı nedeniyle davacının zararını dava dışı Mehmet'ten isteyebileceğinden ve davanın dava dışı Mehmet'e yöneltilmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF-1 A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hukuki yanılgıya düşülerek verilen ret kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2020 tarih ve 2020/488 Esas, 2020/514 Karar sayılı kararı ile, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2010/1003 Esas, 2010/3455 Karar ile 2002/1066 Esas, 2002/1155 Karar sayılı ilâmları ve tüm dosya kapsamından davacının davasının kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunduğu hususunun dikkate alındığı ve harcın kamu düzeni ile ilgili olup re'sen gözetilmesi gerektiğinden eksik harcın tamamlatılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davacının davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/411 Esas, 2019/409 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-a-6 ıncı maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 2 İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2021 tarih ve 2020/102 Esas, 2021/83 Karar sayılı kararı ile, Bölge Adliye Mahkemesi ilâmı doğrultusunda eksik harç ikmali sağlanarak başkaca bir inceleme yapılmaksızın davanın kabulü ile 2127 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. VI. İSTİNAF-2 A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; taşınmaz üzerindeki orman şerhi nedeniyle taşınmazın satış vaadi sözleşmesine konu olamayacağını ve İmar Kanunu'nun 18/son maddesi gereğince satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, satış vaadi sözleşmesinin bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin gönderdiği ihtarnameye rağmen davacının müdahalesine son vermediğini, davaya konu edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin vaad borçlusu taşınmaz maliki olmadığından fiilen ve ayrıca kanuna aykırı bir sözleşme akdedilmiş olması nedeniyle hukuken de ifa imkânsızlığının bulunduğunu belirterek doğru olmayan kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2021 tarih ve 2021/1089 Esas, 2021/1387 Karar sayılı kararı ile, tüm dosya kapsamı incelendiğinde sözleşmenin ifa olanağının bulunduğu, 2002 tarihinden itibaren taşınmazın Bekir'in zilyetliğinde bulunduğu, taşınmaz vaad alacaklısına teslim edilmiş ise 10 yıllık zamanaşımı savunmasının dinlenemeyeceği, davalının bedelin ödenmediği savunmasını ispatlayamadığı gerekçeleriyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. VII. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Taşınmaz üzerindeki orman şerhi nedeniyle taşınmazın satış vaadi sözleşmesine konu olamayacağını ve İmar Kanunu'nun 18/son maddesi gereğince satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, 2. Davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, 3. Satış vaadi sözleşmesinin bedelinin ödenmediğini, 4. Müvekkilinin gönderdiği ihtarnameye rağmen davacının müdahalesine son vermediğini, 5. Davaya konu edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin vaad borçlusu taşınmaz maliki olmadığından fiilen ve ayrıca kanuna aykırı bir sözleşme akdedilmiş olması nedeniyle hukuken de ifa imkânsızlığının bulunduğunu belirterek doğru olmayan kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 nci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tüm dosya incelendiğinde, noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde bedelin ödendiğinin belirtildiği, davalının satış bedelinin ödenmediğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, gerek tanık beyanları gerekse davalının gönderdiği ihtarnameden dava konusu taşınmazda davacının zilyet olduğu anlaşıldığından 10 yıllık zamanaşımı savunmasının burada dinlenemeyeceği, İmar Kanunu'nun 18/son maddesinin dava konusu taşınmazın tamamı sözleşme konusu olduğundan burada uygulama olanağı bulamayacağı, taşınmaz üzerindeki orman şerhi ile ilgili yerlerden yapılan araştırmalarda taşınmazın satılmasına engel oluşturmadığının anlaşıldığı ve sözleşmenin ifa olanağının bulunduğu hususları birlikte dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VIII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/8374, K. 2023/1278, T. 02.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2021-8374-e-2023-1278-k-88c9fbae5268