Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/8169 E. 2023/2276 K.

Konu: Muhdesatın Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/8169
Karar No
2023/2276
Karar Tarihi
Konu
Muhdesatın Tespiti

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalılardan ... ve ... vekili ile davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeninden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalılardan ... vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların müşterek malik olduğu 328 ada 30 (eski 2531) parsel sayılı taşınmaz hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu açıklayarak, taşınmaz üzerindeki dört dükkan ve iki dairenin, arka planda kalan havuzlu dubleks villanın ve halen davalılardan ... ve ...’nin ikamet ettiği taşınmazdaki ek binanın müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar; davaya cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla (özetle); dava dilekçesinde her ne kadar arsanın ön tarafında yola cepheli bölümde dört adet iş yerinden bahsedilmişse de fen raporundan da anlaşıldığı üzere bu kısımda iki adet iş yerinin bulunduğunu, ancak projesinde dört adet iş yeri olarak planlandığı, taraflar arasındaki miras paylaşımında iş yerlerinin bulunduğu zeminin davalı ...’e kaldığı, davalıya kalan bu bölümde davacı ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde iş yerlerlerini inşa ettikleri, yapılar inşaa edilirken davacının maddi olarak, davalının ise hem bürokratik izinlerin alınması hem de kendi payına denk gelen parçanın kullanılmasına izin vererek katkıda bulunduğu, elde edilen gelirlerin davacı ve davalı ... arasında eşit şekilde paylaşıldığı, 2 numaralı celse zaptında da davacı asilin bu yönde beyanlarının olduğu, dükkanların üstüne denk gelen iki adet konut nitelikli muhdesatın davacı tarafından alt katta bulunan iş yerlerinden elde edilen kira bedelleri ve üçüncü kişilerden borç alınan paralar ile meydana getirildiği, davalı ...'in bu alanlarda meydana getirilecek muhdesata baştan izin verdiği, karşılığında herhangi bir pay talep etmediği, iki katlı dubleks villa ve havuz vasıflı yapının hem davacının miras paylaşımında kendi payına denk gelen kısma inşa edildiği gibi hem de davalıların bu yer ile ilgili muhdesat iddiasına karşı açıkça karşı çıkmadıkları, herhangi bir karşı ispat vasıtası da gösterilmedikleri ve davacı tek katlı-yığma kargir konut yapısına ilave eklenti vasıflı muhdesata ilişkin aidiyet iddiasında bulunmuş ise de bu konuda davasını yeterli delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile dava konusu 328 ada 30 (eski 2531) parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yola cepheli olan iki katlı yapının ilk katında bulunan iki adet iş yeri vasıflı muhdesatın 1/2 hissesinin davacı ...’e, diğer 1/2 hissesinin ise ...’e aidiyetinin tespitine, ilgili parsel üzerinde yer alan yola cepheli olan iki katlı yapının ikinci katında bulunan iki adet konut vasıflı muhdesatın Nermin’e aidiyetinin tespitine, aynı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı dubleks villa ve havuz vasıflı muhdesatın davacı ...’e aidiyetinin tespitine, yine aynı gayrimenkulde yer alan tek katlı-yığma kargir konut yapısına ilave eklenti vasıflı muhdesatın davanın tüm taraflarına eşit hisseler halinde aidiyetinin tespitine ve davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılardan ... ve ... vekili ile davalılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili özetle; tanıkların hepsinin görgüye dayalı beyanlarda bulunduğunu, bazılarının şahsen müvekkiline inşaatın yapımında maddi katkıda bulunduklarını, ...’in 2000 yılında muhdesatları yapmaya başlamış olduğu iddiasının doğru olmadığını, muhdesatları davalı ...’in yaptığını belirtseler de davaya konu muhdesatların tamamı üzerinde tüm emek ve maddi katkıyı sadece müvekkilinin karşıladığını, davalının tek erkek çocuk olması nedeniyle ön tarafın bazı kardeşler tarafından sözlü olarak davalılardan ...’e verilmiş ise de yasal bir taksim sözleşmesi olmadığını, dava konusu yapıların vekil edeninin maddi-manevi katkıları ile yapıldığını, "... Mimarlıktan" gelen yazıdan da anlaşılacağı üzere proje aşamasından itibaren inşaatın her şeyi ile müvekkilinin ilgilendiğini, müvekkilinin davaya konu yer ile ilgili belediye ödemelerini yaparak bazı satın almalar yaptığını, imar affından yararlanmak için başvurduğunu, bu taşınmazlardan kira geliri elde ettiğini, bir kısım kiraları da ...’e gönderdiğini, bunun nedeninin ...’in inşaatın yapımına katkısından kaynaklanmadığını, sadece ona düşen arsa üzerine inşaat yaptığı ve kardeşler arasında sorun yaşanmasını istemediği için olduğunu, müvekkilinin projeyi çizdirdiğini, daha sonra belediyeden istimlaklı yerin parasını ödeyerek geri aldığını, ancak bu bedeli kendi ödemesine rağmen tapuyu üzerine alamadığını, ... ve ...’in ikamet ettiği eklentinin müvekkili tarafından yapılmasına rağmen davanın tüm taraflarına eşit hisseler halinde aidiyetine karar verildiğini, davaya konu edilen yola cepheli, altında dört dükkan, üstünde iki daire bulunan taşınmazın zemin kattaki dükkanlara ait bölümünün 1/2'sinin davalılardan ...’e aidiyetine karar verilmesinin doğru olmadığını, zira ilgilinin bu binaların yapımında ne bedenen ne de madden hiç bir katkıda bulunmadığını, mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, ...’in fikir olarak müvekkiline buraya inşaat yapmasına izin verdiğini, eylem birliği içinde yer almadığını, dosyadaki delil durumuna göre, dava konusu edilen tüm yerlerin, müvekkilinin maddi-manevi emeği ile yapıldığının ortaya çıktığını, inşaatın yapılması için fikir beyan etmesinin ona bu yapılardan hisse verilmesini gerektirmediğini ileri sürmüştür. 2. Davalılardan ... ve ... vekili özetle; Sapanca Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.12.2018 tarihli celsesinde davalıların davaya konu muhdesata ilişkin beyanda bulunduklarını, ayrıca muhdesat tespiti davasının açıldığından haberlerleri olmadığını, iki davayı tek dosya olarak algıladıklarını, bu çerçevede muhdesat davasını anlamadıklarından katılım da sağlayamadıklarını, vekil edenlerinin açıkça muhdesata ilişkin hakları olduğuna dair bir beyanda bulunmadıklarını, hatta taşınmazların davacı ve kardeşi tarafından birlikte yapıldığının ifade ettikleri, haklarında dava açılamayacağını ve aleyhlerinde yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür. 3. Davalılardan ... vekili özetle; yola cepheli iki katlı yapının ikinci katında bulunan dairelere yönelik kanun yoluna başvurduklarını, gerek müvekkilinin eşi gerek ise kendisinin çalışarak muhdesatın yapımına katkıda bulunduğunu, vekil edeninin eşi Ayla’nın tüm birikimini ve altınlarını bozdurup inşaatın yapımını yürüten ... Mimarlık' a elden teslim ettiğini, davacının ise uyuşmazlık konusu yapıları inşaa edildiği dönemde herhangi bir gelirinin bulunmadığını, uyuşmazlık konusu yola cepheli 4 dükkan 2 daire şeklinde kullanılan iki katlı yapının her ne kadar müvekkili tarafından yapılmış ise de yapının 2 dükkan 1 dairesinin davacı tarafından, diğer 2 dükkan 1 dairesinin ise müvekkili ... tarafından kullanılmakta olduğunu, davacı tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını, dava dışı ... Mimarlık tarafından dosyaya ibraz edilen müzekkere cevabında "...... ve ... bizim yürüttüğümüz projelendirme sürecini birlikte takip etmişlerdir..." şeklinde ifadenin yer aldığını, söz konusu muhdesatın müvekkili tarafından yapılmışsa da o dönemde davacının müvekkili ile birlikte yaşaması nedeni ile davacının inşaatın yapımında katkısı bulunduğunu, bu sebeple mimarlık şirketinden inşaatın müşterek takip edildiğine ilişkin bir cevabın dosyaya ibraz edildiğini, somut delillere rağmen uyuşmazlık konusu yola cepheli iki katlı yapının ikinci katında bulunan konut vasıflı muhdesatın aidiyetinin davacıya tespiti kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Davalılar ... ve ...’nin ortaklığın giderilmesi davasında davacının hak iddia ettiği muhdesata yönelik mülkiyet iddialarının bulunmadıklarını belirterek beyanlarını imzaları ile teyit ettikleri, bu yönü ile davacının bu davalılar yönünden dava açmada hukuki faydasının olmadığı, 2. Davalı ...’inde ortaklığın giderilmesi davasında havuzlu dubleks niteliğindeki binayı davacının yaptırdığını beyan edip bu muhdesat hakkında mülkiyet iddiasında bulunmadığı, bu sebeple ilgili muhdesat yönünden dava açmakta hukuki yarardan söz edilemeyeceği, 3. Aynı şekilde davacının dava konusu ettiği tek katlı eklenti niteliğindeki yapı hususundaki iddiasını ortaklığın giderilmesi davasında ileri sürmediği gibi bu muhdesat hakkında taraflar arasında uyuşmazlık doğmadan eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla anılan bu yapı hakkında da dava açmada hukuki yararın bulunmadığı, 4. Davacının dava konusu 4 dükkan 2 daireden oluşan binayı yalnızca kendisinin emek ve gelirleri ile meydana getirdiğini duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlayamadığı, 5. Dava konusu taşınmazdaki yapının davacılar tarafından meydana getirildiğinin tespiti yerine, 4721 sayılı TMK’nın 684 üncü maddesi hükmüne aykırı olarak muhdesatın zeminden ayrı bir mülkiyete konu olacak şekilde davacıya aidiyetine karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisine, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ... aleyhinde dava konusu 328 ada 30 (eski 2531) parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı dubleks villa ve havuz vasıflı muhdesat hakkında açtığı davasının kabulüne, bu muhdesatın davacı tarafından yaptırıldığından tespitine, diğer davalılar.... ve .... aleyhinde dava konusu ilgili taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı dubleks villa ve havuz vasıflı muhdesat hakkında açtığı davasının hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine, davacının dava konusu 328 ada 30 (eski 2531) parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yola cepheli olan 4 dükkan 2 daire niteliğindeki muhdesat hakkında davalılar .... ve .... aleyhinde açtığı davasının esastan, diğer davalılar .... ve ... hakkında açtığı davasının hukuki fayda yokluğu nedeniyle reddine, ve davacının dava konusu 328 ada 30 (eski 2531) parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı-yığma kargir konut yapısına ilave eklenti vasıflı muhdesat hakkında açtığı davasının tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere benzer sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığını belirtilerek hükmün bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, "Bütünleyici parça" kenar başlıklı 684 üncü maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur..." 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, "Taşınmaz mülkiyetinin içeriği" ve "Kapsam" kenar başlıklı 684 üncü maddesi şöyledir: "Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer." 3. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi; Eşya Hukuku'nda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Kavak ve söğüt ağaçları, kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilen ve kesilip satılabilen ağaçlar olması nedeniyle muhdesat niteliğinde kabul edilmemiştir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK madde 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 4. Taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda, mahkemece araştırılması gereken husus; muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle ve özellikle kimin adına ve hesabına yaptırıldığıdır. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılardan ...’e verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/8169, K. 2023/2276, T. 25.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2021-8169-e-2023-2276-k-7b4b0c74fee3