Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/15253 E. 2013/11966 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/15253
Karar No
2013/11966
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı iş aktinin haksız olarak feshedildiğini ve feshin geçerli bir nedene dayanmadığını belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer hakların davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan ... Teknik A.Ş. Davacının kendi işçisi olmadığını davanın husumet nedeniyle ve sözleşmenin belirli süreli olması nedeniyle reddini savunmuş diğer davalı şirket ise davaya dahil edilmiş 13/12/2012 tarihinde yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermemiş duruşmaya katılmamıştır.

Mahkemece, davacının iş güvencesinden yararlanabilmesi için işyerinde altı aydan fazla çalışmasının zorunlu bir unsur olduğu, iş akdinin belirli süreli olması ve sürenin sonunda yöntemine uygun olarak sonlandırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışması ve en az altı aylık kıdeme sahip olması gerekir.

4857 sayılı İş Kanununun 11. maddesinde, “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklinde düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir.

Salt süreye bağlı bir iş sözleşmesinin mevcut olması hemen işe iade davasının reddi sonucuna götürmemelidir. Zira, 11’inci madde, belirli süreli iş akdini yapma serbestisini sınırlandırmış ve bu tür sözleşmelerin yapılabilmesi, söz konusu hükümde belirtilen objektif koşulların varlığına bağlanmıştır. Dolayısıyla iş sözleşmesini belirli süreye bağladıklarında, hakim, objektif ve esaslı koşulların var olup olmadığını incelemelidir. İş sözleşmelerinin belirsiz süreli olmasının asıl olmasının sonucu olarak, belirli iş sözleşmesinin varlığını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür.

Belirli iş sözleşmesinin varlığının kabulü için hangi durumların objektif neden olarak kabul edilebileceği İş Kanunu’nun 11’inci maddesinde örnek kabilinden sayılmıştır: İşin niteliği gereği belirli bir süre devam etmesi, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması. Kanun’da gösterilen bu nedenler tahdidi olarak değil; örnek kabilinden verilmiş; benzer hallerde belirli iş sözleşmesi kurulması imkanı açık tutulmuştur. Zira, söz konusu hükümde açık olarak “..gibi objektif koşullara bağlı olarak” ifadesine yer verilmiştir.

Taraflar arasında, İş Kanunu’nun 11’nci maddesinin 1 ve 2’nci fıkraları anlamında esaslı neden olmadan akdedilen belirli süreli sözleşme, belirsiz süreli, sayılacağından, işveren, sürenin sona ermesiyle sözleşmenin sona erdiğini bildirdiğinde, işçi, sözleşmenin belirsiz süreliye dönüştüğünü, işverenin bildirim şartına uymadan iş sözleşmesini feshettiği gibi geçerli bir sebep gösterilmeden feshedildiğini ileri sürerek bir aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açabilecektir.

Dosya içeriğine göre somut olayda davacı işçinin davalıya ait işyerinde 16/07/2011-17/01/2012 tarihleri arası çalıştığı uyuşmazlık dışıdır. Bu süre 6 ay 1 gün eder. Davacı davalı işyerinde çelik konstrüksiyon işçisi olup sözleşmenin belirli süreli olarak yapılmasını gerektirir objektif esaslı bir durum söz konusu değildir. Davacının davalı işyerinde yaptığı iş, ve davalı şirketin faaliyet konusu gözönüne alındığında süreklilik arz eden bir iştir. Kaldı ki; davacının aynı işyerinde çalıştığı esnada göçük altında kalma sonucunda kardeşinin vefat ettiği, kardeşinin bu şekilde vefatı sebebiyle davacı ve ailesinin davalı işveren aleyhine 18/11/2011 tarihinde Afşin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2011/1076 E. Sayılı dava dosyası ile tazminat davası açtıkları ve bu dava nedeniyle sorumlu amiri ... tarafından, çalışmasına devam edebilmesi için davayı geri alması yönünde baskı yapıldığı bu nedenle iş akdinin feshedildiği 06/11/2012 tarihili duruşmada dinlenen tanık beyanıyla sübuta ermiştir.

4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.

Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.

Davalılar arasında üst-alt işveren ilişkisi bulunduğu, işverence, davacının iş sözleşmesinin feshinin haksız ve geçersiz olduğu, davalılarca feshin haklı ve geçerli nedene dayandığının ispatlanamadığı bu nedenle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının alt işveren ... Makine Temizlik İnş. Gıda Ltd. Şti. İşyerine işe iadesi ile işe başlatmama tazminatının davacının kıdemi ve işverenin kötüniyetli fesih nedeni göz önüne alınarak davacının 6 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine ve işe başlatmama ve boşta geçen süre ile yargılama giderlerinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmek gerekirken davacının kıdeminin altı aydan fazla olmadığı ve davacıyla akdedilen sözleşmenin belirli süreli olduğu, davacının iş güvencesinden yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.

4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının alt işveren ... Makine Temizlik İnş. Gıda Ltd. Şti. Işyerine İŞE İADESİNE,

3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın her iki davalının müştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu olmak kaydı ile miktarının davacının kıdemi, işverenin kötüniyetli fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 6 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,

4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,

5-Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubu ile kalan 3,15 TL harç giderinin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

6-Davacının yapmış olduğu 45.60 ilk gider ve 105,00 TL posta ve tebliğ masrafı olmak üzere toplam 150,60 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

8-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,

9-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, 26.06.2013 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/15253, K. 2013/11966, T. 26.06.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-15253-e-2013-11966-k-cbea767fc193