Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2014/1893 E. 2014/4597 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/1893
Karar No
2014/4597
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : İşe İade YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalı işverene ait işyerinde çalışan davacı işçinin iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren vekili, davacının, iş sözleşmesi devam etmekte iken 18 Temmuz 2012 tarihinde kendisine bağlı çalışan satış temsilcisi ...'e ait iş aktinin feshi işlemleri sırasında ...'ü tehdit ettiği ve ağır küfür ve hakaret içeren beyanlarda bulunduğunu, somut durumun ...'ün ihbar ve şikayet dilekçeleri ile ortaya çıkmış olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan değerlendirme sonucunda 25.07.2012 tarihli fesih bildirimi ile davacının iş sözlemesinin 4857 sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince, işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler ile geçerli nedenlerle sona erdirildiğini, davacının davalı şirket işçisi olan ...'ü işten çıkarırken küfür ve hakaret etmesi nedeni ile bu olaydan sonra işveren açısından iş akdinin devamının beklenemeyeceğini, davacının bu eylemi ile taraflar arasındaki iş ilişkisini ağır surette zedelemiş olup iş ilişkisinin devamının davalı şirket açısından mümkün olmadığını, bu nedenle davacının iş sözleşmesinin feshinin kaçınılmaz hale geldiğini, davacının subut bulan eylemlerinin aslında 4857 sayılı Yasanın 25.maddesi gereğince haklı fesih sebebi olmasına rağmen davalı şirket tarafından geçerli fesih sebebi olarak değerlendirildiğini ve işçiye hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmiş olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin iş veren vekili itirazlarının mahkemede yeterli kanaat oluşturacak şekilde kesin ve güçlü delilerle ispatlanmadığı anlaşıldığından bahisle davacının kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. fıkrasının (c) bendi uyarınca işçinin işverenin diğer bir işçisine cinsel tacizde bulunması, haklı fesih nedeni olarak belirtilmiştir. İşçinin cinsel taciz niteliğinde olmamakla birlikte uygunsuz sayılabilecek davranışlarda bulunması ve bu davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde, örneğin bir bayan işçisine telefon etmesi, yemeğe davet etmesi, ısrarlı davranması gibi geçerli nedenden söz edilebilir. Aynı maddenin II.d maddesi uyarınca, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene, aile üyelerinden birine veya işverenin diğer bir işçisine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek, işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli fesih nedenidir. Somut olayda davacının Akdeniz Bölgesi Bölge Müdürü olarak yaklaşık 2 yıl süreyle çalıştığı, iş sözleşmesinin, davalı şirketin bir başka işçinin iş sözleşmesinin feshi işlemleri sırasında davacı ile ilgili işçi arasında geçen ve davacının sarfettiği sözler ve tutum ve davranışları nedeniyle geçerli nedenlerle feshedildiği belirtilmiştir. Davacıya isnat edilen eylemlere ilişkin olarak iş sözleşmesi davacı işçi aracılığı ile feshedilen işçiye ait 20 Temmuz 2012 tarihli şikayet dilekçesinde, "... zilyedinde mevcut 34 GN 8101 plakalı araç, bilgisayar ... teslimi sırasında tüm eşya ve araç eksiksiz olarak sunulmuş ve fakat şirketiniz bölge müdürü sıfatıyla hareket eden ... tarafından çeşitli engellemelerle karşılaşılmış, araç muayene edilmesine ve gerekli yerlerde incelenmesine rağmen son olarak otel önünde teslimi sırasında aracın bagajın boşaltılması istenmiş, stepne görmek istenmesi gibi ve sair anlamsız ve yetkisi olmayan isteklerde bulunan araba tamircisi gibi hareket eden ve fakat bölge müdürü sıfatına haiz ... isimli şahıs tarafından araç teslimi sonrası arkadan;sözlü taciz ve küfürlerde bulunmuş, "yürü anca gidersin", "tabanvayla yola devam" gibilerinden sözler sarfetmiş, kendisine ikazda bulunulmasına rağmen daha da ileri giderek " ananı s.keyim", " O...çocuğu", " a.cık ağızlı", "p.ç kurusu" gibi daha birçok ağza alınmayacak hakaret ve sinkaflı küfürler sarf edilmiş ve çeşitli hakaret içeren el hareketleri yapılmış, görev ve pozisyonuna yakışmayacak söylemlerde bulunulmuştur...." şeklinde olduğu, aynı hususları içeren 19 Temmuz 2012 günlü saat 23.06 da gönderilen mail ile de bildirilmiştir. Her ne kadar bu yaşananlar nedeniyle iş akti feshedilen Volkan isimli işçi şikayeti nedeniyle yapılan savcılık soruşturması neticesinde " ...müştekinin dilekçesinde gösterdiği tanığın iddiayı doğrulamadığı, müştekinin soyut iddiası dışında şüphelinin atılı suçu işlediğine ilişkin kamu davası açılmasına yeterli başkaca delil ve emare mevcut olmadığı anlaşıldığından" bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüş ise de; davacının fesihten 1,5 ay kadar önce mevcut göreve geldiği, iş akti feshedilen işçi ile davacı işçi arasında husumet oluşturacak bir durumun dosyaya yansımadığı ve dolayısıyla iş akti feshedilen işçinin davacıya suç isnat etmesini gerektirecek somut olguların bulunmadığı görülmüştür. Kaldı ki davalı tanığı olarak verdiği beyanlarında da benzer şekilde beyanlarda bulunduğu görülmüştür. Dolayısıyla davacının mevcut görevi, şirketi temsil etme ve bu hali ile de şirketin bir işçisinin iş aktinin feshi sırasında gerek amir olarak gerekse insani olarak söz konusu davranışların şirket politikası ile uyuşmayacağı, davacının yukarıda bahsedilen eylemleri gözetildiğinde davacının davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve işverence iş ilişkisini sürdürmesi beklenemeyeceğinden feshin geçerli nedene dayandığından işe iade isteğinin reddedilmesi gerektiği halde talebin hatalı gerekçe ile kabulü bozmayı gerektirmiştir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 25,20 TL harçtan peşin yatırılan 21,15 TL harcın tenzili ile bakiye 4,05 TL harç giderinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının yapmış olduğu 88,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan gider ve delil avansının istek halinde ilgilisine iadesine, 8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 25/02/2014 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/1893, K. 2014/4597, T. 25.02.2014, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2014-1893-e-2014-4597-k-701109f58f25